Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
İş yerinde patron hakkında WhatsApp'ta yapılan konuşmalar, çalışanlar için işten çıkarılma gerekçesine dönüşebiliyor. Ancak her özel yazışma fesih için yeterli sayılmıyor. Mesajların içeriği, hangi koşullarda elde edildiği ve iş ilişkisine etkisi belirleyici oluyor.
İş yerinde yaşanan sorunları arkadaşlarıyla WhatsApp üzerinden paylaşan, çalışma koşullarını eleştiren ya da patronu hakkında konuşan çalışanlar işten çıkarılabilir mi? İşveren, çalışanlarının özel yazışmalarını gerekçe göstererek iş sözleşmesini feshedebilir mi?
Avukat Gizem Gonce, Tgrthaber.com Özel Haber Editörü Zeynep Gizem Er’e yaptığı özel değerlendirmede, işveren hakkında konuşmanın tek başına haklı fesih nedeni olmadığını vurguladı.
Gonce, çalışma koşullarını eleştirmenin hakaret veya tehditten farklı değerlendirilmesi gerektiğini belirtirken, hukuka aykırı elde edilen WhatsApp mesajlarının delil olarak kullanılması ve özel yazışmaları hukuka aykırı biçimde denetleyen işverenin tazminat sorumluluğuna ilişkin kritik ayrıntıları açıkladı.

Çalışanların kendi aralarındaki WhatsApp yazışmalarının içeriğinin ve iş ilişkisine etkisinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Avukat Gizem Gonce, şu ifadeleri kullandı:
''İşveren hakkında WhatsApp üzerinden konuşmak, tek başına her durumda işten çıkarılmayı hukuka uygun hâle getirmez. Çalışanların kendi aralarında yaptıkları özel yazışmaların içeriği, kullanılan ifadeler ve bu konuşmaların iş ilişkisine etkisi birlikte değerlendirilmelidir. İşçinin çalışma koşullarını eleştirmesi ile işverene hakaret etmesi, tehditte bulunması veya işverene somut zarar veren davranışlarda bulunması aynı değildir. Feshin haklı veya geçerli bir nedene dayanıp dayanmadığı, somut olayın özelliklerine göre belirlenir.''

İşverenin çalışanına ait WhatsApp mesajlarını işten çıkarma gerekçesi olarak göstermesi, yazışmaların otomatik olarak hukuka uygun delil sayılacağı anlamına gelmiyor. Mesajların nasıl elde edildiği ve uyuşmazlıkla ilgili olup olmadığı da önem taşıyor.
Hukuka aykırı şekilde elde edilen delillerin mahkemede kullanılamayacağına dikkat çeken Gonce, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 189. maddesinin ikinci fıkrasını hatırlattı:
''WhatsApp mesajları, hukuka uygun biçimde elde edilmiş olmaları ve uyuşmazlıkla ilgili bulunmaları hâlinde delil olarak değerlendirilebilir. Ancak mesajların işveren tarafından hangi yöntemle elde edildiği önemlidir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 189. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hukuka aykırı olarak elde edilmiş deliller mahkeme tarafından dikkate alınamaz. Bu nedenle özel yazışmaların izinsiz biçimde ele geçirilmesi veya hukuka aykırı yollarla elde edilmesi durumunda delilin kullanılabilirliği ayrıca incelenmelidir.''

Çalışanın işveren hakkındaki olumsuz ifadelerinin doğrudan hakaret suçu oluşturmayacağını açıklayan Av. Gonce, kullanılan sözlerin içeriğine göre değerlendirilmesini söyledi:
''Her olumsuz ifade hakaret suçu oluşturmaz. Eleştiri ve hoşnutsuzluk açıklamaları ile hakaret niteliğindeki ifadeler birbirinden ayrılmalıdır. Türk Ceza Kanunu'nun 125. maddesi kapsamında hakaret suçunun oluşup oluşmadığı, kullanılan sözlerin içeriğine ve bağlamına göre değerlendirilir. Bununla birlikte, bir ifadenin ceza hukuku bakımından suç oluşturup oluşturmadığı ile iş sözleşmesinin feshi için yeterli neden teşkil edip etmediği ayrı hukuki meselelerdir.''

İşverenin WhatsApp yazışmalarını gerekçe göstererek çalışanı işten çıkarıp çıkaramayacağı, mesajların içeriği ve olayın koşullarına bağlı.
Avukat Gizem Gonce, haklı nedenle derhâl fesih için 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25. maddesinde aranan şartların gerçekleşmesi gerektiğini belirtti:
''Bazı durumlarda mümkün olabilir; ancak yalnızca işveren hakkında konuşulmuş olması haklı fesih için yeterli değildir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25. maddesi kapsamında haklı nedenle derhâl fesih yapılabilmesi için kanunda aranan koşulların gerçekleşmesi gerekir. İşçinin davranışının niteliği, ağırlığı ve iş ilişkisine etkisi önem taşır. İş güvencesi kapsamındaki çalışanlar bakımından geçerli nedenle fesih şartları da ayrıca değerlendirilmelidir. İşverenin fesih gerekçesini hukuken ortaya koyması gerekir.''

WhatsApp yazışmaları gerekçe gösterilerek işten çıkarılan çalışanların, gerekli şartları taşımaları hâlinde işe iade davası açma hakları bulunuyor. Feshin geçerli bir nedene dayanmadığını düşünen işçiler açısından başvuru süreleri ise büyük önem taşıyor.
İş güvencesi hükümlerinden yararlanmak için genel olarak belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalışma, en az altı aylık kıdem ve iş yerinde en az 30 işçi bulunması gibi koşullar aranıyor. Kanuni istisnalar da ayrıca değerlendiriliyor.
Av. Gonce, işe iade sürecindeki süreleri şöyle açıkladı:
''İş güvencesi hükümlerinden yararlanma koşullarını taşıyan işçi, feshin geçerli bir nedene dayanmadığını düşünüyorsa işe iade talebinde bulunabilir. Genel olarak belirsiz süreli sözleşmeyle çalışma, en az altı aylık kıdem ve iş yerinde en az 30 işçi bulunması gibi koşullar aranır; kanuni istisnalar ayrıca değerlendirilir. İş Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca kural olarak fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde arabulucuya başvurulması gerekir. Anlaşma sağlanamazsa son tutanağın düzenlenmesinden itibaren iki hafta içinde dava açılmalıdır.''

Çalışanın özel yazışmalarının hukuka aykırı biçimde elde edilmesi, yayılması veya kişilik haklarını ihlal edecek şekilde kullanılması işveren açısından tazminat sorumluluğu doğurabilir. Ancak her olayda otomatik olarak tazminata hükmedilmesi söz konusu değil; hukuki sorumluluğun şartlarının oluşup oluşmadığı somut olay üzerinden değerlendiriliyor.
Avukat Gizem Gonce, özel hayatın ve kişilik haklarının korunmasına ilişkin şu açıklamayı yaptı:
''Somut olayda hukuki sorumluluğun şartları oluşmuşsa çalışan manevi tazminat talep edebilir. Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25. maddeleri kişilik haklarının korunmasını, Türk Borçlar Kanunu'nun 58. maddesi ise kişilik hakkının zedelenmesi nedeniyle manevi tazminat talebini düzenler. Özel yazışmaların hukuka aykırı biçimde elde edilmesi, yayılması veya çalışanın kişilik haklarını ihlal edecek şekilde kullanılması tazminat sorumluluğu doğurabilir. Ancak tazminata hükmedilmesi, somut olayın ve yasal şartların değerlendirilmesine bağlıdır.''