Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Kilo vermek isteyen pek çok kişi, öğün atlayarak veya gün boyunca çok az yemek yiyerek daha hızlı sonuç alabileceğini düşünüyor. Ancak tartıdaki düşüş, her zaman vücuttaki yağ oranının azaldığı anlamına gelmiyor. Sağlıklı kilo kaybı için önemli olan, vücudun ihtiyaç duyduğu besinleri alırken enerji dengesini korumak.
• Aç kalmak tartıda hızlı düşüşe neden olabilir. Besin alımı aniden azaltıldığında vücut, depoladığı glikojenle birlikte su kaybedebilir. Bu nedenle ilk günlerde görülen hızlı düşüşün tamamı yağ kaybı değildir.
• Yetersiz beslenme kas kaybına yol açabilir. Vücudun enerji ve protein ihtiyacı karşılanmadığında yalnızca yağ dokusu değil, kas dokusu da kaybedilebilir. Kas kaybı güçsüzlüğe ve günlük hareketlerin zorlaşmasına neden olabilir.
• Öğün atlamak herkeste aynı sonucu vermez. Bazı kişiler öğün atladıklarında günün ilerleyen saatlerinde daha fazla acıkabilir ve kontrolsüz yemek yiyebilir.
• Vitamin ve mineral eksiklikleri gelişebilir. Uzun süre çok az yemek, demir, B12 vitamini, folat ve diğer önemli besin öğelerinin yeterince alınmamasına yol açabilir.
Vücut; kalbin çalışması, solunum, vücut sıcaklığının korunması, hormonların düzenlenmesi ve hücrelerin yenilenmesi gibi temel işlevleri sürdürebilmek için enerjiye ihtiyaç duyar.
Besin alımının aşırı kısıtlanması bu işlevleri olumsuz etkileyebilir.

Uzun süre aç kalmak bazı kişilerde baş ağrısı, sinirlilik, halsizlik, dikkat dağınıklığı ve kabızlık gibi sorunlara neden olabilir.
Özellikle hızlı kilo vermek amacıyla çok düşük kalorili beslenmek, sağlık açısından risk oluşturabilir.

Diyabet gibi kronik hastalıkları bulunanlar, düzenli ilaç kullananlar, hamileler ve ergenlik dönemindeki bireyler için kontrolsüz beslenme kısıtlamaları ayrıca sakıncalı olabilir.

Diyetisyen ve Beslenme Uzmanı Nurcan Demiröz, öğün atlamanın kısa vadede kalori alımını azaltıyor gibi görünse de açlık krizlerine ve kontrolsüz yeme davranışlarına yol açabileceğine dikkat çekiyor.

Beslenme uzmanlarının genel yaklaşımı, kısa sürede çok kilo vermeyi hedefleyen katı programlar yerine uzun vadede sürdürülebilecek alışkanlıklar geliştirmektir. Bu doğrultuda şu adımlar öne çıkar:
| Öneri | Açıklama |
|---|---|
| Sebze ve meyve tüketimini artırın | Sebzeler, meyveler ve lif bakımından zengin diğer besinler, öğünlerin besin değerini artırmaya yardımcı olur. Çeşitli renklerde sebze ve meyvelere yer vermek, farklı vitamin ve minerallerin alınmasını destekler. |
| Protein kaynaklarını ihmal etmeyin | Yumurta, yoğurt, balık, tavuk, kuru baklagiller ve kişinin beslenme tercihine uygun diğer protein kaynakları, kas dokusunun korunması açısından önemlidir. Protein içeren besinleri ana öğünlere dengeli şekilde dağıtmak tokluk hissine de katkıda bulunabilir. |
| Lifli karbonhidratları tercih edin | Tam tahıllar, yulaf, bulgur ve kuru baklagiller gibi besinler lif alımını artırabilir. Bu besinler, dengeli bir öğünün parçası olarak kan şekeri kontrolüne ve tokluk hissine destek olabilir. |
| Şekerli içecekleri ve gereksiz atıştırmaları sınırlayın | Şekerli içecekler, yüksek miktarda enerji sağlayabilir ancak her zaman uzun süreli tokluk oluşturmaz. Su tüketimine öncelik vermek ve açlıkla alışkanlıktan kaynaklanan yeme isteğini ayırt etmeyi öğrenmek yararlı olabilir. |
| Düzenli fiziksel aktivite yapın | Yürüyüş, bisiklet, yüzme ve kişinin kapasitesine uygun kuvvet egzersizleri kilo yönetimini destekler. Hareketsiz bir yaşam sürenlerin yoğun egzersizlere aniden başlamak yerine süreyi ve tempoyu kademeli olarak artırması daha uygundur. |
| Uyku düzenine dikkat edin | Yetersiz uyku, açlık ve toklukla ilişkili mekanizmaları ve yeme davranışlarını etkileyebilir. Düzenli uyku saatleri oluşturmak, sağlıklı beslenme ve hareket alışkanlıklarını destekleyen önemli bir adımdır. |
Kilo vermek için herkesin günde mutlaka üç ana öğün ve iki ara öğün tüketmesi gerektiğine dair evrensel bir kural bulunmuyor.

Bazı kişiler üç ana öğünle rahat ederken bazıları ihtiyaçlarına göre ara öğünlere de yer verebilir. Öğün sayısından çok, gün boyunca alınan toplam enerjinin, besin çeşitliliğinin ve düzenin kişiye uygun olması önem taşır.