Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
"Nerede o eski bayramlar…” sözünü artık çok eksik buluyorum. Çünkü bugün asıl kaybettiğimiz şey bayramlar değil, insanlar arasındaki bağlar oldu. Aynı sofraya oturmayı unuttuk, aynı duaya “amin” demeyi azalttık. Kalabalıkların içinde çoğaldık belki ama gönül olarak birbirimizden uzaklaştık.
Bayram yaklaşırken herkes bir yerlere gitme telaşında. Tatil planları, bavullar, dönüş yolları… Oysa bir zamanlar bayram; kavuşmanın, kapı çalmanın, hatır sormanın ismiydi. Şimdi ise insanların birbirini görmeye bile tahammül edemediği bir çağın içindeyiz. Böyle olunca kalabalık bile insana daha büyük bir yalnızlık bırakıyor.
Bu yazı biraz da o yükün altında kalanlar için…
Bayramda çalışacak olanlar için…
Memleketinden uzakta olanlar için…
Kalabalığın ortasında kendini sessiz hissedenler için…
Bir mesaj bekleyip de telefonu suskun kalanlar için…
Çünkü artık biraz sahte mutlulukların çağındayız. Gerçekliğin yerini filtreli fotoğraflar, samimiyetin yerini mecburi tebessümler aldı. Yine de insanın içinde bir yerlerde hâlâ hakiki olana dair büyük bir özlem yaşıyor.
İstanbul da bunu hissediyor sanki.
Şehir şimdiden sessizleşmeye başladı. Trafiğin yorucu sesi azalırken, sokaklara başka bir huzur çöküyor. Belki de tam bu yüzden bayramı biraz yeniden hissetmek için kendimizi İstanbul’un tarih kokan sokaklarına bırakmalıyız.
Bir sabah Taksim Camii’nde namaz kılıp ardından bir çay içelim mesela. Sonra ağır ağır Sultanahmet’e yürüyelim. Bir simit molasında, Ayasofya’nın ve Sultanahmet’in ihtişamına bu kez sessiz İstanbul’un gözünden bakalım. Eminönü’ne inip vapura binelim. Deniz yüzümüze çarpsın, martılar bize eşlik etsin. Üsküdar’a geçtiğimizde Aziz Mahmud Hüdayi’de ikinci bir huzur bulalım. Ardından Kız Kulesi’ne karşı oturup bir çayın yanında biraz tefekkür edelim.
Belki o zaman hatırlarız…
Kurban neden vardır?
Kurban yalnızca bir ibadet değildir. Allah sevgisinin teslimiyetle buluştuğu en güzel niyetlerden biridir. Ama aynı zamanda insana, insan kalmayı da öğretir. Paylaşmayı, gönül bağı kurmayı, bir başkasının derdini hissedebilmeyi hatırlatır.
Çünkü bayram aslında biraz da kalptir.
Bir sofrayı paylaşabilmek…
Birinin kapısını çalabilmek…
Bir “nasılsın” cümlesini gerçekten hissedebilmek…
Belki bu bayram eski bayramları geri getiremeyiz ama kopan bağların bir ucundan yeniden tutabiliriz.
Şimdiden herkesin bayramı bereketle, huzurla ve dualarla tecelli olsun.
