Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Bir çocuk evinde şiddete maruz kaldığında onu sadece görmez aynı zamanda onu öğrenir. Şiddet çocukların bilinçaltında çözüm yöntemi olarak yerleşir. Şiddet normal olarak kabul edilir. Bazen şiddet denildiği zaman sadece fiziksel şiddet akla gelir. Ancak sessiz şiddeti fark etmek daha zor olur.
Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da okullara düzenlenen silahlı saldırı sonrası herkes oyunlar, aile içi şiddet, sosyal ve şiddet içerikli dizilerin çocukları etkilediğinden bahsetti. Dildeki sertlik, küçümseme, aşağılayıcı mizah ya da sosyal medyadaki linçler özellikle çocukları sessiz ama derinden etkiler. Oysa bu küçük gibi görünen davranışlar, şiddetin zeminini hazırlar ve yansıması da büyük olur. Çocuklar, başkalarına nasıl davranılması gerektiğini çevrelerinden öğrenir. Gördüğümüz her sertlik, bir sonraki sertliğin oluşumudur.
Bir toplumda şiddet ne kadar görünür ve cezasız kalırsa, o kadar yayılır. Özellikle sosyal medyada paylaşılan şiddet içerikleri haberlerde de göründüğü gibi çocukların zihinlerine yerleşecek bir sonraki davranışlarını oluşturuyor. Çünkü insanlar yalnızca neyin yanlış olduğunu değil, neyin tolere edildiğini de izler ve hafızasına kaydeder Cezasızlık, sessizlik ve normalleştirme; şiddetin en güçlü taşıyıcılarıdır.
Peki burada çözüm ne olur?
Şiddeti yalnızca sonuçlarıyla değil, nedenini ele almak gerekir. Evde, okulda, iş yerinde ve dijital ortamda kurduğumuz dilin önemine dikkat edip yanlışlarda düzeltmek gerekir. “Ben kimseye vurmadım” demek yetmez; sözlerimizle, tavırlarımızla, sözlerimizle çoğalttığımızı sorgulamak gerekir. Empatiyi, sabrı ve saygıyı da en az şiddet kadar “bulaşıcı” hale getirmek mümkün.
