Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Adana'nın Saimbeyli ilçesi gece saatlerinde 5 büyüklüğündeki depremle sarsıldı. Saat 04.02'de meydana gelen ve yerin 7 kilometre derinliğinde gerçekleşen deprem; Adana'nın yanı sıra Kahramanmaraş, Osmaniye, Kayseri ve Gaziantep'te de hissedildi.
AFAD, ilk belirlemelere göre herhangi bir olumsuzluk yaşanmadığını ve saha tarama çalışmalarının sürdüğünü bildirdi.
Adana’da meydana gelen depremlerin ardından gözler bölgedeki faylara çevrildi. Özellikle Savrun fayı ile Saimbeyli-Feke hattındaki hareketlilik merak konusu oldu.
Fayların yapısının nasıl bir deprem potansiyeline işaret ettiği tartışılırken Jeolog Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, Tgrthaber.com Özel Haber Editörü Zeynep Gizem Er’e yaptığı özel değerlendirmede Savrun fayı ve Saimbeyli-Feke hattındaki depremselliğe ilişkin dikkat çeken tespitlerde bulundu.

Saimbeyli-Feke hattındaki fay yapısına dikkat çeken Üşümezsoy, bölgedeki depremselliğin birden fazla fayın hareketiyle şekillendiğini belirterek şöyle konuştu:
''Saimbeyli ve Feke 6 Şubat depremlerinden sonra Anadolu'nun batıya ve güneye doğru rotasyon yaparak hareket ettiği noktada 'Adana ve Çukurova'nın çatısı' diye belirteyim, Saimbeyli ve Feke'de doğuda Çardak fayı, güneye doğru Adana havzasına dönerek diğer taraflarda da hemen onun kuzeyinden gelen Göksun, Çardak fayını diye belirttiğimiz Adana içine giren fay, 1992'de 6.2'lik bir depremle kırılmıştı. Bölgedeki büyük depremlerden biriydi. Bunun hemen kuzeyindeki kuzey ve batısında bir soğan kabuğu gibi dönerek gelen Saimbeyli-Feke faylarında sistem iki yönlü fay hattının hareketinden oluşuyor. Biri güneye doğru 'Adana'nın çatısı' dediğimiz bu bölgenin Çukurova'nın altında hareket etmesiyle ortaya çıkan faylardan biri kuzeybatı doğrultuda iken, diğeri kuzeydoğu doğrultuda bir rotasyonel dönme ile oluşan faylar vardır. Faylar çok segmentlere bölünüyor.'''

Saimbeyli-Feke hattındaki fayların birbirini kesen ve parçalı bir yapıya sahip olduğunu belirten Üşümezsoy, bölgedeki depremselliğin tek bir fay üzerinden ilerlemediğini vurguladı.
Üşümezsoy, fayların bu yapısı nedeniyle bölgede büyük bir deprem yerine çok sayıda küçük depremin oluşabileceğini ifade ederek şöyle konuştu:
''Bu segmentlere bölündüğü gibi 6.2'lik deprem Göksun fayının oluşturabildiği en yüksek faylardan biri ama bu Saimbeyli Feke'de çok daha birbirini kesen faylardan oluşan bir depremsellik var. Orada olan bir depremdir. 'Çukurova'nın çatısı' olarak gördüğümüz bu bölge; Kozan'ın kuzeyinde Saimbeyli ve Feke, onun da kuzeyindeki hat olarak bir soğan zarı gibi dönen güneye doğru dönen hatlardır. Bu hatlarda belirttiğim gibi faylar rotasyon nedeniyle iki yönde hareketli olduğu için birbirini kesmektedirler. Tek çizgisel olarak devam eden bir fay değildir. Saimbeyli Feke'nin hemen kuzeyindeki hatta Kayseri'ye doğru gelen Sarız, Tufanbeyli fayları yer almaktadır. Bu anlamda 'Adana'nın çatısı' dediğimiz kesim batıda Sarız, Tufanbeyli hatta daha öteye Kayseri'ye doğru dönen faylarla güneye doğru, doğuda ise Göksun, Çardak fayı ile belirlenmiş bir blok içinde iki yönlü deformasyonlarla faylar parçalanmış durumda. Bu olumludur. Çünkü büyük bir depreme doğru değil de tam tersine birçok deprem ama küçük depremler oluşturacak bir yapıdır.''

Adana'daki deprem sonrası merak edilen Savrun Fayı'na ilişkin de değerlendirmede bulunan Üşümezsoy, bu fayın söz konusu deprem sisteminin içinde yer almadığını belirterek şöyle konuştu:
''Savrun fayı bu hikayede yer almıyor. Özellikle Kozan ve Savrun fayı, doğu-batı yönlü kaçma tektoniğinin etkisinde yorumlanmış bir fay sistemidir. Bu Adana'da geçecek. Türkeli, Saimbey-Düziçi ve Osmaniye-Yumurtalık fay hattı gibi gerçekte teoriden kaynaklanmış bir fay modeli. Anadolu, batıya doğru kaçtığı için bu modele göre ki yanlış... Böyle olunca Savrun fayı da doğu-batı yönlü giden faylar gibi bir mekanizma gibi düşünülüyor ama öyle değil. Ancak faylar Göksun'dan güneye doğru Ceyhan'a doğru dönerek batıya doğru kaçmıyor, güneye doğru rotasyonel yapıyor Adana havzasının Çukurova'nın çatısına. Özetle: o fay aynı birinci kaçma tektoniği modelinde Pazarcık'tan çıkıp, Adana'yı, Amanos Dağları'nı doğu-batı kesip Adana'dan içeri geçecek bir fay sistemi söylenirdi. Ancak bu deprem onu çürüttü.

Bölgedeki fayların birbirini keserek parçalara ayrıldığını ifade eden Üşümezsoy, sözlerini şu ifadelerle noktaladı:
''Ondan sonra aynı modelin ürünü olarak kaçma tektoniğinde Savrun fayı, onun da batısında Kozan'dan batıya doğru devam eden Çukurova'nın hemen kuzeyinde bir fay hattı bulunmakta. Ancak gerçekte işleyen sistem, bu bahsettiğim gibi 'Çukurova'nın çatısı' dediğimiz kesim, rotasyon olarak batıya doğru kaçma değil güneye doğru dönmektedir. Bu dönme sonucu bütün faylar soğan zarı gibi çemberseldir. Dönme esnasında bu çembersel faylar ikinci bir fay sistemiyle kesilerek tamamen parçalanmıştır. Saimbeyli, Feke fayı da böyle bir mekanizmanın ürünüdür. O yüzden çoklu fayların parçalanması ile çoklu depremler oluyor ama deprem büyüklükleri logaritmik olarak düşüyor.''