Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul

ATV'nin ilgiyle takip edilen dizisi Altı Üstü İstanbulda Emir karakteriyle izleyici karşısına çıkan Rahimcan Kapkap, GÜNAYDIN'a verdiği röportajda dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Senaryoyu eline aldığı ilk anda karakterden çok etkilendiğini dile getiren oyuncu, "Okudukça duygulandım, gözyaşlarım senaryonun üzerine düştü. O an bu hikâyenin bir parçası olmaya karar verdim" ifadeleriyle projeyi kabul etme sürecini anlattı. Başarılı oyuncu, söyleşisinde kariyerine dair en büyük hayalini de ilk kez paylaştı.
28 yaşındaki Rahimcan Kapkap, Altı Üstü İstanbul dizisindeki performansıyla dikkat çeken isimler arasında yer alıyor. Şöhretten çok mesleğinde kalıcı olmayı hedeflediğini dile getiren oyuncu, Konya'dan İstanbul'a uzanan kariyer yolculuğunu, babasını kaybettikten sonra yaşadığı zorlu dönemi, Emir karakteriyle kurduğu duygusal bağı ve geleceğe ilişkin planlarını tüm içtenliğiyle anlattı.

Bir önceki dizimde yoğun bir çalışma sürecinden yorgun bir şekilde çıkmıştım. Dinlenmeyi düşünüyordum ama bir-iki hafta sonra bu iş geldi. Yapımcımız Mehmet Yiğit Alp ve yönetmenimiz Müge Uğurlar bana bu projeyi teklif ettiklerinde henüz senaryo yoktu ortada. Hikâyeyi anlattılar sadece.
Yok, hayır senaryoyu bekledim. Normalde 3-4 bölüm okur ona göre dâhil olursun. Bize bir bölüm geldi ama öyle bir bölümdü ki, çok etkilendim. Konya'ya annemi görmeye gitmiştim. 7-8 saat araba kullandım. O yorgunlukla bir bakayım dedim senaryoya, bırakamadım elimden. Bir baktım ağlıyorum, gözyaşım düştü senaryoya. Dedim ki 'Tamam'.

Emir'in bana çok benzemesi beni çok etkiledi. İlk hayali bile benimkiyle aynı. Çocuğun ilk hayali annesine ev almak. Benim de öyleydi. İlk bölümde "Çok hayalimiz vardı be anne" deyip çöktüğü sahneyi kalbim sıkışa sıkışa oynadım. Yaşam şekli, mahalle ortamı, arkadaşlıklarının bağı... 28 yaşındayım ama benim de 20 yıllık arkadaşlarım var. Hepsi hala kardeşim gibidir. Dolayısıyla benden çok şey var dizide.
Senaryoya inandıktan sonra ben her an ağlayabilirim. Kolay ağlayabildiğimi ben de bilmiyordum açıkçası. İşe teslim olduğum için karaktere çok fazla empati duyuyorum. Yani oynamıyorum, Emir'in o ceketini giyince tamamen Emir oluyorum. Onun her cümlesine kefilim. O yüzden ağlamak benim için gülmekten daha kolay şu an. Emir'in yüzü gülmüyor. Hep duygu yoğunluğu yüksek çok zor sahneler çektik.

Senaryoya, yapıma ve yönetmene güvenim tam. Reytingler iyi gelince ekibin morali yükseliyor, herkes daha iyisini nasıl yaparım diye üstüne koymaya çalışıyor.
Aksine 3 hafta mide spazmı yaşadım. Hiç oralarda değildim. Tek hedefim oynamak olduğu için, başrol olayım hayali bende hiç yoktu. Ama bir önceki işimde Erkan abi (Kolçak Köstendil) olsun, Ercan abi olsun (Kesal) birlikte rol aldığımız birçok isim beni bu yönde motive etti. Çok şey öğrendim, deneyimledim onlardan. Ben daha çok karakter oyuncusu olma niyetindeyim. Jön değil yani. Benden yakışıklı milyon tane adam var, derdim yetenekle aurayı harmanlayabilmek.
Sanki uzun yıllar birlikte çalışıyormuş gibi güzel bir uyum var. Evet. Genç oyuncularla deneyimli isimler iyi uydu birbirine. Enerjimiz yüksek. Müthiş oynuyorlar. Yönetmenimiz Müge de öyle. Herkese bir abla gibi yaklaşıyor, herkesi çok rahatlatıyor. Ben kendimi tamamen ona teslim ettim. Takım lideri Emir olabilir ama bu iş tam bir takım oyunu. Emir Messi olabilir ama iş Barselona.

Milyonda bir denk gelir, şans işidir aşk. Bir kere aşık oldum, 1.5 yıl sürdü. Müthiş bir dönemdi. Gördüğünde yer ayağının altından kayıyormuş gibi hissediyorsan aşktır o. Birisini beğenip hoşlanıp şans verme işi bende yok. Gerçekten kör kütük oluyorsam olayım, olmuyorsa da yalnız iyiyim zaten. Aşk hiç önceliğim olmadı biliyor musun? Benden önce hep ailem ve oyunculuk geldi. Aşk ve ilişkiyi hayatımda hiç ilk 3'e koymadım. Şimdi de öyle... Hep aile, hala oyunculuk... Annemle birisini tanıştırma fikri ne kadar kıymetli geliyor bana...
Dış güzellik değil; samimiyete ve doğallığa bakarım. Rollenmesin, gözleri güzel baksın. Güzellik göreceli kavram.
Güzel şeyler tabii, sete geliyorlar fotoğraf çektirmek istiyorlar. Çok tatlılar. Ama bana birisinin "Şu sahnede çok iyi oynamışsın, beni gerçekten ağlattın, çok iyisin" demesi daha çok hoşuma gider. Yakışıklılık değil konu. Dediğim gibi milyon tane benden yakışıklı adam var.

Elim ayağım düzgün. Kendimce yakışıklıyım da. Ben auraya inanan biriyim. Yakışıklılık geçici. Mesela kim yakışıklı dersen aklıma direkt Al Pacino geldi. Tüm yakışıklıları yan yana getir Al Pacino'dan gözümü alamam, herkes ona bakar yani. Dolayısıyla yakışıklı olduğum için beni bir işe almalarını istemem, kabul de etmem.
Yoğun geçti. Bu kadar hızlı geçeceğini düşünmemiştim. 8-9 yaşlarındayken oyunculuk hayali kuruyordum. Şu an hayalini bile etmediğim şeyler oluyor. Dönüp baktığımda sadece şükür diyorum. Yani yokluk içinde başarmaya çalışmak çok kolay değildi.
Evet, İstanbul'a 2017'de sinema televizyon okumak için geldim. Tam burslu kazandım bölümü, birinci girdim. İlk işimi 2021'de aldım, 'El Kızı' diye bir işti. O dört yıl çok zor geçti, hayatta kalma mücadelesi yaşadım.

Hiç. Ağlama krizlerine de girdim ama geri dönmeyi hiç düşünmedim. Bugünlere geleceğime inanmıştım.
Evet ilk başta çok şaşırdılar tabii ki. Sonra bir anda benden daha hızlı adapte oldular. Şimdi de oyunculuğuma şaşırıyorlar. Alan verilince elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum ben de...

Babamı kaybedeli 3 sene oldu. Bir erkek evlendiğinde, askere gittiğinde değil babası öldüğünde adam oluyor. Ablam ve iki abimle beraber bayağı saç baş döktük. Babam şu an bir saat bile olsa benim bu günümü, işimi, oynayış şeklimi, başarımı görseydi keşke diyorum, bütün mutluluklara bedel olurdu.
"Şöhret etiketine girmemeye çalışıyorum. İşimizin parçası belki ama çok sevemiyorum o kelimeyi. İlk oyunculuk dersi almaya başladığımda hocamızın dersteki ilk cümlesi şuydu: 'Özgürlüğünü satmaya hazır olanlar kalsın diğerleri çıksın.' Ben bunu bizzat yaşadım. Beşiktaş'ta makarna yiyordum, bütün gözlerin bana döndüğünü fark ettim. Çok kötü hissettim kendimi, yemeğimi bırakıp çıktım."