Google Derinlemesine Analiz, Teyitli Haber! Tıkla ve favori kaynağın yap.

Trump’tan ters köşe strateji!

GİRİŞ:
2026-06-03
saat ikonu 11:43
|
GÜNCELLEME:
2026-06-03
saat ikonu 11:43

’da artık klasik kuralları işlemiyor. Bugün söylenenin yarın geçersiz hale geldiği, müttefiklerin bile birbirine güvenmediği yeni bir döneme girildi.

Aylardır devam eden ABD-İsrail- savaşı da tıpkı Rusya-Ukrayna savaşında olduğu gibi dünyanın alışmak zorunda kaldığı yeni normale dönüştü.

Tam da bu noktada ABD Başkanı ’ın son hamleleri dikkat çekiyor.

Savaşın başından beri sert mesajlar veren Trump, şimdi İran’la anlaşma kapısını sonuna kadar aralamaya çalışıyor.

Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ve ateşkesin uzatılması için tarafların bir hafta içinde uzlaşabileceğini söyleyen Trump, İran’a 'artık anlaşma zamanı' mesajı gönderiyor.

Ancak asıl dikkat çekici gelişme Washington ile Tel Aviv arasında yaşanıyor.

’nun Lübnan’da tansiyonu yükselten hamlelerinin İran’la yürütülen müzakere sürecini baltaladığını düşünen Trump’ın telefon görüşmesinde Netanyahu’ya sert ifadeler kullandığı ortaya çıktı.

İddialara göre Trump’ın ''Sen delisin'' ve hatta ''Ben olmasaydım şu an hapisteydin'' sözleri ikili arasındaki gerilimin ulaştığı boyutu gözler önüne seriyor.

Trump gerçekten barış mı istiyor, yoksa aslından başından beri yapmak istediği şey olan savaşın kazançlarını diplomasi masasında tahsil etmeye mi çalışıyor?

Görünen o ki, uzun bir süredir Washington artık askeri operasyonlardan çok siyasi ve ekonomik sonuçlarla ilgileniyor.

İran’ın nükleer faaliyetlerinin sınırlandırılması, Hürmüz Boğazı’nın yeniden uluslararası ticarete açılması ve enerji piyasalarındaki dalgalanmanın son bulması ABD’nin öncelikleri arasında yer alıyor.

Netanyahu ise farklı bir denklem kuruyor.

İsrail yönetimi, İran üzerindeki baskının sürmesini isterken Trump’ın diplomasiye yönelmesi Tel Aviv'i rahatsız ediyor.

Bu nedenle son günlerde yaşanan Lübnan gerilimini aynı zamanda Trump ile Netanyahu arasındaki strateji savaşının da yansıması olarak okumak gerek.

Washington ile Tel Aviv arasında savaşın nasıl sona ereceği konusunda sessiz bir bilek güreşi oynanıyor.

Bu yüzden Trump’ın son çıkışlarını sıradan diplomatik mesajlar olarak okumak hata olur.

Belki de Trump gerçekten sağ gösterip sol vuruyor.

Dün savaş kartını açan ABD Başkanı, bugün anlaşma kartını masaya sürüyor.

Ancak bu hamlenin nihai hedefi barış mı, yoksa İran’ı daha büyük tavizlere zorlamak mı? Asıl kritik soru bu.

Cevap aslında diplomasi tarihinin kurallarında saklı: Güçlü olanın masaya oturması barış arzusundan değil, savaşı zaten kazandığını karşı tarafa tescil ettirme isteğindendir.

Trump barış getirmek değil, Washington’ın şartlarını kabul ettirecek kontrollü bir uzlaşı istiyor.

Eğer İran bu tavizleri vermezse, masadaki anlaşma kartının arkasında her zaman daha sert bir yaptırım ve askeri baskı sopasının saklı olduğunu biliyor.

Yani Trump yine bildiğimiz gibi... Sadece bu kez hedefi vurmak için füzeleri değil, diplomasiyi silah olarak kullanıyor.