Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Galatasaray’ın Çorum FK, Erzurumspor ve Göztepe karşılaşmalarındaki en büyük gücü yine Victor Osimhen oldu. Nijeryalı yıldız, üç maçta ortaya koyduğu 5 gol ve 2 asistlik performansla rakiplerini adeta dağıttı. Sadece skor katkısıyla değil, sahadaki enerjisi ve mücadele gücüyle de takımını sırtladı.
Göztepe karşısında da sahanın her yerinde Osimhen vardı. Hücumda olduğu kadar savunmada da sorumluluk aldı, takım arkadaşlarına örnek oldu. Süper Lig seviyesinde bu kadar belirleyici bir oyuncuya sahip olmak, Galatasaray adına ciddi bir avantaj. Hatta ortaya koyduğu performans, rakipleri açısından tam anlamıyla bir “haksız rekabet” görüntüsü veriyor. Çünkü şu ana kadar hiçbir takım Osimhen’i durdurmanın formülünü bulabilmiş değil.
Ancak Galatasaray adına madalyonun diğer yüzüne de bakmak gerekiyor. Süper Lig’de üçüncü hafta geride kalırken sarı-kırmızılılar, iç sahada oynadığı iki maçta taraftarına rahat bir 90 dakika izletemedi. Göztepe, son ana kadar oyunun içinde kaldı. Özellikle duran toplarda ciddi tehdit oluşturdu ve karşılaşmanın son bölümünde etkili bir performans sergiledi.
Bu nedenle Galatasaray’ın, aldığı sonuçlardan bağımsız olarak oyununu daha net şekilde oturtması gerekiyor. Çünkü sezon ilerledikçe bireysel performansların her zaman bu seviyede olması mümkün değil.
Öte yandan Barış Alper Yılmaz’ın formsuzluğu dikkat çekmeye devam ediyor. Erzurum deplasmanında yedek başlayan Leroy Sane, Göztepe karşısında da kulübede otururken, haftalardır performans düşüklüğü yaşayan Barış Alper’in ilk 11’deki yeri değişmedi. Leao transferinin gerçekleşmesiyle birlikte rekabet daha da artacak. Bu noktadan sonra Barış Alper Yılmaz’ın önünde tek bir seçenek var: Ya performansını yükseltecek ya da kulübede beklemeyi kabul edecek. Futbolda formayı isimler değil, performanslar belirler.
Maç eksiği bulunmayan ve fiziksel olarak hazır görünen Batrakov’un da karşılaşmaya kulübede başlaması soru işaretleri yarattı. Okan Buruk’un Batrakov’u ilk 11’de değerlendirmemesi bana göre yanlış tercihti. Rus oyuncu ikinci yarıda oyuna girdikten sonra ön alanda hücum organizasyonlarını yönlendirdi, topun kullanım kalitesini artırdı ve takımın dengesi belirgin şekilde yerine oturdu.
