Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
24 yılın ardından Dünya Kupası bileti alan Milli Takımımız, turnuvaya sadece 180 dakikada ve gol atamadan veda etti. Avustralya ve Paraguay maçlarına odaklanmak yerine sosyal medyada kim ne demiş tartışmalarına kapılındı. Vincenzo Montella, adeta “hangimiz daha Türk” yarışına girişirken, TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu da takımı motive etmek yerine Fatih Terim’e laf atmaya çalıştı. Kısacası ne teknik heyet ne de futbolcular bu turnuvaya gerektiği gibi konsantre olamadı.
Montella’nın bazı oyunculara forma vermekteki ısrarı da olumsuz tabloyu beraberinde getirdi. Kerem, Hakan ve Merih konusundaki tercihleri, turnuvaya erken vedanın sinyallerini vermişti.
10 kişi kalan Paraguay karşısında bile üstünlük kuramayan, topa sahip olmayı oyun oynamak sanan bir anlayışla sahaya çıkan Milli Takım, beklentilerin çok uzağında kaldı. Paraguay tek şutla golü bulurken, millilerimiz sayısız deneme yapmasına rağmen sonuca ulaşamadı.
Bu kötü performansın izahı yok. Sabahın erken saatlerinde ekran başına geçen, takımına inanan ve destek veren 86 milyon insan böyle bir tabloyu hak etmiyordu. Taraftarın inancı, sahadaki futbolculardan daha yüksekti.
Daha da üzücü olan ise bize göre daha mütevazı kadrolara sahip takımların turnuvada puanlar ve goller bulabilmesiydi. Curaçao, Irak ve Özbekistan gibi ekipler sahada mücadele ederken, biz yalnızca topa sahip olmakla yetindik. Oysa günümüz futbolunda topa sahip olmak tek başına bir çözüm değil.
Milli Takımımız, Haiti’nin ardından Dünya Kupası’na veda eden ikinci takım oldu. Bununla da kalmayıp turnuvanın en kötü 47. takımı unvanını aldı.
Gerçekten çok yazık oldu. Yıldızlarla dolu olduğu söylenen bir jenerasyonun yıldızı, daha parlamaya fırsat bulamadan söndü. Dünya Kupası hayali ise sadece 180 dakikada sona erdi.
