Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
ABD ile İran arasında İsviçre’de sürdürülen nükleer müzakereler, ince bir ipin üzerinde yürüyen cambazı andırıyor.
Taraflar masada oturmaya devam etse de diplomasi ile yeni bir çatışma ihtimali arasındaki mesafe her geçen gün biraz daha daralıyor.
Kağıt üzerinde 60 günlük bir ateşkes süreci yaşanıyor. Ancak sahadaki gelişmeler ve liderlerin kullandığı sert dil, ateşkesin kalıcı bir barışa dönüşmesinin sanıldığı kadar kolay olmayacağını gösteriyor.
Orta Doğu’da tansiyon düşmüş gibi görünse de gerçekte kriz sadece kısa süreliğine dondurulmuş durumda.
ABD Başkanı Donald Trump’ın son açıklamaları bunun en net göstergesi. İran’a yönelik tehditlerini sürdüren Trump, ''İki önemli sonuç elde ettik. Birincisi Hürmüz Boğazı açık ve açık kalacak. İkincisi ise İran hiçbir zaman nükleer silaha sahip olmayacak'' sözleriyle Washington’un kırmızı çizgilerini bir kez daha ortaya koydu.
Bununla da yetinmeyen Trump, ''İran uygun davranmazsa gerekeni yaparım'' sözleriyle saldırı seçeneğinin hala masada olduğunu açıkça gösterdi.
Trump’ın ''Gemileri bölgede tutacağım. Tehdit olursa kuşatma yeniden başlar'' açıklaması ise aslında ABD’nin bölgeden çekilmediğinin, aksine askeri baskıyı bir koz olarak kullanmaya devam ettiğinin ilanı niteliğinde.
Diğer tarafta İsrail cephesi de ateşkese uygun hareket etmiyor. Gazze’den Lübnan’a uzanan hatta operasyonlar sürerken, İsrail’in aşırı sağcı isimlerinden Bezalel Smotrich’in açıklamaları dikkat çekiyor.
Smotrich, ABD ile İran arasındaki müzakerelerin kendilerini ilgilendirmediğini savunurken, Lübnan’daki saldırıların ''kararlılıkla'' devam edeceğini söyleyerek bölgedeki gerilimin düşmesine pek de niyetli olmadıklarının sinyalini verdi.
İşte tam da bu nedenle bugün Orta Doğu’da yaşanan süreci 'barış' olarak tanımlamak mümkün görünmüyor.
Çünkü ateşkesler, tarafların silah bırakmasından çok nefes almak için verdiği kısa molalar niteliğinde.
Ortadaki tablo, masadaki diplomasi ile sahadaki gerçeklik arasındaki çelişkiyi gözler önüne seriyor.
Ateşkes sürüyor gibi görünse de barış hala uzakta...
