Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul

İsrail basınında yayımlanan ve "Türkiye'nin yükselişinin en tehlikeli olduğu alan denizler" ifadeleriyle dikkat çeken analiz, Doğu Akdeniz'de değişen güç dengelerine ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Yerli ve milli savunma sanayisindeki atılımlar, MİLGEM projeleri, milli denizaltılar, insansız deniz sistemleri ve Mavi Vatan doktriniyle denizlerde etkisini artıran Türkiye'nin yükselişi, bu kez İsrail medyasının değerlendirmelerine de yansıdı.
İsrail medyasının Mavi Vatan'ı hedef alan ve Türkiye'nin denizlerde yükselen gücünü "tehdit" olarak nitelendirdiği analizine sert tepki gösteren Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, Tgrthaber.com Özel Haber Editörü Zeynep Gizem Er'e yaptığı değerlendirmede, bu haberlerin Türkiye'nin denizlerde ulaştığı caydırıcılığın açık bir itirafı olduğunu ifade etti.
Yaycı, İsrail'in asıl korkusunun mevcut Türk Donanması değil, önümüzdeki yıllarda çok daha güçlü hale gelecek, yüksek teknolojiyle donatılmış Türkiye'nin deniz kuvvetleri ve Mavi Vatan vizyonu olduğunu dile getirdi.
Doğu Akdeniz'deki yeni jeopolitik denklemi değerlendiren Yaycı, ''Bu durum dosta güven, düşmana korku salar. İşte size turnusol kağıdı testi'' sözleriyle dikkat çeken bir mesaj verdi.

İsrail medyasının ''Türkiye’nin en tehlikeli yükselişi denizlerde'' değerlendirmesi aslında neyin itirafı? İsrail’in Türkiye’yi bir tehdit olarak gördüğü, Türk Deniz Kuvvetleri’nin ulaştığı caydırıcılığın kabulü olarak mı okunmalı?
Prof. Dr. Cihat Yaycı: ''Bir ülkenin güvenlik çevreleri başka bir ülkenin denizlerdeki yükselişini ''en tehlikeli tehdit'' olarak tanımlıyorsa, bu her şeyden önce o ülkenin ulaştığı caydırıcılığı kabul ettiğinin açık göstergesidir. İsrail, uzun yıllar Doğu Akdeniz’de kendisini deniz üstünlüğüne sahip aktörlerden biri olarak gördü. Ancak bugün karşısında yalnızca güçlü bir donanma değil; kendi savaş gemisini tasarlayan, inşa eden, milli füzesini geliştiren, elektronik harp sistemlerini üreten ve deniz savaşının bütün unsurlarını yerli imkânlarla geliştirebilen bir Türkiye bulunmaktadır. Üstelik Türkiye artık sadece klasik platformlar üretmiyor. Silahlı veya silahsız insansız hava araçları, insansız deniz üstü araçları, insansız sualtı araçları ve bunların müşterek harekât konseptlerini geliştirebilen sayılı ülkeler arasına girmiştir. Deniz savaşlarının geleceği de tam olarak bu sistemler üzerine şekillenmektedir. Dolayısıyla İsrail’in rahatsız olduğu husus yalnızca bugünkü Türk Donanması değildir. Asıl rahatsızlık, Türkiye’nin önümüzdeki on yıllarda ulaşacağı teknolojik ve stratejik deniz gücüdür.''

Türkiye’nin son yıllarda yerli ve milli savunma sanayisinde attığı adımlar denizlerdeki güç dengesini nasıl değiştirdi? MİLGEM, yerli savaş gemileri, denizaltılar, İHA/SİHA’lar ve milli füze sistemleri birlikte değerlendirildiğinde Türkiye Doğu Akdeniz’de nasıl bir güç çarpanı elde etti?
Prof. Dr. Cihat Yaycı: ''Modern deniz savaşları artık yalnızca gemi sayısıyla kazanılmıyor. Bugün deniz gücü; savaş gemileri, denizaltılar, hava unsurları, elektronik harp sistemleri, uzay destekli haberleşme, milli füze sistemleri ve insansız platformların tek ağ içinde birlikte çalışmasıyla oluşmaktadır. Türkiye son yıllarda bu dönüşümü başarıyla gerçekleştirdi. MİLGEM ile milli savaş gemilerini tasarlıyor ve inşa ediyor. Milli denizaltısını geliştiriyor. Milli gemisavar ve seyir füzelerini üretiyor. Elektronik harp sistemlerini yerlileştiriyor. İHA ve SİHA’ları deniz harekâtının ayrılmaz unsuru hâline getiriyor. Bunun yanında silahlı ve silahsız insansız deniz üstü araçları (SİDA ve İDA), insansız sualtı araçları ve bunların müşterek kullanım konseptlerini geliştiriyor. Yani Türkiye sadece bugünün değil, geleceğin deniz savaş konseptini de inşa ediyor. Bu nedenle Türkiye artık yalnızca kıyılarını savunan bir donanmaya değil; deniz hâkimiyeti kurabilecek, güç aktarabilecek ve çok katmanlı müşterek harekât icra edebilecek entegre bir deniz kuvvetine dönüşmektedir. İsrail’in ''sessiz ama en tehlikeli yükseliş'' olarak tanımladığı husus işte budur.''

TCG İstanbul’un Temmuz ayında Lazkiye’ye gerçekleştirdiği ziyaret bölgede nasıl bir stratejik mesaj verdi? Bu ziyaret neden İsrail’de bu kadar yankı uyandırdı?
Prof. Dr. Cihat Yaycı: ''Bu ziyaret sadece bir liman ziyareti değildi. Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de kalıcı ve belirleyici bir deniz gücü olduğunu gösteren stratejik bir mesajdı. TCG İstanbul, büyük ölçüde milli imkânlarla geliştirilmiş yeni nesil bir savaş gemisidir. Bu geminin Lazkiye Limanı’nda bulunması, Türkiye’nin Suriye’nin geleceğinde yalnızca kara sınırından değil, denizden de etkin olacağını ortaya koymuştur. Bu aynı zamanda Doğu Akdeniz’deki güvenlik mimarisinin Türkiye olmadan kurulamayacağının fiilî ilanıdır. İsrail’in bu ziyaretten rahatsız olmasının nedeni de budur. Çünkü Doğu Akdeniz’de Türk bayrağının daha görünür hâle gelmesi, bugüne kadar kurulmaya çalışılan tek taraflı denklemleri değiştirmektedir.''

Türkiye’nin Suriye’nin yeniden yapılanmasında üstlenebileceği denizcilik ve askeri rol Doğu Akdeniz’deki güç dengelerini nasıl etkileyebilir?
Prof. Dr. Cihat Yaycı: ''Suriye’nin yeniden inşası sadece şehirlerin yeniden yapılması değildir. Limanların yeniden işletilmesi… Deniz ticaretinin yeniden canlandırılması… Enerji terminallerinin güvenliğinin sağlanması… Deniz ulaştırmasının yeniden tesis edilmesi… Bütün bunlar Doğu Akdeniz’in geleceğini doğrudan etkileyecektir. Türkiye’nin sağlayacağı liman işletmeciliği, deniz güvenliği, sahil güvenlik eğitimi, askeri danışmanlık ve lojistik destek, Doğu Akdeniz’deki etkinliğini daha da artıracaktır. Ancak bunun da ötesinde atılması gereken çok önemli bir diplomatik adım bulunmaktadır. Suriye ile karşılıklı kıyılar esas alınarak deniz yetki alanları sınırlandırma anlaşmasının bir an önce imzalanması gerekmektedir. Bunun yanında, uluslararası hukuktan doğan haklar çerçevesinde Filistin ile de deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına yönelik çalışmaların yürütülmesi, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki hukuki ve jeopolitik konumunu daha da güçlendirecektir. Bu adımlar, Türkiye’nin Mavi Vatan stratejisini sadece askeri değil, diplomatik ve hukuki açıdan da çok daha etkin hâle getirecektir.''

Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanları ve Mavi Vatan stratejisi bugün hangi aşamaya geldi? Ankara uzun vadeli hedeflerine yaklaşıyor mu?
Prof. Dr. Cihat Yaycı: ''Mavi Vatan yalnızca bir harita değildir. Mavi Vatan, Türkiye’nin denizlerdeki Misak-ı Millîsidir. Mavi Vatan sadece deniz yetki alanlarını ifade eden bir kavram da değildir. Bu doktrin; deniz güvenliğini, milli savunmayı, deniz ulaştırmasını, enerji güvenliğini, hidrokarbon kaynaklarını, balıkçılığı, deniz turizmini, gemi inşa sanayiini, limancılığı, deniz ticaretini, rüzgâr enerjisini, denizaltı kaynaklarını, çevrenin korunmasını, deniz bilimlerini ve mavi ekonominin bütün unsurlarını kapsayan kapsamlı bir devlet vizyonudur. Bugün Türkiye’nin attığı her stratejik adım bu vizyonun farklı bir unsurunu güçlendirmektedir. Donanmanın güçlendirilmesi… Milli savunma sanayiinin geliştirilmesi… İnsansız deniz, hava ve sualtı sistemlerinin geliştirilmesi… Enerji aramaları… Deniz yetki alanlarının korunması… Yeni deniz platformlarının hizmete alınması… Bütün bunlar Mavi Vatan’ın birbirini tamamlayan parçalarıdır. Bundan sonraki en önemli stratejik adımlardan biri ise Suriye ve Filistin ile deniz yetki alanlarının sınırlandırılması yönünde gerekli hukuki ve diplomatik girişimlerin sonuçlandırılmasıdır. Mavi Vatan artık sadece akademik bir tez değildir; Türkiye Cumhuriyeti’nin denizlerdeki egemenlik haklarını, güvenliğini, ekonomik kalkınmasını ve gelecek vizyonunu şekillendiren kapsamlı bir devlet doktrinidir. İsrail basınında çıkan bu tür haberler de aslında önemli bir gerçeği ortaya koymaktadır. Türkiye’nin denizlerde izlediği strateji artık yalnızca Ankara’da değil; Tel Aviv’de, Atina’da, Brüksel’de ve Washington’da da dikkatle takip edilmektedir. Çünkü herkes şunu görmektedir: Türkiye, denizlerde sadece bugünün değil, geleceğin güç dengesini de inşa etmektedir. Ancak Türkiye’nin bu güçlü duruş ve gelişmesi dosta güven düşmana korku salar. Dost bunda güven duyar, düşman ise korkar. İşte size turnusol kağıdı testi!''