Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Atlas Üniversitesi Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Şenay Pir Zengi, çocukların beslenmesinde yalnızca bu şeker türlerine değil, gün içinde alınan toplam serbest ve ilave şeker miktarına da dikkat edilmesi gerektiğinin altını çiziyor. Özellikle şekerli içecekler, tatlılar ve yüksek oranda ilave şeker içeren hazır gıdaların sık tüketilmesi, çocuk sağlığı açısından çeşitli riskleri beraberinde getirebiliyor. Fazla şeker tüketimi; çocukluk çağı obezitesi, diş çürükleri ve insülin direnci gibi sorunlarla ilişkilendiriliyor. Sağlıksız beslenme düzeninin uzun süre devam etmesi ise metabolik açıdan başka problemlerin ortaya çıkmasına da zemin hazırlayabiliyor. Peki aileler alışveriş yaparken nelere dikkat etmeli?
Nişasta bazlı şeker ve diğer ilave şeker kaynakları özellikle işlenmiş ürünlerde kullanılabilir. En sık karşılaşılabilecek ürün grupları arasında şunlar bulunmaktadır:

| Genel Ürün Grupları |
|---|
| Gazlı ve şekerli içecekler, kola, aromalı içecekler, enerji içecekleri, bazı soğuk çaylar ve meyveli içecekler |
| Kek, bisküvi, gofret, şekerleme ve çikolatalı paketli ürünler |
| Bazı kahvaltılık gevrekler, sürülebilir ürünler ve aromalı süt ürünleri |
| Dondurma, hazır puding ve tatlılar, reçel ve marmelatlar |
| Ketçap, barbekü sosu ve bazı hazır soslar |
| Paketli ekmek, hamburger ekmeği, kek ve benzeri fırıncılık ürünleri |
| **Önemli Not:** Bu gruplarda yer alan her ürün mutlaka NBŞ içermez. Ürünün içeriğini anlayabilmek için ambalaj üzerindeki içindekiler listesinin kontrol edilmesi gerekir. |

Çocuklarda yüksek miktarda ilave şeker tüketimi, günlük enerji alımının fark edilmeden artmasına neden olabilir. Özellikle şekerli içecekler, tokluk hissi oluşturmadan yüksek miktarda şeker ve kalori alınmasını kolaylaştırabilir. Uzun dönemde bu beslenme alışkanlığı çocukluk çağı obezitesi, insülin direnci, hipertansiyon ve ilerleyen yaşlarda tip 2 diyabet riskinin artmasıne neden olabilir. Yoğun fruktoz ve şeker tüketiminin karaciğer üzerindeki etkileri de önemlidir. Aşırı tüketim karaciğerde yağ üretimini ve trigliserid oluşumunu artırarak metabolik ilişkili yağlı karaciğer hastalığına (MASLD) katkıda bulunabilir.

Şekerin doğrudan çocuğun boyunun uzamasını durdurduğu şeklinde bir değerlendirme doğru değildir. Buradaki temel sorun, şeker içeriği yüksek ve besin değeri düşük ürünlerin çocuğun günlük beslenmesinde sağlıklı gıdaların yerini almasıdır. Çocuk sürekli olarak şekerli içecekler, bisküvi, kek ve benzeri ürünler tükettiğinde; protein, demir, kalsiyum, vitamin ve mineraller açısından zengin gıdaları daha az tüketecektir. Bu nedenle büyüme ve gelişme dönemindeki çocuklarda yalnızca alınan kalorinin miktarı değil, kalorinin hangi besinlerden geldiği de oldukça önemlidir.

Serbest şeker tüketimi, çocuklarda diş çürüklerinin en önemli beslenmeyle ilişkili nedenlerinden biridir. Gün içerisinde sık aralıklarla şekerli yiyecek ve içecek tüketmek dişlerin şekere maruz kalma sıklığını artırabilir. Ayrıca şekerli içeceklerin süt, ayran ve diğer besleyici seçeneklerin yerine geçmesi çocuğun genel beslenme kalitesinin düşmesine neden olabilir.

Çocukların çok tatlı yiyeceklere erken yaşta ve sık şekilde maruz kalması, yüksek tatlılık düzeyine alışmalarını kolaylaştırabilir. Bu durum ilerleyen dönemlerde daha fazla şekerli yiyecek ve içecek tercih etmelerine zemin hazırlayabilir. Bu nedenle sağlıklı beslenme alışkanlıklarının mümkün olduğunca erken yaşta oluşturulması önem taşır.

Anne-babaların dikkat etmesi gereken önemli konulardan biri de meyvelerde doğal olarak bulunan fruktoz ile şekerli içecek ve paketli ürünlerde bulunan serbest veya ilave şekerlerin aynı şekilde değerlendirilmemesidir. Sağlıklı çocuklarda bütün meyvenin yalnızca fruktoz içerdiği gerekçesiyle kısıtlanması genellikle doğru bir yaklaşım değildir. Çünkü meyve; şekerin yanı sıra lif, vitamin, mineral ve farklı besin bileşenlerini de içerir. Meyve suyu yerine mümkün olduğunca meyvenin kendisinin tüketilmesi bu nedenle daha uygun bir seçenektir.

Paketli bir ürün satın alırken ambalajın ön yüzünde bulunan “doğal”, “meyveli” veya “vitaminli” gibi ifadeler tek başına yeterli değildir. Asıl olarak içindekiler listesi ve besin değerleri tablosu incelenmelidir. Glukoz-fruktoz şurubu, fruktoz-glukoz şurubu ve benzeri şeker kaynaklarının içindekiler listesinin ilk sıralarında bulunması, ürünün önemli miktarda ilave şeker içerdiğinin bir göstergesidir. Bu nedenle çocuklar için ürün seçerken yalnızca NBŞ bulunup bulunmadığına değil, ürünün genel şeker içeriğine ve besleyici değerine bakmak gerekir.

En etkili adımlardan biri şekerli içecek tüketimini azaltmak ve mümkünse günlük beslenmeden çıkarmaktır. Çocuğun temel içeceği su olmalı, meyve suyu yerine meyvenin kendisi tercih edilmelidir. Özellikle 2 yaşından küçük çocukların beslenmesine ilave şeker eklenmemesi önemli bir temel yaklaşımdır. Daha büyük çocuklarda da şeker tüketimi mümkün olduğunca sınırlandırılmalıdır. Günlük beslenmenin temelini çocuğun yaşına ve gereksinimlerine uygun olarak süt ve yoğurt gibi süt ürünleri, yumurta, sebze ve meyveler, tam tahıllar, kuruyemişler ve kaliteli protein kaynakları oluşturmalıdır.

Nişasta bazlı şeker konusunda ailelerde zaman zaman “NBŞ zararlıdır, pancar şekeri güvenlidir” şeklinde kesin bir ayrım oluşabilmektedir. Oysa çocuk beslenmesi açısından mesele bundan daha kapsamlıdır. Şekerin hangi kaynaktan geldiği kadar ne miktarda, ne sıklıkta ve hangi formda tüketildiği de önemlidir. Özellikle şekerli içeceklerle alınan yüksek miktardaki serbest ve ilave şeker çocuk sağlığı açısından önemli bir risk oluşturabilir. Bu nedenle anne-babalara verilecek temel mesaj “fruktozdan korkun” değil; “Çocuğun günlük beslenmesindeki ilave şekeri azaltın, özellikle şekerli içecekleri sınırlandırın ve besleyici gıdaları ön plana çıkarın” olmalıdır.