Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Merkez Bankası'nın kararıyla jeopolitik gerilimlerin etkilerini sınırlamak amacıyla Mart ayında ara verilen bir hafta vadeli repo ihaleleri yeniden başladı. Bu ne anlama geliyor? Bazı uzmanlar söz konusu hamlenin genel olarak gelecek aylarda faiz indirimlerinin yolunu da açabileceğini belirtiyor. Peki bu karar ne anlama geliyor? Mevduat ve kredi faizlerine yansıyacak mı? Ekonomist Tuna Kaya TGRT Haber canlı yayınında kritik sorulara cevap verdi. İşte Tuna Kaya'nın açıklamalarından satırbaşları...

"1 Mart öncesi zaten Merkez Bankası'nın politika faizi yüzde 37 seviyesindeydi ve gecelik repo ile bu şekilde ihaleler yapılıyordu. Yani fiili ve resmi faiz bu şekilde işliyordu.
Ama Irak-İran Savaşı'nın başlamasıyla beraber 1 Mart'tan sonra haftalık repo ihalelerinden vazgeçildi ve geceliğe dönüldü. Burada fiili faiz yüzde 40 seviyesine çekilmiş oldu. O dönemde de dövize yönelik büyük bir akım vardı. Döviz fiyatlarına baskı oluşmuştu ve bölgemizdeki savaştan ötürü Türkiye varlıklarından çıkış hızlanmıştı. Buna yönelik bir önlemdi.
Aslında baktığımızda çok değişen bir şey yok. 1 Mart'tan günümüze kadar fiili olarak faizler yüzde 40 seviyesine çekildi. Yani örtülü artırım, bu sefer de örtülü indirim oldu. 1 Mart tarihiyle aynı yere gelmiş olduk. Aradaki süre zarfında da elbette yüksek bir faiz ortamı oluştu piyasalar açısından. Bunun önümüzdeki dönemde varlıklara etkisini de elbette tek tek konuşuruz. Önümüzdeki dönemde bunun yankıları olacak.
Burada tabii ki petrol fiyatlarının seyri ve bölgemizdeki durum çok önemli. Son süreçte baktığımızda Amerikan Hazinesi'nin Irak'la ticaret yapan ülkelere yönelik de burada kısıtlamaları olacak. Türkiye buna girecek mi, girmeyecek mi? Çünkü bizim doğalgaz ve çok sayıda enerji ürününde İran'la ticaretimiz var. Buradaki kısıtlama elbette Merkez Bankası'nın elini bağlayabilir, faiz indiriminde de bağlayabilir.
Ama Türkiye'ye yönelik bu kısıtlama olmazsa ve aynı zamanda petrol fiyatları yeniden 80 dolar bandının altına girerse, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın brüt rezervlerine baktığımızda ve net rezervlerine baktığımızda, 1 Mart ile günümüz arasındaki süreçte bu rezervlerini de artırdılar. Kur tarafında da bir şok oluşum durumu söz konusu değil.

Ben burada temel olarak İran ile Amerika arasındaki bu savaşın şiddeti, dozu ve petrol fiyatlarının seviyesinin görülmesi gerektiğini düşünüyorum. Eğer petrol fiyatları böyle 90, hatta 100 dolar üzerinde kalmaya devam ederse ben Merkez Bankası'nın bir faiz indirimine gitmesini beklemiyorum. Zaten yapması da zor gözüküyor.
Ama petrol fiyatları gevşerse ve Türkiye'ye yönelik de İran'la ilgili ticarette Amerika bir muafiyet tanırsa, komşusu olduğu için ve yine Türkiye ile Amerika arasındaki ilişkiler şu anda Trump yönetimiyle iyi gidiyor. Bu ölçekte Merkez Bankası'nın politika faizini şu anda yüzde 37 seviyesinden yüzde 35 seviyesine, hatta yüzde 33 seviyesine çekme olasılığı var. Ama bunun için bu koşulların sağlanması gerekiyor.
Krediler tarafına baktığımızda, bu kararla beraber pazartesi, bugün salı ya da bu hafta içerisinde hızlı bir şekilde yansıyacak diye bir durum yok. Bu kademeli bir şekilde yansır. Zaten TL referans faizine baktığımızda, pazar günü açıklanan bu karar ile beraber pazartesi günü yüzde 2'ye varan bir düşüş gördük. Bu da elbette piyasaya etki etti. Yani hemen bunun etkilerini görmeye başladık.
Tabii ki para piyasası fonlarına çok büyük bir ilgi var. Buraya yönelik önemli girişler söz konusu. Bu tarafta da bir geri çekilme olmasını bekliyorum. Aynı zamanda ticari krediler konusunda zaten bu adımın temel nedeni piyasada önemli bir daralma var. Bu daralmayı bir miktar hafifletmek adına bu adım atıldı.

Önümüzdeki dönemde de petrol gevşerse, bölgemizdeki tansiyon düşerse Merkez Bankası PDRP faizlerini indirip yıl sonunda yüzde 35-34 aralığına kadar çekebilir.
Borsa dün bu kararla beraber 14 bin 600 seviyesinin üstüne çıktı. Ama burası kuvvetli bir direnç bölgesi. Sonrasında Amerika'nın İran ile ticaret yapan ülkelere yönelik yaptırım haberi ve yine Amerika'daki teknoloji hisse senetlerindeki düşüş ile beraber borsa günü cuma günkü kapanışa göre yatay kapattı.
Normal koşullarda tabii ki bu borsanın lehine. Ama faiz indirim sürecinin petrol fiyatları ve bölgedeki, Orta Doğu'daki risklerin devamı ölçeğinde önümüzdeki dönemde tekrar enflasyonu körükleyebilir endişesi, borsada yukarı yönlü hareketi de sınırlandırır.
Teknik olarak 14.200 bölgesi gün içi teknik destek seviyesi, 14.000 seviyesi ana destek olarak, yani stop olarak kullanılmalı. Yukarıda da 14.600 üzerinde kapanış yaparsak bir önceki zirve olan 15.200 seviyesi hedef olur.
Yani borsanın yönünü, kaderini büyük ölçekte petrol fiyatları belirlemiş olacak. Burada bizim temel odağımız petrol fiyatları. Petrol nereye bakıyor? İran ile Amerika arasındaki bu gerilime bakıyor. Gerilim bölgede azalırsa Türkiye'deki varlıkların da önü açılmış olur. Dünyadaki varlıkların da önü açılmış olur.
Döviz tarafında Merkez Bankası'nın rezervleri güçlü ve zaten döviz tarafında enflasyonun altında bir artış var. Bu artışın da önümüzdeki aylarda, yıl sonuna kadar devam etmesini beklerim. Yani dövizde büyük bir hareketlilik olmasını beklemiyorum.

Çünkü dediğim gibi hem Merkez Bankası'nın brüt rezervleri hem de net rezervleri şu an itibarıyla iyi durumda. Bu, kuru savunmak için iyi bir pozisyonda olduğunu gösteriyor. Dövizde öyle büyük bir baskı olmasını beklemiyorum. Mevduat faizinde düşüş olacak. Daha doğrusu para piyasası fonları tarafında düşüş olacak. Mevduat tarafında düşüş olacak. Yine ticari krediler tarafında düşüş olacak. PDRP fiyatlara yansımış olacak. Bu da elbette piyasayı biraz daha rahatlatır, biraz daha nefes aldırır.

Altındaki yükseliş devam eder. Ara ara geri çekilmeler olur, devam eder. Çünkü altını besleyen temel olgu, geçen sizlerle yapmış olduğumuz yayında da konuştuk, bu ülkelerin tahvilleri var. Bu tahvil faizleri sadece Amerika'nın değil, dünyadaki hemen hemen tüm gelişmiş ülkelerin, tüm gelişmekte olan ülkelerin tahvilleri yükseliyor.
Bunun da nedeni bu ülkelerin borçları artıyor. Yani totalde baktığımızda 350 trilyon dolarlık bir borç yükü oluşmuş durumda ve bu, 2000'li yıllardan beri ortalama yüzde 7 artıyor. Dünya enflasyonunun ortalaması yüzde 2,60'lı seviyelerde. Arada ciddi bir makas var. Para arzı artarken burada enflasyon bunun altında kalıyor.
Bu durumda da elbette yatırımcılar, bankalar, kuruluşlar kendini güvenceye almak için altında stoklamaya devam edecekler. Altın ETF'lerine giriş var. Merkez bankaları altın alıyor.
Çin'in altın alımları, yani Çin Merkez Bankası'nın bildirdiği altın alımı ile piyasanın arkadan takip ettiği Çin'in almış olduğu altın alımı arasında 4-5 katlık bir fark var. Yani Çin gizli bir şekilde altın alıyor. Bunu belki başka ülkeler de yapabilir.

Çünkü bunlar elbette altını alırken Amerikan tahvillerinden uzaklaşıyorlar. Bu da Amerika'nın hoşuna gitmeyecektir. Daha küçük ölçekli ülkeler bunu daha da gizli yapıyor olabilirler.
Bu açıdan da önümüzdeki dönemde zaten Amerika'nın bu tahvilleri, uzun vadeli tahvilleri savunmak için attığı adımlar da parasal genişlemenin işareti. Altın zaten bu işareti aldıktan sonra 200 günlük hareketli ortalamanın da üstüne çıktı. 4.500'ün üstüne de çıktı.
Bu açıdan altında yönün yukarı doğru olmasını beklerim. Ara ara geri çekilmeler olur. Temel olarak 200 günlük hareketli ortalama olan 4.500'ü takip etsinler. Onun altında belki 4.400'e sarkar. 4.400'ün altına inmedikçe altın genel olarak yukarı yönlü hareketini devam edecek."