Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul

Milli Savunma Bakanlığı Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı’nda son dönemde yaşanan olaylarla ilgili açıklamalarda bulunuldu. İran füzelerine karşı Malatya'ya Patriot sisteminin konuşlandırılmasının ardından neden S-400'lerin kullanılmadığı konusu tartışılmaya başlanmıştı. MSB'den konuyla ilgili bir açıklama geldi.

Türkiye'nin hava ve füze savunma faaliyetlerinin tehdit değerlendirmeleri ve operasyonel ihtiyaçlar doğrultusunda çok katmanlı bir yapı içinde yürütüldüğünü aktaran MSB, en uygun savunma unsuru, angajman kuralları ve mevcut operasyonel tablo dikkate alınarak belirlendiğini bildirdi.

MSB'nin açıklamasının devamında şu ifadeler kullanıldı:
"Türkiye, NATO’nun entegre hava ve füze savunma sisteminin bir parçasıdır. Bu sistem: Erken uyarı sensörleri, komuta kontrol sistemi ve önleme füzelerinden oluşmaktadır.
Bir balistik füze tespit edildiğinde, müdahale süresinin çok kısa olması sebebiyle sistem en uygun ve en hızlı önleme aracını otomatik olarak seçerek ateşlemektedir. Ülkemize yönelen balistik füze tehdidine karşı en uygun ve etkin savunma unsurları devreye alınarak söz konusu mühimmat başarıyla imha edilmiştir"
İncirlik bir Türk üssüdür. Eskişehir’deki Muharip Hava Kuvveti Komutanlığımıza bağlı olarak görev yapan 10’ncu Ana Jet Üs Komutanlığımız Adana İncirlik’te konuşludur. 10’ncu Ana Jet Üs Komutanlığımızda, F-16 filomuz, Tanker filomuz ve İHA’larımız bulunmaktadır. Üzerindeki tüm tesisleri ile birlikte mülkiyeti Türkiye Cumhuriyetine aittir. Üs komutanı Türk Tuğgeneralimizdir. Orada Amerikan askerlerinin olması Amerikan üssü olduğu anlamına gelmez. Orada ayrıca İspanya, Polonya ve Katar askeri personeli de bulunmaktadır.

Doğu Ege Adaları Yunanistan’a 1923 tarihli Lozan Barış Antlaşması ve 1947 tarihli Paris Barış Antlaşması ile gayri askeri statüde bulundurulma şartıyla devredilmiştir.
Limni (Lozan Barış Antlaşması) ve Kerpe Adaları (Paris Barış Antlaşması) gayri askeri statüde olması gereken adalardır. Gayri askeri statü, antlaşmaların esaslı şartı olarak düzenlenmiştir. Dolayısıyla gayri askeri statünün ihlal edilmesi esaslı bir ihlale sebep olmakta ve bu oldu-bitti çabaları hukuken tek taraflı olarak gayri askeri statünün sona erdiği sonucunu doğurmamaktadır. Bu husus devletimizin en üst kademesi tarafından da dile getirilmiştir. Yunanistan’ın usulüne uygun olarak akdedilmiş antlaşmalar hilafına adaların statülerini ihlal eden girişimleri hem hukuka aykırılık yaratmakta hem de komşuluk-müttefiklik ilişkilerimizi zedelemektedir. Coğrafyamızda süregelen güvenlik krizlerine karşı NATO müttefikleri arasında bu tarz durumların yaşanması kabul edilemezdir. Yunanistan’ın gerçek amaca hizmet etmeyen ve bölgemizde yaşanan krizleri fırsata çevirmeye yönelik girişimlerini kabul etmediğimizi ve bu doğrultuda gerekli tüm tedbirleri aldığımızı ifade ediyoruz.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin güvenliği ile Doğu Akdeniz’de barış ve istikrarın muhafazası, Türkiye açısından stratejik önemdedir ve bu konudaki tutumumuz net ve değişmezdir. ABD-İsrail ile İran arasında yaşanan çatışmalardan kaynaklanan füze ve drone tehdidi sonrası Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne konuşlandırdığımız hava ve hava savunma unsurlarımız; caydırıcılığı tahkim etmeye, hava sahasının güvenliğini desteklemeye ve muhtemel tehditler karşısında hızlı reaksiyon kabiliyetimizi güçlendirmeye yöneliktir. Aldığımız bu ilave tedbirler sadece Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin değil Ada’nın tamamının güvenliğine katkı sağlayacaktır.
Bilindiği üzere Türkiye Kıbrıs’ta Garantör ülkedir. Garantör olmayan bazı ülkelerin Kıbrıs Adası ve Doğu Akdeniz’e askerî unsur sevk ettiği bir ortamda, Türkiye’nin aldığı tedbirler son derece meşru, yerinde ve dengeli bir güvenlik yaklaşımının gereğidir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne biz yeteriz. Türkiye, bölgede gerilimi artıran değil barış ve istikrarı koruyan bir anlayışla hareket etmektedir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin güvenliği bizim güvenliğimizdir. Bununla birlikte, Kıbrıs Türklerinin hak ve menfaatlerini hedef alan hiçbir hasmane tutuma ve oldubittiye izin vermeyecek; Garantörlüğün vermiş olduğu hak ve yetkileri kullanmaktan çekinmeyeceğiz."