Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi CHP’nin 38. seçimli olağan kurultayı hakkında mutlak butlan kesin hükümsüzlük kararı verdi. Kemal Kılıçdaroğlu genel başkanlığa geri gelirken Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu’nun CHP dönemi olaylı şekilde sona erdi. “Baba ocağı” dedikleri CHP’yi yakıp yıkıp gittiler dönüşleri imkansız olmasa da zor görünüyor.
Mutlak Butlan kararı CHP’nin eski yönetimi ve muhalefet tarafından “demokrasiye darbe” olarak sunuluyor ve Kılıçdaroğlu ağır şekilde eleştiriliyor. Peki hukuki bir tartışma olarak görünse de aslında siyaseti derinden ilgilendiren bu olayda demokrasiye darbeyi asıl kim vurdu?
İmamoğlu ve Özel ikilisinin politik olarak ikna edemedikleri CHP delegesini menfaat sağlayarak ikna ettikleri mahkeme kararıyla tescil edilmiş oldu. Politik olarak ikna edemediğiniz delegeyi para karşılığı kendi yanınıza çektiğinizde irade fesadı ortaya çıkıyor. İşte muhalif cenahta kimsenin dile getirmediği gerçek bu ve demokrasiye darbenin vurulduğu nokta tam da burası.
Mutlak butlan kararı yaşanan sürecin bir sonucu olarak karşımıza çıktı. Bu sonucun ortaya çıkmasına neden olanlar şimdi gerçeğin konuşulmasını istemiyor. Kemal Kılıçdaroğlu’nu hedefe koyarak asıl failleri perdelemeye çalışıyorlar.
Kılıçdaroğlu’nu eleştirmek işin en kolayı ve elbette onun da eleştirilecek çok yönü var. İşin en zor kısmı ise Ekrem İmamoğlu’nu eleştirmek. Kimse bunu yapmak istemiyor hatta akıllara bile gelmiyor.
Pazar günü polisin CHP’ye zorla girdiği görüntüleri televizyondan izleyen CHP örgütündeki ağır abiler, “CHP, CHP olalı böyle zulüm görmedi” derken tüm bunların sebebinin Ekrem İmamoğlu olduğunu itiraf ediyorlar.
Peki hangisi daha ahlaklı ya da kim daha koltuk düşkünü? CHP Genel Başkanlığı koltuğu için çabalamak mı daha anlaşılabilir yoksa Cumhurbaşkanlığına ulaşabilmek için Atatürk’ün koltuğuna vesayetle yönetilmeye razı başka birini atamak mı?
Mutlak butlan tartışmalarının tekrarlanmaması için Siyasi Partiler Kanunu’ndaki boşlukların giderilmesi şart. Parlamentonun bu yönde adım atması kaçınılmaz görünüyor.
Pazar günü CHP polis marifetiyle boşaltıldı. Özgür Özel ve ekibi en kısa zamanda kurultay toplanması için baskı yaparken Kemal Kılıçdaroğlu ağırdan alıyor. Kurultayın kısa zamanda toplanmayacağı belli.
Aslında Özgür Özel CHP içinde siyaset yapmaya hazırlanırken Silivri’den gelen baskı sonrası gerilim yöntemiyle partiden ayrılmanın taşlarını döşemeye başladı. Sosyal medya ve muhabir gruplarının adı “Özgür Özel İletişim” olarak değiştirildi ve CHP ibaresi kullanılmadı. İlginç değil mi ?
Özel son yapılan milletvekili toplantısında partiden ihraç edilebileceklerini söylemişti. Kılıçdaroğlu ihraç kararını ne zaman alır zamanını kimse bilmiyor ancak artık Özel ve arkadaşları için CHP’de yolun sonu göründü.
CHP’den ayrılış sonrası yeni parti kurarlarsa siyasette farklı bir tablo ortaya çıkacak. CHP fiilen 3’e bölünmüş olacak. Ana yapı CHP, kurulacak yeni parti ve İYİ Parti başta diğer partilere dönecek emanet oylar. Bu tablodan başarı hikayesi çıkarmak kolay değil.
Özgür Özel dünden itibaren hiç beklemeden baba ocağı dediği CHP’yi düşman ilan etti bile. Böylesi parçalanmış görüntü verilirken zaten düşmeye başlamış oyları yeniden toplamak zor görünüyor.
CHP’yi parçalamaya, olayı meydan savaşına çevirmeye devam ediyorlar. Kurultay telaşına düşen yeni ekip bakalım bundan sonra ne tür stratejiler uygulayacak göreceğiz...
