Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Silivri’de İBB yolsuzluk davasında yargılamaların başladığı ilk günden bu yana CHP kulisleri hareketli.
Silivri’deki duruşmalarda milletvekillerinin, PM - YDK üyelerinin, il başkanlarının ve İstanbul’daki 39 ilçenin görevlendirilmelerine rağmen salonda yeterince kalabalık toplanamadı.
50 bin CHP’liye davet mesajı gönderilse de CHP yönetimi tasarlanan gövde gösterisini gerçekleştiremedi. En kalabalık gün 9 Mart duruşmanın başladığı gündü ardından katılım giderek azaldı.
138 milletvekilinden ancak 40 kadarı Silivri’deki duruşmalara katıldı. Ertesi gün Silivri’deki grup toplantısında da milletvekilleri yoktu.
Mitinglerde istenen kalabalığı toplayamayan parti yönetimi bu kez Silivri duruşmalarında gerçekle yüzleşmek zorunda kaldı.
Özellikle Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın ilk gün duruşmalara katılmak yerine Malatya valisi Settar Yavuz’la bir araya gelmesi gerilimi yükseltti. Ağbaba çarşamba günkü duruşmaya katılsa da sonuç değişmedi katılım giderek düştü.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in 22. Dönem TBMM Başkanı Bülent Arınç’la görüşmesi tüm bunların üzerine tansiyonu daha da yükseltti. Özellikle Bülent Arınç’la görüşmenin içeriğine dair yaptığım röportajda geçen ifadeler şok etkisi yarattı.
Görüşmede Özel’in, “Tüm bunlara rağmen ben hala Tayyip beye düşmanlık beslemiyorum. Kavgasız siyaset yapmak istiyorum” sözleri acaba yeni bir pazarlık süreci mi başladı tartışmasını beraberinde getirdi.
Görüştüğüm CHP’liler, “Parti yönetimi iktidarla anlaşmanın yolunu mu arıyor?” sorusuna cevap bulmaya çalışıyordu.
Cumartesi günü Bulent Arınç’la yapılan farklı bir röportajla durum kurtarılmaya çalışılsa da artık ok yaydan çıkmıştı. CHP’liler, hem Bülent Arınç’la parti meselelerinin görüşülmesine hem de iktidara yeşil ışık yakılmasına çok büyük tepki gösterdi. En sert açıklamalardan biri İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin’den geldi. Üstelik CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın’ın Arınç’la görüşmeye dahil edilmemesi tartışmanın başka bir boyutu.
CHP kulisleri kaynarken bundan sonraki süreçte parti içi muhalefetin artık görünür şekilde hareketlenmesi bekleniyor.
Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınışının yıldönümünde 18 Mart akşamı düzenlenecek gece mitingi ile meydanların doldurulması hedefleniyor.
İstediği kalabalıklara toplayamayan CHP yönetiminin bu kez mitinge sanatçıları davet etmesi planlanıyor.
Yani akıllardan geçen “Konserli miting” yapmak!! Böylece düşen vatandaş ve partili desteğini konserlerle toparlamayı hedefliyorlar.
Milletvekillerine de ayrıca katılım konusunda talimat verildi. Parti disiplini nedeniyle duruşmalara daha önce katılmayan isimleri mitingde görmemiz mümkün.
Özgür Özel’in gazeteci Murat Yetkin‘e verdiği röportajda İmamoğlu için kullandığı, “Madem ki sokağa çıkar diye korkuyorlar, ev hapsi versinler. Hiç olmazsa yüksek güvenlikli cezaevinde, tecrit ortamındaki işkence son bulur” sözleri de çok tartışılıyor.
Bu sözleri, ‘İmamoğlu’nun suçunun ve ceza almasının kabullenildiği’ şeklinde yorumlayanlar var.
Ayrıca davaların ‘siyasi’ olduğunu ileri sürerken ‘siyasi bir karar’ için iktidardan talepte bulunmak çelişki olarak değerlendiriliyor. Üstelik talep edilen serbest kalma ya da tahliye değil ev hapsi… Aslında Bülent Arınç’la görüşme dahil tüm bunlara bakıldığında CHP yönetiminin hala iktidarla pazarlık yapmaya çalıştığını görüyoruz. En azından böyle bir algı ortaya çıkıyor. CHP yönetimi tıpkı Terörsüz Türkiye sürecinde olduğu gibi buradan da bir pazarlık yaparak üzerindeki baskıyı sona erdirmeye çalışıyor.
Bu konuyu sorduğum kıdemli bir CHP’li, “Daha önce AK Parti içinde görüştükleri isimlerden artık sonuç alamıyorlar. Bülent Arınç’la görüşmenin arkasında ‘Bir yol bulup iktidar baskısından kurutulabilir miyiz’ motivasyonu var” yorumunu yaptı.
Ancak görünen o ki; yapılan tüm hamleler istenen sonucu üretmiyor ve kendilerini de tartışmalı hale getiriyor.
CHP zorlu bir süreç yaşıyor ve sinirler gergin. Mutlak butlan dahil her türlü senaryo tartışılıyor olasılıklar değerlendiriliyor. Önümüzdeki süreçte şimdi sessiz yapılan bu tartışmaların kamuoyuna yansımalarını görebiliriz.
