Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
İstanbul Güngören'de 15 yaşındaki E.Ç. tarafından "yan baktın" tartışmasında bıçaklanarak öldürülen Atlas Çağlayan, başta ailesi olmak üzere Türkiye'deki tüm vicdan sahibi ve hassas kalpli insanları derinden yaraladı.
1 yıl önce benzer bir olay sonucunda hayatını kaybeden Ahmet Minguzzi olayı henüz acı sıcaklığını korurken Atlas'ın da elim bir şekilde ömrünün baharında katledilmesi Türkiye'deki suça eğilimli çocuklar gerçeğini bir kez daha tartışma konusu yaptı.

Olayın değerlendirildiği TGRT Haber'in Taksim Meydanı programında Barış Yarkadaş'tan çok önemli bir çağrı yapıldı. Yarkadaş, suç eğilimli çocukların yetiştirilmesi gerçeğine dikkat çekerken sosyal medya etkisine de dikkat çekti.
Yarkadaş "İnternetin belli bir çağa kadar yasalarla yasaklansın." diyerek çocuk yetiştirme sürecinde eğitim detayını öne çıkardı.
"Bu akran zorbalığı denilen mevzu Türkiye'nin en ciddi problemlerinden biri." diyen Yarkadaş "Akran zorbalığı nereden başlıyor? Bunun birçok sebebi var." sözleriyle sebepleri şöyle sıraladı:
"- Şiddet eğilimi gösteren ya da şiddet uygulayan gencin kendini güçsüz hissetmesi,
- Ailesindeki tartışmalar,
- Geleceğine ilişkin güvenin olmaması, çeşitli psikolojik sorunlar ve sınırlarını bilmemesi."
Yarkadaş, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bu yaşlardaki çocukların şiddet uygulaması özellikle dijital medyadan. Küçük yaşta çocukların eline verilen o telefonlar... Çocuk orada oynadığı oyunu, o şiddet oyununu soyutlama yeteneği olmadığı için normalmiş gibi görmeye başlar. Bir süre sonra şiddetle artık iç içe hale gelir.

Eğer ailesi, okuldaki öğretmenleri ya da çevresi onun bir oyun olduğunu anlatmazsa çocuk şiddete olan eğiliminin ya da şiddet uyguladığında sınırının neresi olduğunu bilmediği için bu kez oyunla karıştırıp akran zorbalığına dönüşmeye başlar.
Ama buradaki en önemli mesele şudur: Çocukların eğitim hayatında bu dijital medyadan etkilenecek unsurların tamamen kaldırılması, gerekirse internetin belli bir çağa kadar yasalarla yasaklanması, öğretmenlerin bu konuda bilgilendirilmesi ve belli bir yaşa gelenlerin de bir şiddet uyguladığında bunun bir cezasının olacağını bilmesi.
Sosyal medyada küfürler, hakaretler havada uçuşuyor ve bunun karşılığında hiçbir ceza yok. Hele son çıkarılan yasayla birlikte bu iş tamamen kontrolden çıktı. Artık savcılıklar küfre, hakarete kesinlikle ne dava açıyorlar ne cezalandırıyorlar. İş artık tamamen orada sosyal medyada bir düelloya dönüşüyor. Çocuk bunu gördüğünde bunu hayatın gerçeği ve yapılması gereken bir şey gibi görüyor.
Ama en önemli nokta şu: Çocuklara ciddi bir eğitim verilmeli, onlara özgüven verilmeli, şiddete eğilim gösteren çocuğun en temel problemi özgüvensiz olmasıdır."
Programda konu hakkında konuşan yorumculardan Avukat Ertuğrul Akar da ailelere "Çocuklarınızı devlet gibi yetiştirin." diye seslendi.
Akar "Her aile kendi çocuğunu yarın cumhurbaşkanı olacakmış gibi yetiştirecek. Ailede en üst değer ahlak olacak, korku değil. Korunması gereken kişisel en üst değer inanç ve milli kimlik olacak." dedi.

Akar, toplumdaki kültürel ilgisizliğe de dikkat çekerek "Maalesef bizler toplum olarak kitap okumayı 'boş zaman işi' olarak aldığımız sürece, dini ve milli duyguları yalnızca 'fakir, cahil insanlara özgü şeyler' olduğunu zannettikçe çocuklarımızı büyütemeyeceğiz.
https://x.com/tgrthabertv/status/2012596563739087104