Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul

Sabah kahvaltısından sonra tok hissettiğiniz halde eliniz çekmecede duran çikolata ya da bir fincan kahvenin yanına yakıştırdığınız bir kaçamağa kayıyorsa aman dikkat! Son zamanlarda beslenme uzmanlarının üstüne basa basa durduğu bir konu var. Glikoz dalgalanması! Ben de uzun süre kahvaltıda yaptığım seçimlerden hemen sonra acıktığımı fark etmeye başlamıştım. Meğer gün boyu enerji seviyesini etkileyen süreç, daha sabahın ilk öğünü olan kahvaltıda başlıyormuş. Peki kahvaltı yaparken hangi hatalar glikoz dalgalanmasına neden oluyor? Gelin birlikte inceleyelim...
Birçok kişi kahvaltıyı hızlı geçirmek için yalnızca reçel, bal, çikolatalı gibi ürünler, beyaz ekmek veya hamur işi tüketiyor.

İlk bakışta bu yiyecekler enerji verici gibi görünüyor. Ancak tüm bu ürünler aynı zamanda kan şekerinin kısa sürede yükselmesine neden olabiliyor.
Ancak bu yükselişten sonra da hızlı bir düşüş yaşanıyor. Sonuç ise vücut yeniden o yüksek enerjiye geri dönmek istiyor. İşte uzmanların glikoz dalgalanması olarak tanımladığı durum tam da burada ortaya çıkıyor.

Sabah saatlerinde protein, lif ve sağlıklı yağlardan yoksun bir kahvaltı yaparsanız birkaç saat sonra kendinizi yeniden mutfakta bulmanız garanti oluyor. Özellikle sürekli atıştırma isteği, ani açlık hissi ve konsantrasyon düşüklüğü yaşayan kişilerde bu durum daha fazla görülmekte.

Aslında birçok kişi için sabah kahvaltısını yaptıktan sonra her şey yolunda gibi görünür. Ancak birkaç saat sonra bir anda tatlı yeme isteği başlıyor, öğleden sonra enerji düşüyor ve akşam saatlerine doğru mutfakta canım sadece küçük bir şey istiyor diyerek atıştırmalık aranıyor.

İşte uzmanların glikoz dalgalanması dediği durum tam olarak böyle bir durum oluyor. Kan şekeri hızlı yükseldikten sonra yeniden hızla düştüğünde vücut tekrar enerji talep ediyor Sonuç ise kendimizi şekerli ürünler tüketirken görüyoruz.

Ben de bir dönem kahvaltıyı sadece birkaç dilim ekmek, reçel ya da hızlıca tüketilen karbonhidrat ağırlıklı seçeneklerle geçiştiriyordum. Sonra da öğlene varmadan sürekli bir şeyler atıştırmak istediğimi fark etmiştim.
Meğer sorun açlık değil, kahvaltıda kurduğum dengesiz tabakmış. Bu nedenle bu durumu iyice araştırdım ve ortaya şaşırtan bir sonuç çıktı.

Son yıllarda beslenme uzmanları kahvaltıda yumurta, peynir, yoğurt, kuruyemiş, tam tahıllı ürünler ve lif bakımından zengin besinlere daha fazla yer verilmesini öneriyor.
Çünkü protein ve lif içeren bir kahvaltı sadece hem uzun süre tok tutuyor hem de enerji seviyesini gün boyu dengede tutuyor.

Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Sinan Altıner, reaktif hipoglisemiyi 'pankreasın gereğinden fazla insülin salgılayıp kan şekerinde aşırı düşüşe yol açması' şeklinde açıklıyor.
Bu nedenle sabah yapılan yüksek karbonhidratlı ve düşük proteinli bir kahvaltı, gün içinde yaşanan ani açlık ve tatlı krizlerinin görünmeyen nedeni olabiliyor.

Kahvaltı tabağında yalnızca karbonhidratlara yer vermek yerine protein ve lif kaynaklarını artırmak oldukça önemli.

Bir haşlanmış yumurta, birkaç dilim peynir, mevsim sebzeleri ve tam tahıllı ekmek gibi kahvaltı seçenekleri gün içerisinde glikoz dalgalanmasını da engelliyor. Ayrıca kahvaltıyı şekerli kahve, meyve suyu veya paketli içeceklerle yapmak yerine su tüketmek çok önemli.