Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul

Batıgöz Sağlık Grubu Göz Hastalıkları Uzmanı Uğur Ünsal, göz tansiyonuyla ilgili toplumda yaygın şekilde kabul gören bazı bilgilerin gerçeği tam olarak yansıtmadığını belirterek, hastalığa ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.
Göz muayenesi sırasında ölçülen göz içi basıncının birçok kişi tarafından tek belirleyici kriter olarak görüldüğünü belirten Doç. Dr. Uğur Ünsal, glokom tanısının yalnızca göz tansiyonu değerine bakılarak konulamayacağını ifade etti.

Bazı kişilerde göz tansiyonu normal kabul edilen değerlerde seyretmesine rağmen görme sinirinde hasar gelişebilir. Bu durumun "normal basınçlı glokom" olarak adlandırıldığını belirten Doç. Dr. Uğur Ünsal, hastalığın teşhisinde görme siniri değerlendirmesi, göz tomografileri ve görme alanı testlerinin de büyük önem taşıdığını vurguladı.
Glokomun erken evrede çoğu zaman ağrı, kızarıklık veya belirgin görme kaybı oluşturmadığını belirten Doç. Dr. Uğur Ünsal, hastaların önemli bir bölümünün günlük yaşamlarında herhangi bir sorun hissetmeden yıllarca hastalıkla yaşayabildiğini ifade etti.

Görme kaybı genellikle çevresel görme alanında başlamaktadır. Beynin bu eksiklikleri uzun süre telafi edebilmesi nedeniyle hastalar durumu geç fark edebilirler. Bu nedenle özellikle 40 yaş üzerindeki bireylerde, ailesinde glokom öyküsü bulunanlarda, diyabet ve hipertansiyon hastalarında düzenli göz muayenelerinin ihmal edilmemesi gerektiği belirtiliyor.
Glokom tedavisinin temel amacının mevcut görmeyi korumak ve hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak olduğunu belirten Doç. Dr. Uğur Ünsal, bu nedenle erken teşhisin son derece kritik olduğunu vurguladı.

Hastalığın ilerleyen dönemlerinde ortaya çıkan görme alanı kayıplarının kalıcı olabileceğini ifade eden Ünsal, düzenli kontroller sayesinde bu sürecin önemli ölçüde kontrol altına alınabileceğini söyledi.
Glokom tedavisinde en sık kullanılan yöntemlerden birinin göz damlaları olduğunu belirten Doç. Dr. Uğur Ünsal, tedavinin başarısında düzenli kullanmanın büyük önem taşıdığını ifade etti.

Damlaların yalnızca göz tansiyonunu düşürmek ile kalmıyor, aynı zamanda görme sinirini korumaya yönelik önemli bir rol üstleniyor. İlacın düzensiz kullanılması tedavi etkinliğini azaltabilmektedir.
Glokomun kronik bir hastalık olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Uğur Ünsal, tedavi planının her hasta için farklı değerlendirildiğini ve ilaçların hekim önerisi olmadan bırakılmaması gerektiğini belirtti.

Glokom tedavisinde kullanılan Selektif Lazer Trabeküloplasti (SLT) uygulamalarının da ilgi gördüğünü belirten Doç. Dr. Uğur Ünsal, bu yöntemin uygun hastalarda göz içi basıncını düşürmeye yardımcı olabileceğini ifade etti.
Ancak hangi tedavi yönteminin uygun olduğuna ayrıntılı göz muayenesi sonrasında karar verilmesi gerektiğini de belirtti.

Son dönemde sosyal medyada sıkça tartışılan "Karanlıkta akıllı telefon ekranına bakmanın körlüğe yol açtığı" iddialarına da değinen Doç. Dr. Uğur Ünsal, konunun glokomla olan bağını şu sözlerle netleştiriyor:
"Karanlıkta parlak bir ekrana uzun süre bakmak, doğrudan kalıcı bir körlük nedeni olmasa da göz kırpma sayısını azaltarak ciddi bir göz kuruluğuna ve yorgunluğuna yol açabilir. Ancak asıl tehlike anatomik olarak yatkınlığı olan bireylerdedir. Karanlık ortamda göz bebekleri büyür. Bu durum, göz içi sıvısının dışarı atıldığı kanalları daraltarak 'Dar Açılı Glokom' atağını, yani ani ve şiddetli bir göz tansiyonu yükselmesini tetikleyebilir. Bu nedenle karanlıkta uzun süre ekrana bakmaktan kaçınmak, göz sağlığını korumak adına faydalı bir adım olabilir."

Doç. Dr. Uğur Ünsal, glokomun yalnızca göz içi basıncı yüksekliği olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek şu bilgileri paylaştı:
"Glokom tanısında göz içi basıncı önemli bir parametre olsa da tek başına yeterli değildir. Bazı kişilerde göz tansiyonu normal seviyelerde olmasına rağmen görme siniri hasarı gelişebilir. Bu nedenle düzenli göz muayenelerinde yalnızca basınç ölçümüne değil, görme siniri ve görme alanı değerlendirmelerine de önem verilmelidir. Erken teşhis edilen glokomda amaç mevcut görmeyi korumak ve yaşam kalitesinin sürdürülmesine katkı sağlamaktır."