Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Gece yatağa girip gözlerinizi kapatıyorsunuz ama zihniniz hala açık…
Düşüncelerin biri bitip diğeri başlarken, saat ilerliyor, telefon ekranı kararıyor, ev sessizleşiyor ama uyku bir türlü gelmiyor.
Modern çağın en büyük problemlerinden biri haline gelen uykusuzluk, artık sadece stres ya da yoğun tempoyla açıklanmıyor.
Bilim insanları şimdi dikkatleri beynin derinliklerinde yer alan ve yıllardır ‘’üçüncü göz’’ olarak anılan küçük ama etkili bir yapıya çeviriyor.
İngiltere ve İsveçli araştırmacıların yürüttüğü çalışmalar, epifiz bezi denilen bu yapının sanıldığından çok daha kritik bir göreve sahip olduğunu ortaya koydu.
Beynin merkezine yakın konumda bulunan bu yapı, melatonin hormonu salgılayarak vücudun biyolojik saatini yönetiyor.
Yani ne zaman uyuyacağımızı, ne zaman uyanık kalacağımızı büyük ölçüde bu sistem belirliyor.
Araştırmalara göre, epifiz bezi yalnızca hormon üreten sıradan bir yapı değil.
Bilim insanları, bu bölgenin ışık ve karanlık döngüsünü dolaylı şekilde algılayabildiğini ve vücudun gece-gündüz dengesini buna göre ayarladığını ifade ediyor.
Başka bir deyişle; gözler kapansa bile beden, çevredeki ışık düzenine karşı hala hassas davranabiliyor.
Bu nedenle gece geç saatlere kadar maruz kalınan telefon, tablet ve bilgisayar ışıkları da uyku düzenini doğrudan etkileyebiliyor.
Çünkü beynin ‘uyku vakti geldi’ sinyalini vermesi gereken sistem, yapay ışık nedeniyle şaşabiliyor.
İngiltere merkezli Daily Mail’de yer alan habere göre uzmanlar, epifiz bezinin etkisinin yalnızca uyku ile sınırlı olmadığını düşünüyor.
Bağışıklık sistemi, hormonal denge ve bazı fizyolojik süreçlerin de bu biyolojik mekanizmayla bağlantılı olabileceği belirtiliyor.
Bilim dünyasının yeniden mercek altına aldığı “üçüncü göz”, mistik söylemlerin ötesinde artık bilimsel araştırmaların da odağında.
Ve görünen o ki geceleri dönüp durduğumuz o uzun saatlerin nedeni, beynimizin derinliklerinde çalışan bu küçük yapı olabilir.
