Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “Alihan Kuriş Suç Örgütü”ne yönelik geniş kapsamlı mali suç operasyonunda ortaya çıkan detaylar şoke etti. Alihan Kuriş’in de aralarında bulunduğu çok sayıda şüpheli gözaltına alınırken, yapılanmanın Süleyman Hilmi Tunahan'ın torununun oğlu olan Alihan Kuriş'in yönettiği yapılanmanın Kuriş döneminde tamamen değişime uğradığı belirlendi. Kuriş'in kendini 'Mehdi' ilan ettiği, kararları Peygamber Efendimiz ile görüşerek aldığına inandırıldı ortaya çıktı.

Yapılan incelemelerde Alihan Kuriş'in tabanda "Mehdi" olarak görüldüğü, asıl doğum tarihi 28 Temmuz 1982 olmasına rağmen tabana hicri 1400 yılına denk gelen 21 Kasım 1979 tarihinin lanse edildiği tespit edildi. Kuriş'in resmi kayıtlarda "Erhan Faruk" olan adını 1989 yılında önce "Ali Erhan"a, 2006 yılında ise "Alihan"a değiştirdiği saptandı. Örgüt tabanının, Alihan Kuriş'in kararlarını Peygamber Efendimiz ile görüşerek aldığına inandırıldığı ve bu sayede mutlak itaatin sağlandığı belirtildi.

Alihan Kuriş'in liderliğe gelmesinin ardından gizliliğin en üst seviyeye yükseltilmesinin yanı sıra yurt dışı faaliyetlerin artırıldığı, FETÖ mensuplarının akıma kazandırılmasın yönünde çalışmalar yapıldığı, özellikle FETÖ mensubu kadınların para toplama konusundaki tecrübeleri sayesinde yapının gelirlerinin ciddi şekilde arttığının üst yönetim tarafından değerlendirme toplantısında ele alındığı bildirildi.
Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü'nün sadece 2025 yılı verilerine göre, ülkedeki 2 bin 82 dernek vasıtasıyla Alihan Kuriş yönetimindeki yapının 7.2 milyar lira gelir elde ettiği öğrenilirken, bu devasa maddi gücün resmiyete dahil edilmeden kayıt dışı kullanıldığı rapor edildi. Örgütün; Ziraat Bankası, Halk Bankası ve VakıfBank gibi kamu bankalarını kullanmaktan kaçındığı ve para transferlerini güvenilir kişilerin kişisel banka hesapları üzerinden yürüttüğü görüldü.

Sabah'ta yer alan habere göre Kuriş'in yönettiği yapılanmanın örgüt için talimatları da ortaya çıktı. "Kendimizi kuma gömeceğiz" söylemiyle faaliyetlerin gizli tutulmasını sağlayan yapının, WhatsApp ve Facebook gibi sosyal medya uygulamalarının kullanılmaması, iletişimin şifreli e-postalarla yapılarak, şifreli bir yazılım programının kullanılması, emir ve talimatların illere "Ulaklar" aracılığıyla iletilmesi, ulakların iki kez üst üste aynı şehre gitmemesi, aynı arabayı kullanmaması, yurtlar ve dernekler ile ilgili gizli bilgilerin, sadece sorumlularda bulunan "Şifreli" çantalarda muhafaza edilmesi gibi tedbirler aldığı ortaya çıktı.

Yurtlarda resmi ve gayri resmi olarak iki ayrı kayıt düzenlendiği, gayri resmi gelirler ile ilgili akım içerisinden bir sorumlunun görevlendirildiği, kendisine zimmetlenmiş bilgisayar üzerinden işlemlerin yapılarak içerisindeki bilgilere şifre-mail-cep telefonu üzerinden 3 aşamalı onaylı şifre ile giriş sağlandığı ve bu bilgisayarın korunmasına üst seviyede dikkat edildiği tespit edildi.
Yurtlarda kamera kaydı bulundurulmaması talimatı verilirken, kolluk kuvvetlerinin denetime gelmesi durumunda kameraların "bozuk" olduğunun söylenmesi ve "inkarın da bir cihat olduğunun unutulmaması" üyelerine telkin edildiği soruşturma dosyasına giren dikkat çeken detaylar arasında yer aldı.
Kuriş suç örgütü soruşturmasında, kararların alınması noktasında Alihan Kuriş'in Peygamber Efendimiz ile görüşerek karar verdiğine inandırıldığı ve inandırılmaya çalışıldığı, böylece kararlarla ilgili herhangi bir şüphe duyulmaması ve mutlak itaat edilmesini sağladıkları da soruşturma dosyasında yer aldı.
Özellikle seçimler döneminde bu söylemin gündeme getirilerek, tabanı kontrol altında tutabilmek ve tek bir yöne kanalize edebilmek adına çalışmalar düzenledikleri, ses kayıtları, yazılı metinler, bildiriler ve internet tabanlı programlar üzerinden gönderilen talimatlar ile mensuplarını yönlendirmeye çalıştıkları değerlendirildi.
Büyük Piyale Kur'an Kursu ve Okul Talebelerine Yardım Derneği'nin hazine arazisi üzerinde olması ve Sadabat Erkek Öğrenci Yurdu'nun hazine arazisi üzerinde olup kaçak ve ruhsatsız olarak yapıldığı, ayrıca depreme karşı riskli olması nedenlerinden dolayı yıkılmaları nedeniyle, söz konusu örgütün tabanını ve kamuoyunu Cumhurbaşkanlığı Seçimi ve 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimi öncesinde hükümete karşı yönlendirdiği ve propaganda faaliyeti yürüttüğü belirtildi.
Örgütün, yurt içinde artan denetimlerden kaçmak amacıyla faaliyet merkezini Almanya'ya kaydırmayı hedeflediği, Almanya'nın Köln şehrinde 17 bin metrekarelik arazi üzerine inşa edilen ve toplam maliyeti 70 milyon euro olan devasa İslam Kültür Merkezleri Birliği (VIKZ) tesisinin tamamlanmasının ardından, Avrupa'daki tüm dini ve eğitim faaliyetlerinin buradan koordine edilerek yapının ana merkezi haline getirilmek istendiği belirtildi.
Akımın yurt dışından getirdiği yaşı küçük yabancı çocukları kendi yurtlarına yerleştirip, kendi ideolojilerine göre eğitim verdikleri de öğrenildi. Bu kapsamda, Kütahya, Mersin ve Antalya illerindeki yurtlarda barınmalarını sağladıkları, operasyon kapsamında gözaltına alınan Hüseyin Türker'in yabancı çocuklardan sorumlu olduğu, yurt dışından gelen yabancı çocukların Türkiye'de kaldığı süre içerisinde turist vizesi kullandığı, Dil eğitimi adı altında çocukların kalışlarını uzun süre sağlamak adına farklı kuruluşlar ile irtibata geçtikleri tespit edildi.
Öte yandan İstanbul’un Ümraniye ilçesindeki bir adreste örgüt ve soruşturmayla bağlantılı bazı evrakların imha edildiği yönünde ihbar alınması üzerine arama kararı verildi. İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından adreste gerçekleştirilen aramada ihbarın doğru olduğu tespit edilirken, imha edilmek amacıyla parçalandığı belirlenen evraklara da el konulduğu öğrenildi.