Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin başlamasında büyük rol oynadığı Terörsüz Türkiye sürecinde en son Cumhurbaşkanı Erdoğan, yasal düzenlemenin önümüzdeki günlerde Meclise sunulacağını açıkladı.
Kanlı eylemleriyle adeta Türkiye'nin yarım asrına pranga vuran ve binlerce insanının hayatını kaybetmesine neden olan terör örgütü PKK'nın silahları tamamen bırakmasını da kapsayan kritik sürecin ikinci aşamasında yasal düzenleme hazırlanıp uygulamaya geçilecek.

Konunun değerlendirildiği TGRT Haber'in Gündem programında konuşan Terör ve Güvenlik Uzmanı Abdullah Ağar, süreçteki tehlikeleri açıklayarak örgütün Irak, Suriye ve İran'daki hamlelerine dikkat çekti. Ağar, ABD ve İsrail'in de bölgede yeni projelerinin olduğunu belirterek Türkiye'deki Terörsüz Türkiye sürecinde bu konuların da hesap edilmesinin önemini vurguladı.
Terör örgütü PKK'ya inanmanın ve iş birliği yapmanın bedelinin Türkiye açısından son derece ağır olacağına vurgu yapan Ağar, Terörsüz Türkiye sürecinde geçilecek yasal aşamayla ilgili çekincelerini şöyle ifade etti:
"Terör örgütünün mensupları veya onun siyasi uzantıları 'Bu bir kök yasa, çerçeve yasa olacak.' diyorlar. Yani 'Bunun devamı gelecek.' diyorlar.

Kayıtsız şartsız silah bırakacaklar. Şimdi 30 tane sembolik silahın yakılmasından başka bir silah bırakma emaresi görüyor musunuz siz? Aksine çok daha güçlü, çok daha tehlikeli bir jeopolitik aktöre dönüştüğünü görüyoruz.
Şu an PKK'nın Suriye'de, Irak'ta, İran'a karşı nasıl kullanıldığını ve nasıl kullanılma hazırlığı içerisinde olduğunu, dosyanın kimin eline geçtiğini ve aslında bir şekilde İsrail'le ilgili bir dönemin son derece önemli, tehlikeli bir aparata dönüştüğünü görmemiz gerekiyor.
Türkiye'de elbette kan akmasın. Kan akmadı. Ama yarın oluk oluk kan akacak bir siyasi bir bölünme süreciyle karşı karşıya kalırsak ne olacak?
Suriye'de PKK'nın uzantısı olan YPG/SDG terör örgütüne karşı girişilen mücadeleyi de hatırlatan Abdullah Ağar, Suriye'deki detaya dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:
"Arap havzalarını temizleyen Ahmed Şara güçlerinin PKK'nın kontrol ettiği alanı elinden alması gerekiyordu. Ama Haseke'ye geldi, el frenini çekercesine durdu orada. Ve orada PKK'nın yapısal bütünlüğü korundu. Emir komutası korundu. Bağlantıları korundu. Tünelleri korundu. Ve sınır ötesi hareketleri korundu. Bunun üstüne Şam'a bir şekilde idari yapısını ve özerk yapısını koruyarak entegre olma meselesi ortaya çıktı ve Suriye devletinin üniformasını giymeye başladı. Resmi kimliğini kullanmaya başladı. Bir tanesi Haseke valisi oldu. Bir tanesi doğu bölge komutanı oldu. Bir tanesi Suriye Savunma Bakan Yardımcısı oldu.

Şimdi o zaman biz bir soru soracağız: Neden bu güçleri güçler imha olmadı? Bu işin arkasında kim var? Bugün Trump bir şey söylemeye başladı. Dedi ki 'Ahmed Şara benim adamım. Onu çok seviyorum. Hizbullah'ı Ahmed Şara halletsin.' demeye başladı. Bu ne demek? Bu mezhep fitnesinin ABD ve İsrail eliyle kullanılması demek.
100 bin deniyordu bunların sayısı. Bu 100 binlik PKK gücü nerede? O zaman sadece Suriye'ye bakmayacaksınız. Irak tarafına bakacaksınız. Irak tarafında PKK'nın özellikle Asos Dağı üzerinden, üzerinden Halepçe bölgesine genişlediğini görüyorsunuz. Hewraman İran eksenine kaydığını görüyorsunuz.

Geçen gün de New York Times'ta okudum. Diyor ki 'ABD'nin eğittiği SDG PKK'lılar Zagroslar'da PKK'nın İran ayağı PJAK'ın silahlı kanadı YRK'nın teröristleri eğitiyorlar.'
İran savaşı başladığında proje gündeme geldi. Ama sonra projeyi geriye çektiler. İran Devrim Muhafızları'yla PKK'lılar çatışmaya başladı. Yani sadece Irak'ın kuzeyinde yuvalanmış Kürt muhalif silahlı gruplarla değil. İran oraya çok güçlü bir yığınak yapmaya başladı. Ve PKK ilginç bir şekilde Kandil'e yığınak yapmaya başladı.
Şimdi bu açılardan bakıldığı zaman Bu Türkiye'deki terörsüz Türkiye sürecinin bu dönemde devreye girmesi çok manidar. PKK'nın buna uyum gösteriyor olması çok manidar.

Türkiye'de 2 senedir kan akmıyor. Bu sevindirici bir şey. Ama PKK'nın daha önceki ateşkeslerinde de benzer fotoğrafları gördük.
Gelecekte karşımızda çok daha büyük bir bela, çok daha büyük bir tehdit, zayıflayan İran'da Amerika'nın ve İsrail'in himayesiyle daha da güçlenmiş, daha da himaye altına girmiş bir PKK'nın Türkiye'ye mal olacağını nasıl neye mal olacağını bilmiyorum farkında mısınız?
ABD ve İsrail'in savaş sürecinde Kürtleri İran'ın üzerine saldırtmak istediğini hatırlatan Tan, Irak'ta da, İran'da da, Suriye'de de, Türkiye'de de yangının üzerine su döküldüğünü belirtti.

"Bu süreç ülkeyi de, bölgeyi de rahatlatacaktır." diyen Tan, Türkiye cennet mi olacaktır? Türkiye demokrasisi şaha mı kalkacaktır? Hayır onları demiyorum. Bir süreç, sakinleşme süreci olacak. Sonraki demokratikleşme mücadelesi ülkeyi bölmek, parçalamak değil, herkesin kendi hakkını, hukukunu alacağı, kimliğiyle yaşayabileceği, kimsenin kimse üzerinde efendi olmayacağı, jandarma olmayacağı, bir şeyi dikte etmeyeceği bir iklimi arayacağız." ifadelerini kullandı.
https://x.com/tgrthabertv/status/2083260488654193009