Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Karadeniz’in yemyeşil yamaçları, denizin mavisiyle buluşurken Giresun bir kez daha doğal güzellikleri ve köklü mutfak kültürüyle hafızalara kazındı. 4. Giresun Yeşil Lezzetler Gastronomi Festivali, iki gün boyunca binlerce insanı aynı sofranın etrafında buluştururken, aslında çok daha büyük bir meseleyi gündeme taşıdı: Geleceğe nasıl bir lezzet mirası bırakacağız?
Giresun’da festivalin başarısı
Festivalin başarısında, uzun soluklu ve özverili bir ekip çalışmasının önemli payı olduğunu düşünüyorum. Özellikle “Giresun Turizm Platformu” Başkanı Şevket Alaaddinoğlu öncülüğünde düzenlenen organizasyon, Ergin Kılıç Arslan, Tuncer Kara, Yunus Türk, Osman Tuncer, Selçuk Tavacı, Murat Aksu, Dursun Aydın, Ersan Kırışoğlu, Erdem Kılavuz, Özer Pazarlı ve Emrullah Hızarcıoğlu'nun yoğun emeğiyle hayata geçirildi. İletişim alanında Gökhan Türkmen'in katkısıyla da daha geniş kitlelere ulaştı ve Giresun Atatürk Meydanı, gastronomi ekseninde önemli bir buluşma noktasına dönüştü.
“Sıfır Atık” söyleşisi
Festivalin en dikkat çekici etkinliklerinden biri ise benim de panelist olduğum “Mutfaktan Sofraya ve Geleceğe: Sıfır Atık” başlıklı söyleşi oldu. Moderatörlüğünü Haldun Domaç’ın üstlendiği söyleşide, televizyon programcısı ve sunucu Açelya Akkoyun, TÜRES Genel Sekreteri Rıdvan Turşak da vardı. Her üçümüz ve Haldun abi; gastronominin damak tadından ibaret olmadığını, çevre, ekonomi, kültür ve ahlakla doğrudan ilişkili bir yaşam biçimi olduğunu farklı yönleriyle ele aldık.
Söyleşide ortaklaşa vurgulanan en önemli nokta, sıfır atığın bir moda akımından ziyade, insanlığın yeniden hatırlaması gereken kadim bir yaşam kültürü olduğuydu. Anadolu mutfağının asırlardır uyguladığı tasarruf anlayışı, bugün dünyanın “sürdürülebilirlik” adıyla yeniden keşfetmeye çalıştığı büyük bir miras.
Yöresel lezzetlerle dolu bir festival
Festival alanında dolaşırken yöresel otlardan hazırlanan yemeklerin kokusu beni mest etti. Pancar yaprağından yapılan tarifler, yerel ürünlerle hazırlanan sofralar, ziyaretçilere, toprağa duyulan saygıyı hatırlattı. Aslında Giresun’un yeşil mutfağının bize öğrettiği; “Doğa hiçbir şeyi israf etmez. Daldan düşen yaprak toprağa can olur, toprağa düşen tohum yeniden filiz verir. İnsan ise çoğu zaman sahip olduğu nimetin kıymetini ancak onu kaybettiğinde anlar.”
Bugün dünyanın en büyük sorunlarından biri olarak görülen gıda israfı, ekonomik bir kayıp. Çünkü çöpe atılan her bir lokmanın içinde toprağın bereketi ve çiftçinin emeği var. İsraf edilen bir ekmek, aslında harcanan binlerce damla suyun ve sayısız insan emeğinin de çöpe gitmesi demek.
Bugün “sıfır atık” diye konuştuğumuz anlayışın özünde israf etmemek var.
Anadolu mutfakları yüzyıllar boyunca bu bilgelikle yaşadı. Bayat ekmek tirit oldu, sebze sapı yemek oldu, kemik çorba oldu, artan aş komşuya ikram oldu. Bereket, nimeti değerlendirebilmekte görüldü. Bugün dünyanın “döngüsel ekonomi” dediği anlayış, Anadolu köylerinde zaten hayatın doğal akışıydı.
Söyleşide de ifade edildiği gibi mesele çöpleri ayrıştırmakla bitmiyor. Asıl mesele, daha satın almadan önce ihtiyaçlarımızı sorgulayabilmekte. Çünkü atığın büyük bölümü, gereğinden fazla aldıklarımızdan doğuyor. Belki de yarın sabah değiştirmemiz gereken ilk alışkanlık, kahvaltı masasına oturmadan önce kendimize şu soruyu sormaktır:
“Gerçekten buna ihtiyacım var mı?”
Mutfak, bir medeniyetin aynası
Giresun’da düzenlenen festival de tam olarak bu hafızayı yeniden canlandırdı. Karalahana temalı yarışmalar, ünlü şeflerin sunumları, yerel üreticilerin emekleri ve tüm etkinlikler; toprağın sunduğu nimete duyulan saygının birer yansımasıydı adeta.
Nasıl pişirdiğimiz kadar, nasıl paylaştığımız da önemli
İsraf sadece ekmeği çöpe atmak mıdır? Zamanı boşa geçirmek, bilgiyi kullanmamak, emeği değerlendirmemek ve enerjiyi hoyratça tüketmek de birer israftır. Hayatın her alanında ölçüyü kaybetmek, bereketi de kaybetmektir. Geleceğin dünyasında güçlü toplumlar, en bilinçli üreten ve en hikmetli tüketen toplumlar olacaktır. Çünkü kaynakların sınırlı olduğu bir dünyada sürdürülebilirliğin yolu kanaatten, paylaşmaktan ve nimetin hakkını vermekten geçiyor.
Giresun’un yeşil sofralarından yükselen mesaj
Gerçek lezzet, tabakta duran yemek kadar, toprağa, emeğe ve nimete duyulan saygıda saklı. Belki de bereket, sofradan hiçbir nimet israf edilmeden kalkabilmekte. İşte sıfır atık olarak Anadolu irfanının özü ve geleceğin en güçlü medeniyet anlayışı tam olarak budur bence.
