Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Özellikle ilkokul döneminde çocukların ödev konusunda zorlanması oldukça sık görülüyor. Burada önemli olan, çocuğun yerine ödevi yapmak değil, onun kendi sorumluluğunu üstlenmesine destek olmak. Ebeveynin görevi çocuğu sürekli kontrol etmek yerine yaşına uygun bir düzen kurmasına yardımcı olmak ve gerektiğinde rehberlik etmek.
Ebeveynlerin yaptığı en önemli hatalardan biri, çocuk ödevini yetiştiremediğinde doğrudan devreye girmek oluyor. “Sen yoruldun, ben yapayım” düşüncesi kısa vadede çocuğun işini kolaylaştırsa da uzun vadede sorumluluk bilincinin gelişmesini zorlaştırabiliyor. Çocuğun yapamadığı bir soruda cevabı doğrudan söylemek yerine soruyu anlamasına yardımcı olmak daha doğru bir yaklaşım olarak değerlendiriliyor.

Örneğin matematik sorusunda sonucu söylemek yerine hangi işlemi yapması gerektiğini düşündürecek sorular sorulabilir. Böylece çocuk hem ödevini tamamlamayı hem de karşılaştığı bir problem üzerinde düşünmeyi öğrenir.
Çocuğa gün boyunca defalarca ödevini hatırlatmak da sorumluluk duygusunun gelişmesini zorlaştırabilir. Sürekli hatırlatılan çocuk, zamanla ödev yapma görevini kendi sorumluluğu olarak görmek yerine anne veya babasının takip etmesi gereken bir iş gibi algılayabilir. Bunun yerine evde belirli bir ödev rutini oluşturulabilir. Okuldan geldikten sonra dinlenme, yemek ve oyun için uygun bir süre belirlenip ardından çalışma zamanına geçilebilir. Önemli olan her gün aynı dakikada masaya oturmak değil, çocuğun ne zaman çalışacağını önceden bilmesidir. Bu düzen, zamanla dışarıdan gelen hatırlatmalara duyulan ihtiyacı azaltabilir.

“Arkadaşın ödevini bitirmiş, sen neden bitiremedin?” veya “Kardeşin senden daha düzenli” gibi karşılaştırmalar çocuğun ödev konusunda isteğini azaltabilir. Her çocuğun öğrenme hızı, dikkat süresi ve çalışma alışkanlığı aynı değildir. Bu nedenle çocuğun performansını başka çocuklarla karşılaştırmak yerine kendi gelişimi üzerinden değerlendirmek daha sağlıklı bir yaklaşım olabilir. Önceki haftaya göre daha düzenli çalışması, ödevlerini hatırlatılmadan hazırlaması veya zorlandığı bir konuyu tekrar denemesi olumlu bir gelişme olarak görülebilir. Ebeveynin kullandığı dil de burada önem taşır. “Sen zaten ders yapmayı sevmiyorsun” gibi kesin ifadeler yerine “Bugün hangi konuda zorlandın?” şeklinde sorular sorulması çocuğun kendisini ifade etmesine fırsat verebilir.

Her ödevin ardından ödül vermek veya ödev yapılmadığında sürekli ceza uygulamak da uzun vadede istenen sonucu vermeyebilir. Çocuk ders çalışmayı kendi sorumluluğu olduğu için değil, karşılığında bir şey elde etmek ya da cezadan kaçınmak için yapmaya başlayabilir.

Bunun yerine çocuğun sorumluluklarını günlük yaşamın doğal bir parçası olarak görmesine yardımcı olmak önemlidir. Ödev tamamlandığında birlikte oyun oynamak, sohbet etmek veya sevdiği bir etkinliğe zaman ayırmak elbette mümkün. Ancak her çalışmanın maddi bir ödülle ilişkilendirilmesi gerekmiyor. Aynı şekilde ödevini yapmadığında çocuğu küçük düşüren veya korkutan cezalar yerine, sorumluluğunun doğal sonucunu görmesine izin vermek daha uygun olabilir.

Bazı ebeveynler çocuğun defterindeki her yanlışın hemen düzeltilmesini isteyebiliyor. Oysa çocuğun hata yapması öğrenme sürecinin doğal bir parçasıdır. Ödev tamamlandığında ebeveynin defteri baştan sona kontrol ederek bütün yanlışları düzeltmesi yerine, öğretmenin değerlendirmesine alan bırakması daha doğru olabilir. Çocuk bir soruda hata yaptıysa “Burayı tekrar kontrol etmek ister misin?” gibi bir yönlendirme yapılabilir. Özellikle yazı yazma, okuma ve problem çözme gibi becerilerde çocuğun kendi hatasını fark etmesi, öğrenme sürecinin önemli bir parçasıdır.