Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Bir tarafta ''Bu işi bitireceğiz'' diyen ABD Başkanı Trump, diğer tarafta ''Bedeli ağır olur'' mesajı veren İran...
Orta Doğu’da tansiyon bir kez daha kritik eşiğe dayandı.
ABD, İsrail ve İran arasında aylardır süren diplomatik restleşme, artık yalnızca masada verilen mesajlarla sınırlı değil.
Karşılıklı tehditler, misilleme saldırıları ve sahadaki askeri hamleler bölgeyi yeni ve daha tehlikeli bir dönemin içine sürüklüyor.
Trump’ın ''İran’ın teklifi kabul edilemez'' çıkışı, Washington yönetiminin geri adım atmaya niyetli olmadığını net şekilde ortaya koydu.
İran cephesi ise bu açıklamaya sert yanıt verdi. Meclis Başkanı Kalibaf, ABD’nin sunduğu 14 maddelik ateşkes teklifini kabul etmekten başka seçeneğinin kalmadığını belirterek, ''Anlaşma olmazsa ABD’nin ödeyeceği bedel artar'' ifadelerini kullandı.
Trump’ın diğer açıklamaları yalnızca siyasi bir çıkış değil, aynı zamanda yeni dönemin askeri stratejisine dair güçlü mesajlar içerdi.
İran’ın donanmasının, hava savunma sistemlerinin ve radar altyapısının büyük ölçüde etkisiz hale getirildiğini savunan Trump, ''Ya doğru olanı yapacaklar ya da bu işi bitireceğiz'' diyerek Washington’un baskıyı daha da artıracağının sinyalini verdi.
Ancak açıklamalardaki en kritik vurgu, ABD’nin yıllardır değişmeyen kırmızı çizgisi oldu: ''İran nükleer silaha sahip olamaz.''
Bugün fark oluşturan unsur ise Beyaz Saray’ın artık yalnızca diplomatik söylemlerle değil, doğrudan askeri güç kartıyla konuşuyor olması.
Trump’ın ''İstersem bugün İran’ı terk ederim ama başladığım işi tamamen bitirmek istiyorum'' sözleri, bölgede yeni bir operasyon ihtimalini daha da güçlendirdi.
İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarını ateşkese rağmen sürdürmesi, Tel Aviv yönetiminin güvenlik stratejisinde değişiklik olmadığını gösteriyor.
İsrail açısından mesele yalnızca Gazze ya da Lübnan’dan ibaret değil.
Tel Aviv yönetimi, İran’ın bölgedeki askeri ve siyasi etkisini uzun vadeli bir varoluşsal tehdit olarak görüyor. Bu nedenle İran’a yönelik her baskı, İsrail için stratejik bir kazanım olarak okunuyor.
Ancak bu yaklaşımın bölgeyi daha büyük ve kontrol edilmesi zor bir çatışmaya sürükleme ihtimali de giderek büyüyor.
İran açısından geri adım atmak yalnızca diplomatik bir yenilgi anlamına gelmiyor. Aynı zamanda içeride siyasi kırılma ve güç kaybı riskini de beraberinde getiriyor.
Tahran yönetimi, yıllardır ağır ekonomik yaptırımlara rağmen 'direniş ekseni' söylemini koruyarak bölgedeki etkisini sürdürmeye çalıştı. Bu nedenle bugün verilen mesaj ''Baskıya boyun eğmeyeceğiz'' şeklinde.
Kalibaf’ın açıklamaları da bu yaklaşımın en güçlü göstergelerinden biri oldu.
İran, ABD’nin şartlarını kabul eden taraf görüntüsü vermek istemiyor.
Çünkü bu durum yalnızca masada değil, bölgesel güç dengelerinde de geri çekilme anlamına geliyor.
Orta Doğu yeniden dünyanın en kırılgan satranç tahtası.
Gelinen noktada, taraflar diplomasi kapısını tamamen kapatmış değil. Ancak kullanılan dil, uzlaşmadan çok güç gösterisinin sürdüğünü ortaya koyuyor.
Bir yanda ''Bu işi bitireceğiz'' diyen Washington… Diğer yanda ''Bedeli ağır olur'' mesajı veren Tahran…
Atılan her adım, enerji piyasalarından küresel ekonomiye kadar tüm dengeleri etkileyebilecek güçte.
Çünkü artık mesele sadece bir ateşkes değil…
Yeni dünya düzeninde kimin söz sahibi olacağı.
