Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Şile Belediyesi'ne yönelik yürütülen rüşvet ve yolsuzluk soruşturması kapsamında tutuklanan ve görevinden uzaklaştırılan eski Belediye Başkanı Özgür Kabadayı ve diğer sanıkların yargılanmasına devam edildi. Kabadayı, belediye başkanlığına adaylık sürecinden görev yaptığı dönemde yaşandıklarını anlattı, ifadeleri şaşkına çevirdi.

Özgür Kabadayı savunmasında, "Ben yıllardır Şile'de ailemle birlikte esnaflık yapmaktayım ve geçimimi bu şekilde sağlamaktayım. İlçemde tanınan, sevilen bir esnaf olarak yaşadım. Siyasete girmeden önce yerel yönetimlerin işleyişi hakkında herhangi bir tecrübem yoktu. Belediye başkanlığı başvurusunda bulunmadan önce, özellikle Şile'de yaşayan vatandaşlarımın istekleri doğrultusunda aday oldum. 5 aday adayı arasında yapılan anketler sonucunda ismimin ön plana çıktığı söylendi. Bunun üzerine CHP yöneticileri ve Ekrem İmamoğlu tarafından aday olacağım söylendi. Seçim kampanyası ya da belediye tecrübem olmadığını zaten ifade etmiştim, kendileri de biliyorlardı. Buna rağmen aday oldum ve beklenmedik şekilde seçimi kazandık. Göreve başladığımda belediye yönetimini nasıl yürüteceğim konusunda ciddi endişelerim vardı. Ekrem İmamoğlu ile görüşmelerimde destek verileceği ifade edildi" dedi.

Kabadayı, "Seçimden yaklaşık bir veya iki ay sonra İstanbul'da bir otelde CHP'li 26 belediye başkanının katıldığı bir toplantı yapıldı. Toplantıya Ekrem İmamoğlu ve o zamanın CHP İl Başkanı Özgür Çelik çağırdı. Toplantı öncesinde telefonlarımız özel kalemlere verildi ve benim telefonumu da o zamanki yanımda bulunan özel kalem Oğuz Kaçmaz aldı ve toplantıya başladık. Toplantının konusu partinin kazandığı belediye sayısı, il örgütlerinin masrafları, önümüzdeki kongre, kurultay ya da cumhurbaşkanlığı seçimi ile ilgili bütçe konuşuldu. Toplantıda Hasan Tozkoparan yanıma geldi. Şile'de kendisine yakın kişilere ait yapıların iskanıyla ilgili bir menfaat karşılığında partiye istenen tutardan mahsup yapılacağını söyledikten sonra ben toplantıdan çıktım. Çünkü artık taleplerden bunaldım. Artık toplantılara katılmamaya başladım" dedi.

Kabadayı, "Şile'de bir otelde İBB meclis üyesi kampı yapıldı. Bu kampın parası Hasan Tozkoparan tarafından benden istendi. Bunu da bana ileten Oğuz Kaçmaz. Ben de Özgür Çelik'i aradım ve bu konuya itiraz ettim. Ve orada şöyle bir konuşma oldu: Adaylık döneminde normal şartlarda Şile'yi CHP'nin kazanacağını düşünselerdi ben aday olamazdım. İlla ki kendi içlerinden bir tanesi aday olacaktı. O yüzden de herhangi bir adaylık masrafı ya da adaylık parası böyle bir talepte bulunulmadı benden. Ama seçim kazanıldıktan sonra ne oldu? Şile'ye bir akın oldu parti tarafından. Adaylık döneminde para vermemiş olmamın telafi edilmesinin beklendiği yönde sözler söylenildiğini çok iyi hatırlıyorum, yani bu otel parasıyla ilgili. Ben bu taleplere hep karşı çıktım, 1 lira dahi ödemedim" ifadelerini kullandı.
Kabadayı, "Bir gün Hasan Tozkoparan tarafından telefonuma 3-4 tane Şile Belediyesi personelinin isminin yazdığı mesaj geldi. 'Bunlar seçim zamanı Ekrem İmamoğlu'na küfür etti, bunlarla yolumuzu ayırmamız lazım' dedi. Ben bu arkadaşları çağırdım. Bunu onlara söylerken onlar da ağladı ben de ağladım. 'Bana 2 ay müsaade edin ben kendimi toplayayım şu an bir şey yapamıyorum elim kolum bağlı' dedim. Daha sonra yine bir personelin bana bozkurt yapan fotoğraflarını atarak işten çıkarmamı istedi. Direkt aradım başkanı dedim ki, 'Hasan Başkan, ben kalkayım buradan siz oturun. Benim alacağım personele, çıkaracağım personele siz karar verecekseniz ben kalkayım' dedim. Ben bu konudan sonra özellikle bu siyasi aidiyeti gerekçe göstererek bütün il başkanlığıyla olan sürecimi kestim" diye konuştu.

35.Şile Bezi Festivali'ne ilişkin Kabadayı, "Herkesin ağzında bir Sıla. Başkan Sıla'yı istedi deyip durdular. Ben özellikle Sıla'yı istemedim ama şunu istedim: Önceden gelen sanatçılar gelmesin. Bu olayı biraz magazinleştirmişler ama böyle bir durum yok. Hangi sanatçılar sunulmuşsa, hangi sanatçılar müsaitse o gelmiş. Sıla'nın o gün başka bir konseri varsa ne yapacaktık? Festivali iptal mi edecektik Sıla gelemedi diye. O yüzden biraz bu konuyu abarttılar" dedi.
Kabadayı, "Berna Avcı'ya bir telefon aldık. Bunun için eşim de para verdi, ben de verdim. Özel Kalemde Emel vardı zannedersem o da verdi. Oğuz da 'Bende kalanını tamamlarım birkaç arkadaşla' dedi. Ben Sercan'a para dahi vermedim. Sercan'la bir ilişkim yok benim. Ben Oğuz'la yaptım bu işi. Oğuz'a Berna'nın doğum günü olduğunu söyledim. Telefonu da arızalı mıydı, neydi. Dedim bir telefon alalım hep birlikte. O alınan telefon bu telefon. Ama öyle bir anlatılıyor ki işte ben çantadan bir balya çıkarmışım. Ben şeyim ya, Richie Rich'im o ara herhalde. Odada her yerde para var sanki" diye konuştu.
Kabadayı, "Çağlar Ersoy Araba için geldi 700 bin lira istedi, ben de o kadar çıkmaz benden dedim. 100 bin lira verdim. Akşam ayarladım ertesi gün aradım, 'Eşinle çocuğunla bize gelirsin yemeğe 100 bin lira ayarladım onu takdim ederim sana' dedim. Bu kadar. Denildiği gibi dolarlar vermedim. Mutlu U.'ya verilen para olayına ilişkin de, Mutlu U. beni aradı, parasal bir sıkıntısı olduğunu söyledi. Ben de Çağlar Ersoy'u aradım. Alacağım vardı zaten, sen ver sonra hallederiz dedim. Olay bundan ibaret.Akşam ayarladım ertesi gün aradım, 'Eşinle çocuğunla bize gelirsin yemeğe 100 bin lira ayarladım onu takdim ederim sana' dedim. Bu kadar. Denildiği gibi dolarlar vermedim. Mutlu U.'ya verilen para olayına ilişkin de, Mutlu U. beni aradı, parasal bir sıkıntısı olduğunu söyledi. Ben de Çağlar Ersoy'u aradım. Alacağım vardı zaten, sen ver sonra hallederiz dedim. Olay bundan ibaret" dedi.
Mahkeme, avukat taleplerinin dinlenmesi ve ara karar için duruşmayı 6 Kasım'a ertelendi.