Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul

Kamuoyunda ''12. Yargı Paketi'' olarak bilinen 7589 sayılı Kanun, 13 ayrı kanunda yaptığı kapsamlı değişikliklerle ceza hukukundan miras hukukuna, ticari uyuşmazlıklardan yargılama usullerine kadar birçok alanda köklü dönüşümlere imza attı. Yeni düzenlemeler, yargı sisteminde önemli değişiklikleri beraberinde getirdi.
IBAN mağdurlarına ceza indirimi gelirken, işkence ve kötü muamele suçlarında Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) uygulamasına son verilmesi, bilirkişilik sistemine yönelik disiplin düzenlemeleri, kanuni faiz hesabının yeniden belirlenmesi ve istinaf kararları için temyiz yolunun genişletilmesi paketin en dikkat çeken başlıkları arasında yer aldı.
Ceza hukukçusu Avukat Mertcan Nacar, Tgrthaber.com Özel Haber Editörü Zeynep Gizem Er'e yaptığı özel değerlendirmede, 12. Yargı Paketi'nin en kritik düzenlemelerini hukuki boyutlarıyla analiz ederken, değişikliklerin vatandaşın günlük yaşamına, dava süreçlerine ve hak arama yollarına olası etkilerini de ayrıntılarıyla değerlendirdi.

12.Yargı Paketi'nde yapılan düzenlemeler neyi hedefliyor? 13 ayrı kanunda yapılan değişiklikler arasında en kritik gördüğünüz düzenlemeler hangisi? Bunun günlük hayata etkisi ne olacak?
Av. Mertcan Nacar: ''Yargı sistemimizde uzun yıllardır kronikleşen temel sorunların başında, yargılamaların makul süreyi aşacak şekilde uzaması, enflasyonist ortamda sabit faiz oranları nedeniyle alacaklıların yaşadığı mülkiyet hakkı kayıpları, hâkimlerin hukuki uzmanlık alanlarına giren konularda dahi bilirkişiye başvurarak karar alma süreçlerini geciktirmeleri ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları sonucu mevzuatta oluşan hukuki boşluklar gelmektedir. Bunun yanı sıra, gelişen finansal teknolojilerle birlikte yaygınlaşan banka hesabı ve IBAN kiralama yoluyla işlenen nitelikli dolandırıcılık suçlarında faillik ve iştirak derecelerinin adil cezalandırılması ihtiyacı doğmuştur. 7589 sayılı Kanun (12. Yargı Paketi), bu tıkanıklıkları gidermek amacıyla tasarlanmış bir usul reformudur. Paketin ceza adaletine ilişkin kısıtlı ve spesifik maddeleri bulunmakla birlikte, ağırlık merkezini hukuk yargılamasının etkinleştirilmesi, usul ekonomisinin sağlanması ve idari yargıda iş yükünün dengelenmesi oluşturmaktadır. 31 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. En kritik 3 düzenleme: Belirsiz Alacak Davasının (HMK m.107) Kaldırılması, Kanuni Faizin TCMB Reeskont Oranına Endekslenmesi, TCK m.158 IBAN/Hesap Kullandırma Cezası İndirimi'dir. 12. Yargı Paketi’nin günlük hayata etkisi, vatandaşın adalet mekanizmasına erişim hızının artması, borçluların dava sürecini ucuz bir kredi aracı olarak kullanmasının engellenmesi ve miras davalarında aile bireylerinin mülk kayıplarının önüne geçilmesi şeklinde doğrudan hissettirecektir. 12. Yargı Paketİ; genel af veya toplu infaz indirimi içermeyen; tamamen yargılamanın hızlandırılmasına, maddi hukukun ekonomik gerçeklerle uyumlaştırılmasına ve usul ekonomisine odaklanmış kapsamlı bir mevzuat reformudur. Paket kapsamında belirsiz alacak davasının yerini zamanaşımı korumalı kısmi davaya bırakması, kanuni faizlerin TCMB reeskont oranına endekslenmesi, duruşma aralarının 3 ayla sınırlandırılması ve hakimlerin hukuki konularda bilirkişiye başvurmasına disiplin cezası getirilmesi, Türk hukuk sisteminde kronikleşen gecikmeleri çözmeyi hedeflemektedir. Ceza adaleti tarafında ise IBAN dolandırıcılığı mağduru gençlerin topluma kazandırılması ile kamu görevlilerinin kötü muamelesinde HAGB'nin kaldırılması, adalet duygusunu yeniden tesis etmeye yönelik adımlardır. Uygulamanın başarısı, mahkemelerin yeni usul takvimlerine uyumu ve UYAP dijital altyapısının 31 Ekim 2026 itibarıyla sorunsuz işletilmesine bağlı olacaktır.''

IBAN düzenlemesiyle hesap kiralayan veya kullandıranlara hangi cezalar öngörülüyor? Ceza indirimi hangi şartlarda uygulanacak?
Av. Mertcan Nacar: ''Son yıllarda sosyal medya ilanları veya yakın çevre ilişkileri kullanılarak gençlerin, öğrencilerin ve işsiz vatandaşların banka hesaplarının, IBAN numaralarının, ödeme araçlarının veya kripto varlık cüzdanlarının belirli bir ücret karşılığında veya kandırılarak dolandırıcılık şebekelerine kullandırıldığı görülmektedir. Eski hukuki uygulamada, hesabını fiilen başkasına teslim eden veya IBAN'ını kullandıran kişiler, dolandırıcılık suçunun doğrudan faili veya asli iştirakçisi olarak ağır hapis cezalarıyla ve ciddi tazminat yükümlülükleriyle karşı karşıya kalmaktaydı. Yeni düzenleme ile Türk Ceza Kanunu'nun 158. maddesine eklenen 4. fıkra uyarınca; dolandırıcılık suçuna iştiraki yalnızca banka hesabı, ödeme aracı, kredi kartı veya kripto cüzdan bilgilerini bir başkasına vermekten veya kullandırmaktan ibaret olan sanıkların cezalarında yarı oranında indirime gidilmesi yasal güvenceye bağlanmıştır.
CEZA İNDİRİMİ ŞARTLARI;
Fiili Sınırlılık Şartı: Sanığın suç örgütüyle veya dolandırıcılarla ortak hareket ederek mağduru ikna etme, sahte ilan hazırlama, parayı ATM'den bizzat çekip başka hesaplara aktarma veya suçtan pay alma gibi aktif rollere girmemiş olması gerekir. HTS kayıtları, dijital incelemeler ve para trafiği analizlerinde kişinin rolünün sadece ''hesap sağlayıcı'' olduğu tespit edilmelidir.
Geriye Dönük Yürürlük ve Uyarlama Yargılaması: Kanunun yürürlüğe girdiği 31 Temmuz 2026 tarihinden önce hakkında hüküm verilmiş ancak dosyası kanun yolu aşamasında bulunan kişiler bakımından geçiş hükümleri (Geçici Madde 1/6) uygulanacaktır. Bu dosyalar lehe değerlendirme yapılmak üzere ilk derece mahkemelerine iade edilir.
Etkin Pişmanlık İmkanı: İnfaz aşamasında olan veya mahkûmiyeti bulunan failler, mağdurun uğradığı maddi zararı altı ay içinde tamamen tediye ve tazmin etmeleri halinde TCK m. 168 kapsamındaki etkin pişmanlık indiriminden yararlanabilecektir.
Bu düzenleme, suç örgütlerinin arkasına saklandığı "bilinçsiz veya çaresiz IBAN sağlayıcıları" ile idareci failler arasındaki dengesiz ceza adaletini düzeltmeyi, aynı zamanda mağdurun zararının giderilmesini teşvik etmeyi amaçlamaktadır.''

Yazılı yargılama usulünde iki duruşma arasının en fazla 3 ay olması uygulamada davaları hızlandırır mı? Mahkemelerin mevcut iş yükü düşünüldüğünde kararın yansımaları nasıl olur?
Av. Mertcan Nacar: ''Teorik olarak makul yargılanma süresine katkı sağlar. Ancak duruşmaların sıklaşması davanın hızlanmasının tek koşulu değildir; delillerin toplanması ve bilirkişi incelemeleri süreci belirler. Mahkemelerin fiziki kapasitesi, hâkim ve personel sayısı artırılmadığı takdirde, hâkimler kanuni yaptırımla karşılaşmamak adına matbu (şablon) gerekçelerle duruşmaları 3 ay sonrasına atıp dosya içeriğinde hiçbir ilerleme kaydetmeden şekli celseler açmaları söz konusu olabilir. Dolayısıyla düzenlemenin başarıya ulaşması, mahkeme kalemi altyapısının güçlendirilmesine ve UYAP üzerinden evrak takibinin otomasyona bağlanmasına doğrudan bağlıdır.''

Belirsiz alacak davasının kaldırılması özellikle işçi alacakları, tazminat ve ticari uyuşmazlıklarda nasıl sonuçlar doğuracak? Kısmi davada zaman aşımının alacağın tamamı bakımından kesilecek olması vatandaş açısından hangi avantajları sağlayacak?
Av. Mertcan Nacar: ''12. Yargı Paketi’nin medeni usul hukukundaki en köklü ve radikal adımı, HMK m. 107’de düzenlenen "Belirsiz Alacak Davası" müessesesini tamamen yürürlükten kaldırmasıdır. Uygulamada hangi alacağın belirsiz, hangisinin likit (belirli) olduğu konusunda Yargıtay daireleri ve ilk derece mahkemeleri arasında yıllardır süregelen içtihat aykırılıkları, davaların sırf dava türünün yanlış seçilmesi nedeniyle usulden reddedilmesine ve vatandaşın ağır hak kayıplarına uğramasına yol açmaktaydı.
Yapılan reformla HMK m. 107 kaldırılmış, bunun yerine HMK m. 109’da düzenlenen "Kısmi Dava" kurumu işlevselleştirilmiştir. Yeni sistemin esasları ve vatandaşa sağladığı avantajlar şu şekildedir:
Yeni HMK m. 109 uyarınca talep artırım hakkı bir defaya mahsus verildiğinden, özellikle işçilik alacakları (kıdem, ihbar, fazla mesai), maddi tazminatlar ve ticari alacak davalarında avukatların ve davacıların stratejik davranması gerekmektedir. Bilirkişi raporu itiraz aşamasındayken veya ek rapor alınmadan aceleyle yapılan bir talep artırımı hakkı tüketecektir. Sonradan ortaya çıkacak daha yüksek alacak miktarları için ikinci bir artırım imkânı bulunmayacaktır. 31 Temmuz 2026'dan önce açılmış derdest belirsiz alacak davalarında ise mülga m. 107 uygulanmaya devam edecektir.''

Miras kalan taşınmazların satışında ilk artırmaya yalnızca mirasçıların katılabilmesi düzenlemesi aile içi anlaşmazlıkların ve mağduriyetlerin önüne geçebilir mi? Uygulama mirasçıların haklarını korurken, satış sürecini uzatma veya taşınmazın gerçek değerinin altında satılması gibi riskler doğurabilir mi?
Av. Mertcan Nacar: ''Düzenlemeyle taşınmazdaki tüm maliklerin mülkiyeti miras yoluyla edinmiş olması ve 3. kişilerin bulunmaması durumunda, ilk açık artırma yalnızca malik mirasçılar arasında yapılır ve teklif muhammen bedelin %100'ünden başlar. Bu sayede aile mallarının ucuz fiyatlarla 3. şahıslara kaptırılmasının önüne geçilmektedir. Risk olarak, ilk artırmada %100 bedelden başlanması ve alıcı çevresinin sadece mirasçılarla sınırlı olması nedeniyle rekabet azalabilir; finansal gücü olmayan mirasçılar alım yapamayabilir ve bu durum ihalenin temin edilemeyerek 2. artırmaya (genel ihaleye) kalmasına, dolayısıyla sürecin normalden 1-2 ay uzamasına yol açabilir. Ayrıca, ihaleye girip en yüksek teklifi veren ancak ihale bedelini süresinde yatırmayan mirasçılara, teklif ettikleri tutarın %5'i oranında idari para cezası kesilecek ve yatırdıkları teminat diğer paydaşlara payları oranında dağıtılacaktır. Bu kural, ihaleyi kilitlemek isteyen kötü niyetli mirasçıları engellemeyi amaçlar.''

Hâkim ve savcıların hukuki bilgiyle çözülebilecek konularda bilirkişiye başvurması nedeniyle disiplin cezasıyla karşılaşması, yargılamaların hızlanmasına katkı sağlar mı? "Hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konu" sınırı nasıl belirlenecek?
Av. Mertcan Nacar: ''Hâkimlerin hukuki bilgiyle çözülebilecek konularda bilirkişiye başvurması durumunda disiplin cezası (uyarma) uygulanması, dosyaların aylarca bilirkişide beklemesini engelleyeceğinden yargılamaları önemli ölçüde hızlandıracaktır. Türk mevzuatı, yerleşik Yargıtay içtihatları ve temel hukuk ilkeleri kapsamında kalıp, hâkimin mesleki formasyonu ile çözebileceği hususlar "hukuki bilgi" sınırındadır.

Vesayet altındaki kişilerin mallarının UYAP e-Satış üzerinden satılması şeffaflığı artırır mı?
Av. Mertcan Nacar: ''Şeffaflığı ve denetlenebilirliği artırır. Vesayet altındaki kişilerin (kısıtlılar, akıl hastaları, yaşlılar vb.) mallarının kapalı kapılar arkasında veya kısıtlı bir çevrede düşük bedellerle satılması engellenir. Yeni düzenleme uyarınca, vesayet makamı (Sulh Hukuk Mahkemesi) denetiminde kısıtlı kişilere ait taşınır ve taşınmaz malların satışı artık fiziki kapalı zarf veya lokal mahkeme odası artırmalarıyla değil, UYAP e-Satış Portalı üzerinden elektronik ortamda yürütülecektir. Elektronik açık artırma portalı üzerinden Türkiye genelinde katılım sağlandığından malın gerçek piyasa değerini bulması ve kısıtlının menfaatinin korunması temin edilir. Bu hükümler, teknik entegrasyon amacıyla yayımdan üç ay sonra, yani 31 Ekim 2026 tarihinde yürürlüğe girecektir.''

Kanuni faiz oranının sabit yüzde 24 yerine, Merkez Bankası'nın reeskont faiz oranına endekslenmesini öngören düzenleme alacaklı ve borçlu arasındaki dengeyi nasıl etkiler? Bu değişikliğin özellikle ticari davalar, alacak tahsil süreçleri ve dava sayıları üzerinde nasıl bir etkisi olacağını öngörüyorsunuz?
Av. Mertcan Nacar: ''Yeni formüle göre kanuni faiz oranı; Merkez Bankası'nın bir önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli avans işlemlerine uyguladığı reeskont faiz oranının %80'i olarak uygulanacaktır.
Bu mekanizmanın alacaklı ve borçlu dengesi üzerindeki etkileri şunlardır:
TBK m. 55 değişikliği uyarınca, haksız fiil tazminatlarında kazancın bilindiği dönem için faiz olay tarihinden, varsayımsal hesaplanan gelecek dönem için ise karar tarihinden itibaren işletilecektir.''

İşkence, eziyet ve kamu görevlilerinin görevi nedeniyle işlediği kötü muamele suçlarında Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararının uygulanamayacak olması nasıl değerlendirilmeli? Düzenleme, kamu görevlileri açısından caydırıcılığı artıracak bir adım olarak görülebilir mi?
Av. Mertcan Nacar: ''Kötü muamele suçlarında HAGB uygulanması, "cezasızlık algısı" yaratmaktaydı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi, kamu görevlilerinin kötü muamele fiillerinde HAGB kararı verilmesini "cezasızlık politikası" ve "etkili soruşturma yükümlülüğünün ihlali" olarak nitelendirmekteydi. Yapılan değişiklikle bu hukuki sakatlık giderilmiştir. Kolluk kuvvetleri, infaz koruma memurları ve kamu görevlileri açısından, görevi sırasında işleyeceği usulsüz güç kullanımı veya kötü muamele sonucunda verilecek cezanın ertelenemeyecek veya HAGB ile gizlenemeyecek olması, doğrudan memuriyetten çıkarılma ve hapis infazı riskini doğuracaktır. Bu durum, kamu gücünün kötüye kullanılmasını engelleyecek caydırıcı bir mekanizmadır.''

İstinaf mahkemesinin yeniden esas hakkında verdiği bazı kararlar için temyiz yolunun açılması nasıl değerlendirilmeli?
Av. Mertcan Nacar: ''Eski sistemde HAGB kararlarına karşı yalnızca aynı adliyenin bir üst ceza mahkemesine sığ bir "itiraz" yolu açıktı. Yeni CMK m. 231 düzenlemesiyle, HAGB kararlarına karşı Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf ve belirli şartlarda temyiz yoluna başvuru imkânı getirilmiştir. İstinaf mahkemesi işin esasına girerek HAGB kararını hukuki ve maddi yönlerden denetleyebilecektir.
İdari Yargıda Temyiz Alanının Daraltılması ve Tek Hâkim Sınırı:
İstinaf mahkemesinin ilk derece mahkemesi kararını kaldırıp yeniden esas hakkında verdiği kararlar için temyiz yolunun açılması, iki dereceli yargılanma hakkını ve hak arama hürriyetini tahkim ederken; idari yargıda küçük tutarlı veya şekli davaların temyizden çıkarılması, Danıştay'ın içtihat mahkemesi rolüne odaklanmasını sağlayacaktır.''