Siyasette hayaller ve gerçekler

GİRİŞ:
2026-04-27
saat ikonu 09:21
|
GÜNCELLEME:
2026-04-27
saat ikonu 09:21

benimle görüşmek için fırsat kolluyor”

Bu sözler toplantısında konuşan Genel Başkanı ’e ait.
Uzun süredir Özel ve ekibinin iktidar ile temasa geçerek mutlak butlan davası ve operasyonlarda tutuklanan belediye başkanlarının durumunu görüşmek istediği konuşuluyor. Ancak bir türlü istedikleri noktaya ulaşamadılar ki bu durum Özel’in kamuoyuna yönelik açıklamalarına da yansıdı. “Gidin Erdoğan’a söyleyin” diye AK Parti milletvekillerine çağrı bile yaptı.

Son günlerde ise ilginç bir görüşme polemiği yaşanıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, devlet adamı kimliği ile TBMM’deki 23 Nisan resepsiyonunda, “Ana muhalefet genel başkanıyla görüşürüm” derken CHP bu yanıtı aynı olgunlukla karşılayamadı...

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Cumhurbaşkanı ile görüşür müsünüz” sorusuna ‘düşman hukuku’ sözleriyle cevap verdi.
23 Nisan resepsiyonunda şunları söyledi: “Burası kokteyl ortamı, imkan olursa tabi ki merhabalaşırız orada bir kısıt yok ama görüşme dediğiniz demokrasilerde olması gereken gibi bir görüşme için herkesin birbirinin hakkına hukukuna saygılı olması lazım. Bize düşman hukuku uygulanıyor. Bir düşman hukuku uyguladığınız muhatabınızla daha sonra ihtiyacınız olduğu zaman da normal bir ilişki beklemeyin.”

“Başkanlar bırakılmazsa masaya oturmam”

Erdoğan’ın resepsiyondaki sözleri
CHP cephesinde, “yeni bir görüşme talebi” olarak yorumlanmış görünüyor. Çünkü belediye başkanları toplantısında hatırlatılan o sözler üzerine Özel’in yeni bir şart koştuğu ortaya çıktı.

Özel’in belediye başkanları toplantısındaki özel görüşmelerde, “Cumhurbaşkanı Erdoğan benimle görüşmek için fırsat kolluyor. Ancak bir masa kurulması için iktidarın adım atması lazım. Tutuksuz yargılama süreci başlamazsa görüşme olmaz. Tutuklu başkanlar serbest bırakılmazsa masaya oturmam” dediğini öğrendim.

Tabi bu anlayışı sorduğum siyasetçiler CHP yönetiminin durumunu ‘hayal aleminde yaşamak’ biçiminde yorumluyor. Çünkü iktidarın CHP ile yeni bir görüşme planı bulunmuyor. AK Parti’nin olmayan görüşme talebi üzerinden kurulan hayaller ve pazarlıklarla bir siyaset üretilebilir mi?

CHP aslında Terörsüz Türkiye masasına da bu pazarlık hayaliyle oturmuştu. Ancak tutuksuz yargılamalar konusunda beklediği sonucu alamadı.

TERÖRSÜZ TÜRKİYE BUZDOLABINDA

CHP’nin tutuksuz yargılama beklentisini engelleyen ise bir anlamda DEM ve Kandil oldu. Örgütün Abdullah Öcalan’ı dinlemediği ve gerçek anlamda silah bırakmadığı görüldü. MSB ve MİT yetkilileri örgütün silah bıraktığına dair emare olmadığını, silah bırakma konusunda tatmin edici ilerleme sağlanamadığını kayda geçirdi.

Oysa atılacak yasal adımların tek ve en önemli şartı örgütün silah bırakmasıydı. Örgütün İran’daki gelişmeler nedeniyle bekle gör politikası izlediği ve silah bırakmadığı değerlendirmesi yapılıyor.
Silah bırakma olmayınca devlet süreci şimdilik buzdolabına kaldırdı denebilir. Silahlar bırakılırsa süreç kaldığı yerden devam eder. CHP’nin Terörsüz Türkiye ile ilgisi olmayan daha çok Ekrem İmamoğlu’nun serbest kalması yönündeki talepleri de ancak silahlar bırakılırsa yeniden gündeme gelebilir..

VATANDAŞI TEHDİT EDEN MUHALEFET DİLİ

CHP Genel Başkanı Özel, hafta sonu yeni yol haritası belirlemek üzere belediye başkanlarıyla buluştu. Toplantılar sonrası henüz yeni bir strateji açıklanmadı ama konuşmalardaki tehdit dili dikkat çekiciydi.
CHP’nin yönetilemeyişini ve yaşanan savrulmayı anlatan kim varsa bu tehditlerin hedefiydi.

Peki iki yıl önce Türkiye’nin en çok oy alan partisiyken bu noktaya nasıl gelindi?
O dönem Avrupalı siyasetçilerle birlikte havalı pozlar verilirken bugün aynı isimlerin kendileriyle neden 5 dakika bile görüşmediğini düşünüyorlar mı?

Bu kadar şaibeyi; para kulelerini, kurultay düşmanlıklarını, partili arkadaşlarına siyasi linçleri, havlulu görüntüleri, mezar başındaki rakılı pozları ne gazeteciler ne de onları eleştiren siyasetçiler üretti.

CHP yönetimi 31 Mart seçimleri sonrası eline geçen büyük fırsatı kullanamadı. Kucaklamak yerine ötekileştirme ve linç kültürü işletildi. Siyaset acemisi oldukları ortaya çıktı.
O nedenle yaşananlar sadece ‘siyasi operasyon’ denilerek açıklanamıyor, yapılan toplantılar sonuç üretmiyor. Bu kadar hatanın ardından bir de tehdit diline başvurmak çaresizlik değilse nedir?