Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Çocukken kurulan hayaller bazen küçük bir eşya gibi görünür; ama aslında insanın bütün ömrüne yayılan bir yön duygusu taşır. Benim hikâyem de böyle başladı. “Pembe bir bisikletim olsa…” dediğim günleri hatırlıyorum. O cümle, çocuk aklıyla söylenmiş basit bir istek gibi dursa da yıllar boyunca içimde sessizce büyüyen bir hedefe dönüştü.
Hayallerimi hep kendim gerçekleştirdim. Elbette Allah’ın yardımıyla… Çocukluktan beri kurduğum tüm hayalleri, 27 yaşımdan sonra adım adım gerçeğe çevirmeye başladım. O iki dönem arasında ise uzun bir hazırlık süreci vardı. Sadece beklemek değil; geliştirmek, düşünmek, çalışmak ve kendini dönüştürmekle geçen yıllar…
Farklılıklarla büyümek ve yaşıtlarımdan ayrı bir zihinsel yol izlemek beni çoğu zaman ikileme düşürdü. Bir adım önde miyim, yoksa bir adım geride mi? Çünkü etrafıma baktığımda birçok insanın daha az sorguladığını, daha az düşündüğünü, daha az derinleştiğini görüyorum. Sadece yaşıyorlar… Ben ise bazen bir kitap hakkında saatlerce konuşuyor, bazen günlerce hatta aylarca kendi iç sesimle baş başa kalıyordum.
Bu durum zaman zaman beni yoruyordu. Çünkü kendi iç dünyamın yoğunluğu ile dış dünyanın akışı birbirine hiç benzemiyordu. İnsanların hayatı daha düz ve hızlı ilerlerken, benim zihnim sürekli durup sorguluyor, anlam arıyordu. Bu da ister istemez “Ben nerede duruyorum?” sorusunu beraberinde getiriyordu.
Bugün ise yıllar önce yedi yaşımdayken kurduğum o cümle yeniden karşıma çıktı. “Keşke pembe bir bisikletim olsa…” O bisikleti büyüyüp kendi emeğimle aldığım ve sürdüğüm an, geçmişle bugün arasında sessiz bir köprü kurulduğunu hissettim. O an anladım ki mesele bir adım önde ya da geride olmak değil; kendi yolunda yürümekti.
Buradan baktığımda şunu düşünüyorum: Çocuklar hayal kurmalı. Hatta hayal kurmayı öğrenmeli. Ellerinden telefonlar ve ekranlar bir süre uzaklaştırılmalı, onlara hikâyeler anlatılmalı, düşünmeleri için alan açılmalı. Çünkü hayal kurmak insanı geliştirir. Sorumluluk duygusunu güçlendirir, insanı daha dikkatli ve daha bilinçli bir hale getirir.
Hayal kurmak, insanın iç dünyasını genişletir. Kendi yolunu bulmasına yardımcı olur. Ve belki de en önemlisi, insana sabretmeyi ve emek vermeyi öğretir.
Bugün geriye baktığımda şunu görüyorum: O küçük pembe bisiklet, sadece bir çocukluk isteği değil, uzun bir yolculuğun sessiz rehberiymiş.
