Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
TBMM Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu üyelerinin İmralı Adası’na giderek Abdullah Öcalan’la görüşmeleri ile Terörsüz Türkiye sürecinde önemli bir eşik daha aşıldı.
İmralı görüşmesinde verilecek mesajların Suriye tarafında oluşturacağı sonuçlar çok önemliydi.
Yapılan ilk açıklamalara göre Öcalan “Suriye meselesini çözeceğini oradakilerin sözünü dinleyeceğini” belirtti.
Ziyaretin Ankara’da ‘başarılı’ bulunduğunu ama sonuçları itibariyle ‘ihtiyatlı iyimserlikle’ karşılandığını ilk yazımda anlatmıştım. https://x.com/tgrthabertv/status/1993944294621606144?s=46&t=hL3aecfpCxbnwpdGCxuTLQ
Abdullah Öcalan’la neler konuşulduğunu Şamil Tayyar’ın X mesajı ve Gülistan Koçyiğit’in verdiği röportajdan öğrendik.
Kendi görüşmelerimden edindiğim bilgileri de eklediğimde 4 mesajın Türkiye ve süreç açısından çok dikkat çekici olduğunu görüyorum.
1- 10 Mart mutabakatına bağlılık: Abdullah Öcalan, 10 Mart mutabakatını önemsediğini
ve uygulanması gerektiğini söyledi. SDG güçlerinin Suriye ordusuna entegre edilmesini istedi.
2- Silah bırakma: Silah bırakmanın SDG-YPG dahil tüm unsurları kapsadığını açıkladı. Öcalan, örgütün silah bırakmasının geriye dönüşünün olmadığı ve bu konuda kararlı olduklarının altını çizdi.
3- İsrail’le çalışmayın: İsrail’in Ortadoğu’daki hedeflerine ulaşmak için Kürtleri kullanmaya, Kürt gücüne yaslanmaya yönelik bir hesabının olduğuna dikkat çekiyor Öcalan.
Kürtler üzerine tarihte her zaman hesap yapan güçlerin olduğunu hatırlatıyor ve SDG’ye ‘İsrail’le iş yapmayın’ uyarısını tekrarlıyor.
4- Türkiye’nin üniter yapısı: Abdullah Öcalan ayrıca, Türkiye’nin üniter yapısı ile ilgili sorununun olmadığını, devletin bölünmesini istemediğini kayda geçiriyor. Suriye’de de özerk yapı veya federasyon anlamına gelecek yapılanmaya karşı olduğuna yönelik değerlendirmeler yapıyor.
Bu mesajlarla Kürtlere yeni istikamet çizen Öcalan’ın, “PKK’yı ikna etmek YPG’den daha zordu” dediği biliniyor.
Milletvekillerinin adaya giderek Öcalan’la görüşmeleri süreci hızlandıracak. Bu kapsamda başka isimlerle yeni görüşmeler olabilir. SDG yöneticileriyle görüntülü temaslar gerçekleştirilebilir.
İmralı’dan bugüne kadar verilen mesajlara baktığımda Kürtler için tek yol, silah bırakmak ve bulundukları Suriye ve Türkiye’ye entegre olmaktan geçiyor. Öcalan, 27 Şubat mesajında bunu vurguluyordu şimdi daha da açık söylüyor.
Silahı bırakın, tehdit olmaktan çıkın ve siyasi sisteme dahil olun diyor.
Terörsüz Türkiye sürecinde devlet şu ana kadar üstüne düşeni yaptı. Neyi yaptı?
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP Lideri Devlet Bahçeli, ‘Terörsüz Türkiye’ sürecini başlattı. Cesaretlendirici çıkışlar yapıldı. İmralı’yla örgüt arasında temas kuruldu. TBMM’de ilk defa bu konuya özel komisyon kuruldu ve nihayetinde milletvekilleri İmralı’ya ziyarete gitti.
Örgüt ne yaptı? Abdullah Öcalan sürece açık destek verdi. 27 Şubat açıklamasını yaptı. Silahlı mücadelenin anlamını yitirdiğini inkar politikasının sona erdiğini söyledi. PKK kendini feshettiğini ve silah bıraktığını açıkladı. Türkiye’den çekildiğini duyurdu ve bazı bölgeleri mağaraları boşalttı.
Şimdi işin en kritik yanı örgüt tüm bileşenleriyle silah bırakacak mı ve bu entegrasyonu gerçekleştirecek mi?
Suriye’de gerçek adımlar atılması gerekiyor. Silahların bir göstermelik törenle değil fiilen olarak teslim edildiğine kamuoyunun ikna olması şart.
SDG’nin Suriye’de orduya entegre olması ve Türkiye için tehdit olmaktan çıktığını göstermesi olmazsa olmaz.
Bu olumlu adımlar gelirse Türkiye içinde hem kamuoyu desteği artar hem de yasal düzenlemeleri yapmak kolaylaşır.
Tüm bunların sonunda SDG Suriye’de silahlı paralel bir yapı olmamalıdır.
Devletin silahını taşıyan ama örgüt emir komutasında faaliyetini sürdüren bir yapı Türkiye ve Suriye için tehdit olmaya devam eder.
10 Mart 2025 Pazartesi günü, Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi arasında gerçekleştirilen toplantı temelinde aşağıdaki maddeler üzerinde anlaşmaya varılmıştır:
1- Tüm Suriyelilerin siyasi süreçte temsil edilme ve devlet kurumlarına katılım hakkı, dini ve etnik kökenlerinden bağımsız olarak liyakat esasına göre güvence altına alınacaktır.
2- Kürt toplumu, Suriye devletinin asli bir unsuru olarak kabul edilecek ve vatandaşlık hakları ile anayasal hakları güvence altına alınacaktır.
3- Suriye topraklarının tamamında ateşkes sağlanacaktır.
4- Kuzeydoğu Suriye’deki (Rojava) tüm sivil ve askeri kurumlar, Suriye devleti yönetimi çerçevesinde entegre edilecek; sınır kapıları, havaalanları ve petrol ile gaz sahaları devlet kontrolüne alınacaktır.
5- Tüm Suriyeli mültecilerin kendi şehir ve köylerine geri dönüşü güvence altına alınacak ve korunmaları Suriye devleti tarafından sağlanacaktır.
6- Suriye devleti, Esed rejiminin kalıntılarıyla ve ülkenin güvenliği ile birliğini tehdit eden unsurlarla mücadelede desteklenecektir.
7- Bölünmeye yönelik çağrılar, nefret söylemi ve toplumdaki ayrışmayı körükleyen girişimler reddedilecektir.
8- Uygulama komisyonları, anlaşmanın yıl sonuna kadar tamamen hayata geçirilmesi için çalışmalar yürütecektir.”
