Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Yalan, yani günlük hayatımızda sıkça karşılaştığımız ve ilişkilerimizi zedeleyen aldatıcı beyanlar nasıl anlaşılır? Bir insanın yalan söylediğini gözlerini kaçırmasından, ellerini saklamasından ya da huzursuz hareketlerinden anlamak mümkün mü?
“Beden dili bir yalan makinesi değil” diyen İnsan Davranışları ve Beden Dili Uzmanı Dr. Murat Kaplan, Tgrthaber.com Özel Haber Şefi Bengü Sarıkuş'a toplumda doğru bilinen pek çok beden dili işaretinin aslında tek başına yalanı kanıtlamadığını söyledi. Kaplan, bir kişiyi değerlendirirken tek bir harekete değil, davranışındaki değişime, sözleriyle bedeninin uyumuna ve bedeninin yönelimine bakılması gerektiğine dikkat çekti.

Bir insanın yalan söylediğini beden dilinden gerçekten anlayabilir miyiz? En güçlü işaret nedir?
Dr. Murat Kaplan: Tek bir beden hareketine bakarak bir insanın yalan söylediğini güvenilir biçimde anlayamayabiliriz. Bence bu konuda en büyük yanılgı, beden dilini bir yalan makinesi gibi görmektir. Gözünü kaçırmak, elleri saklamak, burnuna dokunmak ya da huzursuz şekilde hareket etmek tek başına yalan göstergesi değildir. Bunların her biri stresin, utancın, sosyal kaygının veya sadece kişisel alışkanlıkların sonucu olabilir.
Yalanı anlamaya çalışırken benim için en değerli şey tek bir işaret değil, davranıştaki değişim ve örüntüdür. Kişinin normal davranışını bilmek, kritik bir soruyla karşılaştığında neyin değiştiğine bakmak ve sözlü anlatımla davranış arasındaki tutarsızlıkları birlikte değerlendirmek çok daha anlamlıdır.
En güçlü işaret diye tek bir jest söylemem gerekirse, 'davranışsal değişim' derim. Ama bunun bile 'Bu kişi yalan söylüyor' anlamına gelmediğinin altını çizmek gerekir. Bize sadece, 'Buraya daha fazla dikkat et' sinyali verir.

Bir insanın söylediği ile bedeninin verdiği mesaj çelişiyorsa hangisine inanmalıyız?
Dr. Murat Kaplan: İnsan davranışı çalışan bizler böyle bir durumda bedenin sözsüz sinyallerine daha çok kredi veririz. Ancak beden dili çoğu zaman gerçeği söyleyen birinci dil değildir.
Bir insan 'Korkmuyorum' derken elleri titreyebilir. Bu, korktuğu anlamına gelebilir; ama aynı zamanda heyecanlı, öfkeli, yorgun veya sosyal olarak gerilmiş de olabilir.
Bu nedenle ben çelişki gördüğümde 'Beden yalan söylüyor' demem. 'Burada bir uyumsuzluk var; bunun sebebi nedir?' diye sorarım.
Söz ile beden arasındaki uyumsuzluk bize çoğu zaman duygusal bir yük, belirsizlik veya rahatsızlık hakkında ipucu verebilir; fakat tek başına kişinin söylediğinin yalan olduğunu kanıtlamaz. Konu yalan olduğunda birinin yalan söylediğinin kesinliğini bizim gerçeği tüm kanıtlarıyla bilgisiyle güç kazanabilir ancak.
Asıl ustalık, bedeni sözün alternatifi olarak değil, sözün bağlamını anlamamıza yardım eden ek bir veri kaynağı olarak kullanmaktır.

İnsanların farkında olmadan yaptığı ve gerçek duygularını ele veren en önemli beden hareketleri hangileri?
Dr. Murat Kaplan: Burada 'gerçek duyguyu ele veren gizli hareket' fikrine biraz mesafeli olmalı derim. İnsan davranışı, filmlerde gördüğümüz kadar mekanik değildir.
Ama insanların kontrol etmekte zorlandığı bazı alanlar var: yüz ifadelerindeki çok kısa değişimler, ses tonundaki değişimler, bedenin yönelimi, kişiler arası mesafe ve kişinin kendi olağan (her zaman sergilediği norm) davranışından sapması.
Örneğin bir kişi bir konu hakkında 'Hiç rahatsız olmadım' derken sesinin belirgin biçimde değişmesi, bedenini konudan uzaklaştırması ve normalden daha fazla kendini düzenleyici hareket yapması benim dikkatimi çeker.

Bir başka örnek daha verebiliriz:
Bir kişi size ‘Seni çok seviyorum’ derken gözlerini kapatıyor, ellerini yumruk yapıyor, omuzlarını kaldırıp başını da sağa sola çeviriyorsa, sözcüklerle beden dilindeki uyumsuzluk bize kırmızı bayrak yani uyarı veriyor olabilir. Buradaki uyumsuzlukları kısaca açalım:
• Gözlerin kapatılması ‘bağlantı kesme’ sembolizmidir. Kişi sevdiğini söylediği kişiyle – özellikle de bir sevgi deklarasyonu sırasında – göz temasını sürdürmek ister.
• ‘Duygu barometreleri’ diye tanımladığımız ellerin sevgi gösterimi anında gerginlikle sıkılması değil sakin, güvenli ve açıklık sergilemesi gerekir.
• Omuzların konuşma ya da nötr duruş esnasında kalkması oldukça ilkel bir korunma refleksidir. Bu sayede hayati bölgeler olan arterleri korumuş oluruz. Sevgi sözcüklerinin muhatabıylayken bunun tam tersi bir beden dili gözlemlenmelidir.
• Sözcüklerle ‘seni seviyorum’ derken bilinç dışının aksine bir mesaj vererek ret anlamındaki başı sağa sola sallaması bir tutarsızlık işaretidir. (Bu jest bazen başka bir konuda yapılan yorumun şahit olunan güzelliğe inanamama, beklenmedik derecede bir olumluluğa maruz kalma gibi kullanıldığı bağlamlar da olabilir. Örneğin ‘harika / muhteşem / inanılmaz’ gibi tepkilere başın sağa sola sallanması eşlik edebilir ve anlamı ‘bu kadar güzel olacağını beklemiyordum’ gibi bir olumlu şaşkınlık veya hayranlık işareti olabilir.)
Ama ben bir uzman olarak burada da tek bir hareketten sonuç çıkarmam. Üç-dört davranış aynı yöne işaret ediyor mu? Davranış ne zaman ortaya çıktı? Soruyla bağlantısı var mı? Kişinin normal hali nasıl? Bunlara bakarım.
Yani benim yaklaşımım: 'Bir hareket = bir duygu' değil; 'davranış örüntüsü + bağlam + zamanlama' üçlüsüdür.

Bir kişinin sizden hoşlandığını konuşmadan anlamanın en belirgin işaretleri neler?
Dr. Murat Kaplan: Burada da tek bir 'aşk (ya da sevgi) göstergesi' yoktur. Fakat ilginin davranışsal olarak kendini gösterdiği bazı örüntüler var.
Örneğin kişi size yöneliyor, sizinle göz temasını sürdürüyor, söylediklerinize dikkat ediyor, sizinle etkileşimi devam ettirmek için fırsatlar oluşturuyor ve size diğer insanlardan farklı bir dikkat gösteriyorsa, bunlar birlikte değerlendirildiğinde ilgi ihtimalini güçlendirebilir.
Özellikle benim dikkat edeceğim şey 'seçici dikkat' olur. Çünkü hoşlanma yalnızca bir gülümseme değildir. Kişinin sizin söylediklerinizi hatırlaması, size tekrar dönmesi, konuşmayı sürdürmek istemesi ve fiziksel ya da sosyal olarak size yakınlaşmak için küçük fırsatlar oluşturması daha anlamlı bir örüntü oluşturur.
Ama burada da önemli bir ayrım var: 'ilgi başka, romantik hoşlanma başkadır'. Bir insan size çok ilgili, sıcak ve dikkatli davranabilir; bu mutlaka romantik çekim anlamına gelmez.

Okurlarımıza tek bir tavsiye verecek olsanız: Bir insanı tanımaya çalışırken sözlerinden önce bedeninde hangi üç işarete bakmalarını önerirsiniz?
Dr. Murat Kaplan: Ben şu üç sözcüğü sıralardım:
Değişim, uyum ve yönelim.
Birincisi DEĞİŞİM (veya SAPMA): İnsan normalde (bir tehdit ya da kaygı yokken) nasıl davranıyor? Kritik bir konu açıldığında ne değişiyor? Çünkü tek başına bir jestten çok, kişinin kendi 'temel çizgisinden' (yani normalinden) sapması dikkat çekicidir.
İkincisi UYUM: Söyledikleriyle yüzü, sesi, bedeni ve davranışları genel olarak aynı hikayeyi anlatıyor mu? Eğer aralarında bir uyumsuzluk varsa bunu hemen 'yalan' diye etiketlemem; araştırılması gereken bir nokta olarak görürüm.
Üçüncüsü YÖNELİM: Kişinin bedeni ve dikkati nereye yönelmiş? İnsan gerçekten kiminle ilgileniyor, neye yaklaşmak veya neden uzaklaşmak istiyor? Bazen kelimelerden önce dikkatin yönü bize önemli bir ipucu verir.

Ama bütün bunların üzerinde tek bir prensip var:
'Bir insanı tek bir hareketinden değil, davranış örüntüsünden okumaya çalışmak daha doğrudur.'
Çünkü beden dili bir fal değildir; olasılıkları anlamaya yarayan bir gözlem aracıdır. İyi bir gözlemci, 'Bu hareket kesin olarak şunu gösteriyor' demez. 'Bu davranış hangi olasılıkları artırıyor ve başka hangi açıklamalar mümkün?' diye düşünür.
Bence insan okumayı gerçekten değerli kılan da tam olarak budur: 'İnsanları etiketlemek değil, onları daha doğru anlamaya çalışmak.'