Sosyal medyanın karanlık yüzü ortaya çıktı: Prof. Dr. Nevzat Tarhan’dan ‘Gülümseyen depresyon' uyarısı

21 yaşındaki sosyal medya fenomeni Kübra Karaslan, Osmangazi Köprüsü’nden atlayarak hayatına son verdi. Mart ayı başında ise yine bir sosyal medya fenomeni olan 27 yaşındaki Ayşegül Eraslan, evinde ölü bulundu. Davaya ilişkin araştırmalar devam etse de evde bulunan not olayın intihar olabileceğine dair şüpheleri kuvvetlendirdi. Art arda gelen acı olaylar gözleri bir kez daha sosyal medyanın zararlı etkilerine çevirdi. Psikiyatrist-Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Tgrthaber.com’dan Şenay Yurtalan’a yaptığı açıklamalarda sosyal medyanın insan psikolojisine etkilerine değindi. Tarhan, dünya çapında milyonlarca kullanıcısı bulunan sosyal medya platformlarının tehlikelerine karşı kritik uyarılarda bulundu.

Sosyal medyanın karanlık yüzü ortaya çıktı: Prof. Dr. Nevzat Tarhan’dan ‘Gülümseyen depresyon' uyarısı
KAYNAK:
Şenay Yurtalan
|
GİRİŞ:
28.03.2026
saat ikonu 10:21
|
GÜNCELLEME:
28.03.2026
saat ikonu 12:03

Günümüzde hesabı olmayan kişiler neredeyse yok denecek kadar az. Özellikle gençler arasında yaygın şekilde kullanılan platformlar, elde edilen gelirler sayesinde yeni bir meslek dalı oluşturdu; diğer yandan sosyalliğin ve iletişimin farklı bir boyutu haline geldi. Işıl ışıl hayatlar, mutlu insanlar, seyahatler, eşsiz lezzetler, sosyal medya tarafından insanlara pazarlanıyor ancak görünenin ötesinde vahim bir tablo var. İki hafta içerisinde iki genç sosyal medya fenomeni kendi hayatına son verdi. Psikiyatrist-Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Tgrthaber.com’a yaptığı açıklamalarda milyonlarca kişinin karşı karşıya kaldığı tehlikelere dikkat çekti. Tarhan, milyonları “Gülümseyen ” vakalarına karşı uyardı. İşte ayrıntılar…

Sosyal medyanın karanlık yüzü ortaya çıktı: Prof. Dr. Nevzat Tarhan’dan ‘Gülümseyen depresyon' uyarısı

0:00 569
HABERİN ÖZETİ

Sosyal medyanın karanlık yüzü ortaya çıktı: Prof. Dr. Nevzat Tarhan’dan ‘Gülümseyen depresyon' uyarısı

Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sosyal medyanın yaygınlaşmasının özellikle gençler arasında yalnızlık, onay bağımlılığı, dijital kimlik ile gerçek kimlik arasındaki bağın bozulması ve dopamin yorgunluğu gibi ciddi ruhsal sorunlara yol açarak intihar vakalarını artırdığına dikkat çekiyor.
Sosyal medya, aşırı görünürlük arayışıyla kişileri aslında yalnızlaştırabilir ve onay bağımlılığına sürükleyebilir.
Kişi, sosyal medyada yarattığı dijital kimliğin esiri haline gelerek gerçek benliğini kaybedebilir, bu da eleştirilere karşı aşırı hassasiyet ve depresyona yol açabilir.
Sürekli dışsal onay arayışı, beyinde 'dopamin yorgunluğuna' neden olarak haz hormonunun tükenmesine ve mutsuzluk hissine sebep olur.
Dijital kimlik ile gerçek kimlik arasındaki bağın bozulması, depresyon, bağımlılık ve intihar vakalarının artmasındaki temel neden olarak gösterilmektedir.
Sosyal medyada sürekli mutlu görünme baskısı 'gülümseyen depresyon' vakalarını artırmakta ve dijital maskeleme yaygınlaşmaktadır.
Aşırı ekran süresi, siber zorbalık ve sosyal karşılaştırmalar değersizlik hissi, yalnızlık, umutsuzluk ve intihar riskini artırmaktadır.

"SOSYAL MEDYANIN YALNIZLIK İLE BAĞLANTISI VAR"

Sosyal medyanın ile arasında hem doğrudan hem de dolaylı ilişki olduğunu belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Sosyal medyada aşırı görünür olmak isteyen kişilerin aslında yalnızlık çeken kişiler olduğunu görüyoruz. Bu doğrudan ilişki. Dolaylı ilişkide sosyal medyada aşırı görünür olmak ve onay bağımlısı olan kişiler bir müddet sonra bunu sosyal medyanın oluşturduğu kimlik yarılmasını yönetemez hale geliyorlar. Bunun sonucunda yalnızlaşıyorlar. Bu nedenle sosyal medya insanları daha çok böyle görünür yaparken daha çok izole ediyor. İzolasyon yapıcı özelliği var.” ifadelerini kullandı.

Sosyal medyanın karanlık yüzü ortaya çıktı: Prof. Dr. Nevzat Tarhan’dan ‘Gülümseyen depresyon' uyarısı

“SOSYAL MEDYA KARAKTERİNİN ESİRİ HALİNE DÜŞÜYOR”

Kişinin sosyal medyada sunduğu dijital kimliğinin, gerçek kimliğinin önüne geçmeye başladığı zaman bireyin hayatının yönetimini sosyal medyaya kaptırmış olduğuna dikkat çeken Tarhan, “Yönetimini sosyal medyaya kaptırdığı için kurguladığı sosyal medya karakterinin bir müddet sonra esiri haline düşüyor. Artık o kişi kendisi olmuyor, sosyal medya onu yönetiyor. Ve böyle bir durumda o sosyal medya ile arasındaki ilişki, sosyal medyanın kurallarına göre davranmak zorunda hissediyor kendisini. Ve esiri haline geliyor sosyal medyanın.

Bu nedenle sosyal medya ile dijital kimlikle gerçek kimliği ayırt etmek için kişinin o olgunlukta olması gerekiyor. Yani dijital görünürlükte olan kişi bir müddet sonra eğer onunla ilgili ruhsal olgunluğa sahip değilse dijital kimliğin kurbanı olduğu için oradaki ufak bir eleştiriden depresyona girebiliyor. Ufak bir eleştiriden kendini kötü hissediyor. Sosyal izolasyon oluyor. Hep onay bağımlısı haline geliyor. Ve bu gibi vakalarda depresyon olgularına çok rastlıyoruz. Kendine zarar verme, intihar olgularına çok rastlıyoruz.

Yani dijital fenomen olan kişilerde, bunu kaybetme korkusuyla devamlı bir müddet sonra aynı performansı gösteremediği zaman ciddi bir yıkım ve sadece bu dijitalleşme değil bütün görsellik açısından da tehdit olarak dikkati çeker.” Şeklinde konuştu.

Sosyal medyanın karanlık yüzü ortaya çıktı: Prof. Dr. Nevzat Tarhan’dan ‘Gülümseyen depresyon' uyarısı

“DEVAMLI BEYİN UCUZ DOPAMİN ARIYOR”

Art arda duyulan intihar vakalarına da değinen uzman isim “Şimdi trajik olayların artması, aslında biyolojik karşılığı var bunun. Bu trajik olayların artması beyin dopamin adaptasyonuna giriyor ve dopamin yorgunluğu yaşıyor. Dopamin haz hormonudur ve bittiği an kişi mutsuz oluyor. Kendini kötü hisseder, mutsuz hisseder. Devamlı dopamin arar. Bu sefer devamlı beyin ucuz dopamin arıyor. Alkış arıyor, onay arıyor ve dış nedene bağlı bir mutluluk oluşturuyor.

İç nedene bağlı mutluluk anlam mutluluğudur kişinin. Dış nedene bağlı mutluluk dopamin mutluluğu dediğimiz onay mutluluğudur. Kısa vadelidir. İnsan beyninde kısa vadeli ödül sistemi var bir de uzun vadeli ödül sistemi var. Bu kişiler kısa vadeli ödül sistemini kullandıkları için dopamin yorgunluğuna giriyorlar ve dopamin eksilince de beyinde depresyona giden süreci tetikliyor bu. Serotonerjik sistem bozuluyor.

Sosyal medyanın karanlık yüzü ortaya çıktı: Prof. Dr. Nevzat Tarhan’dan ‘Gülümseyen depresyon' uyarısı

VAKALARIN ARTMASINDAKİ SEBEP, DİJİTAL KİMLİKLE GERÇEK KİMLİK ARASINDAKİ BAĞIN BOZULMASI

Kişi dopamin yorgunluğu olmaması için kişinin iç nedene bağlı mutluluk, kendi ego idealine bağlı mutluluk oluşturursa beyin serotonerjik sistemi devreye soktuğu için kişi mutlu olabiliyor. Yani nörobiyolojik karşılığı var bunun. Bu artmasının sebebi kişilerin beynini yanlış kullanmasıyla ilgili. Beynini yanlış kullanan bir kimse kendi davranışlarına, ruh sağlığına zarar vermiş oluyor. İntihar vakalarının çeşitli depresyon vakalarının, bağımlılık vakalarının artmasındaki arka plandaki sebep, bu dijital kimliğinle gerçek kimliğin arasındaki bağın bozulması söz konusu diyebiliriz.

Sosyal medyanın karanlık yüzü ortaya çıktı: Prof. Dr. Nevzat Tarhan’dan ‘Gülümseyen depresyon' uyarısı

“İNSANIN BİR AYAĞI GERÇEKLERDE, BİR AYAĞI İDEALLERDE OLMALI”

Prof. Dr. Nevzat Tarhan, insanların kendini sosyal medyanın olumsuz etkilerden nasıl koruyacağına ilişkin detaylar da aktardı. Kişinin görünen hayatı kutsallaştırdığı zaman o hayatının, dünyasının merkezine o konuyu aldığına dikkat çeken Tarhan; “Hep onunla ilgili düşünür, onunla ilgili paylaşım yapar, onunla ilgili konuşur, onunla ilgili yaşam felsefesi oluşturur. Bu konuda ufak bir kayıp onun için travma etkisi yapar. Beklenti seviyesini yükseltmiş olur kendisiyle ve hayatıyla ilgili. Gerçekçilikten uzaklaşır. Yani bir ayağı insanın gerçeklerde olmalı, bir ayağı ideallerde olmalı. Sadece ideal ve hayal peşinde koşarsa, gerçek ayağından koparsa bir insan hayal dünyasına girer.

Sosyal medyanın karanlık yüzü ortaya çıktı: Prof. Dr. Nevzat Tarhan’dan ‘Gülümseyen depresyon' uyarısı

İNSAN İDEALİZM, AKTİVİZM VE REALİZM ARASINDA DENGE KURMASI GEREKEN BİR VARLIK

İnsan idealizm, aktivizm ve realizm arasında denge kurması gereken bir varlık. Burada idealizm konusunda dozunu kaçırdığı zaman realiteden kopuyor kişiler. Gerçeklikten koptuğu zaman gerçeklerle karşılaştığı zaman ciddi bir travma etkisi oluyor kişilerde.

Gerçek benliği, hayatın gerçekleri ne çarptıkları zaman sanki görünmeyen bir cam var da ona çarpmışlar gibi şok oluyorlar ve toparlanamıyorlar. Bu nedenle travmatik etkisi var, trajik olarak da artıyor bu maalesef. Ve şu anda narsisizmi tetikliyor bu. Şu anda dijitalleşme, görünür olmak kişinin ego tatmin yöntemi haline geldi. Egosunu tatmin yöntemi haline geldi.

Sosyal medyanın karanlık yüzü ortaya çıktı: Prof. Dr. Nevzat Tarhan’dan ‘Gülümseyen depresyon' uyarısı

“ALKIŞ, ÖVGÜ OLMADIĞI ZAMAN SUDAN ÇIKMIŞ BALIK GİBİ”

İnsan gerçek başarılardan değil kolay ve ucuz başarılardan, başarılar peşinde koşuyor. Bu ben... kendini dünyanın merkezinde gibi hissediyor. Özel ve önemli hissediyor, alkışla besleniyor, övgüyle besleniyor. Bunlar olmadığı zaman sudan çıkmış balık gibi hissediyor kendisini. Yani ve böyle durumlarda şeyin egoizmin kişilik haline gelmiş tipi narsisizmdir.

Narsisizmin dalgalar arasında ayakta kalmaya çalışıyor ama çoğunda da tepetaklak gidebiliyor. Bu nedenle narsisizm fırtınaların içerisine sokuyor insanı. Görünürlük, onay, alkış bağımlılığı bu çağın en önemli trajedisini oluşturuyor diyebiliriz.

Sosyal medyanın karanlık yüzü ortaya çıktı: Prof. Dr. Nevzat Tarhan’dan ‘Gülümseyen depresyon' uyarısı

MUTLU GÖRÜNMEK ZORUNDA OLMAK MODERN ÇAĞIN EN BÜYÜK YÜKÜ MÜ?

Günümüzde mutlu görünme zorunluluğu ile ilgili literatürde “Gülümseyen depresyon” ifadesinin kullanıldığını belirten Prof. Dr. Tarhan, “Yani insanlar gülümsüyorlar, fakat iç dünyalarında fırtına var. Buna daha önceleri biz tek tük rastlardık. Hatta bu hikayeleştirilmiş; bir psikiyatriste birisi geliyor, "Ben" diyor "çok mutsuzum, hiç gülemiyorum, eğlenemiyorum" diyor. Psikiyatrist de fazla tecrübeli birisi değilmiş, "Ya şurada bak bir sirk sanatçısı var, gidip onu dinle, neşelenirsin" demiş. "Efendim" demiş, "O sirk sanatçısı benim" demiş.

Yani bunun için gerçekten de hayatta gülümseyen, insanları güldüren kişilerin arka planlarında, iç dünyalarında gülümseyen depresyon olduğunu görüyoruz. Ve bunlar aslında dijital maskeleme var şu anda. O dijital olarak insanların, gençlerin rol modeli seçtiği böyle sahte gülüşler, maskeli insanlar bir dijital maskelemedir. Bunun yaygınlaştığını bilmek gerekiyor.

Sosyal medyanın karanlık yüzü ortaya çıktı: Prof. Dr. Nevzat Tarhan’dan ‘Gülümseyen depresyon' uyarısı

"VİTRİN ÇOK GÜZEL, HAREKETLİ AMA ARKA PLAN BOŞ"

İnfluencerları, fenomenleri izlerken onların dijital maskeleme olma ihtimalini göz ardı etmesin gençler. O gülümseyen depresyonu fark etsinler. Yoksa sahte bir dünyanın esiri haline gelirler. O dünyanın içine girdiği zaman ilişkilerin sahte, gülmelerin sahte olduğunu görüyorsunuz. Ve birçok kimse birbirinin ayağını kaydırmaya çalıştığını görüyorsunuz. Sahte bir gerçeklik, görünüş. Yani şuna benziyor; vitrin çok güzel, hareketli ama arka plan boş. Böyle bir gerçeklik var maalesef. Bu eskiden yüzde 10-20'ydi toplumda, şimdi yüzde 50'den fazla insanı etkiliyor.

Sosyal karşılaştırma insanları depresyona sokuyor. Böyle durumlarda insan alıyor bunu kendisini, sosyal karşılaştırma oluyor. Bu da insanda bir ümitsizliğe düşürüyor, karamsarlığa düşürüyor ve anlam boşluğuna düşürüyor insanı. Yalnızlık hissediyor. Umutsuzluk, anlamsızlık ve değersizlik duyguları uyandıran içeriklere dikkat etsinler.

Sosyal medyanın karanlık yüzü ortaya çıktı: Prof. Dr. Nevzat Tarhan’dan ‘Gülümseyen depresyon' uyarısı

"AŞIRI EKRAN SÜRESİNE ÇOK DİKKAT EDİLMESİ GEREKİYOR"

Yani hayatı anlamsızlaştırıyorsa, kendini kıyas yaptığı zaman kendini değersiz hissediyorsa, gelecekle ilgili umut duygusunu kaybettiriyorsa bu kişilerde intihar riski, depresyon riski artar. Çoğu zaman aşırı ekran süresi burada çok dikkat edilmesi gerekiyor yani. Aşırı ekran süresi uykuyu bozuyor. Sonra sosyal medyadaki karşılaştırmalar değersizlik hissini uyandırıyor.

Bir de siber zorbalık çok fazla var. Bunlara dikkat etmek gerekiyor. Yani dopamin döngüsüne dikkat etmek. Hep onay, bildirim, onay, bildirim, beğeni, onay, bildirim döngüsüne kendini kaptırdıysanız, siz bir müddet sonra geleceğiniz, ruh sağlığınız tehlikede demektir. Bu izolasyona götürüyor kişiyi. O dijital dünyayla ilgili aşırı özdeşleşme yapıyor. Sosyal izolasyon yapıyor, duygusal izolasyon yapıyor. Bunun sonucu da depresyon ve ağır ruhsal rahatsızlıkların başlangıcı diyebiliriz.

ETİKETLER
#sosyal medya
#depresyon
#Narsisizm
#Yalnızlık
#Dopamin
#Yaşam
YorumYORUM YAZ
Uyarı
Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.