Özgür Özel bunu niye yaptı?

GİRİŞ:
2026-03-23
saat ikonu 09:07
|
GÜNCELLEME:
2026-03-23
saat ikonu 09:07

Meclis kapalı ama siyaset gündemden düşmüyor. Bu hafta Meclis’in açılmasıyla birlikte kulisler daha da hareketlenecek. Genel Başkanı ’in Adalet Bakanı ’i hedef alması ve boşa düşmesinin ardından herkesin aklındaki soru şimdi ne olacak?

Özel’in savaş baltalarını çıkarıp sahte belgeler üzerinden Gürlek’i hedef almaya devam etmesi de tartışmaları büyütüyor.
12 tapu belgesi açıklayan Özel, Gürlek’in “Üzerime kayıtlı 4 taşınmaz var” diyerek resmi kayıtları göstermesiyle boşa düştü.

(ÖZEL’İN BASIN TOPLANTISINDA EKRANA YANSITTIĞI TAPU BELGELERİNİN ‘TEMSİLİ’ OLDUĞUNU DA HATIRLATMAK İSTERİM)

Lüksemburg’ta tekne işine ise Özgür Özel’in kendisi bile inanmamış olmalı ki ‘başkasının üstüne’ sözleriyle konu kapatılmaya çalışıldı.
Gürlek’in verdiği yanıt sonrası kendi partisinden bile Özel’e tam bir destek gelmedi. Ama Özel durmadı ve açıklama üzerine açıklama yaptı. Anlaşılan Özel ‘En çok kim konuşur ise o kazanır’ diye düşünüyor.

Peki Özgür Özel bunu niye yaptı? Haftalar öncesinden tarih verip ‘açıklayacağım’ demesine rağmen ertelediği Bakan Akın Gürlek’in mal varlığıyla ilgili iddialar CHP’ye pratik olarak ne kazandırdı?

CHP’ye ahlaki bir üstünlük mü sağladı yoksa mal varlığı tartışmaları kendisi dahil pek çok CHP’linin tapularını gündeme mi taşıdı? Üstelik tapuların sahte çıkması CHP Genel Başkanı’nın güvenilirliğini bir kez daha tartışmaya açtı.

Özel’in mal varlığı tartışmasının arkasında İBB yolsuzluk davaları ya da dokunulmazlığının kaldırılması olduğunu sanmıyorum. Özel’i harekete geçiren onu CHP Genel Başkanlık koltuğundan edebilecek mutlak butlan tehlikesi endişesi yatıyor diye düşünülüyor

Ne yolsuzluk davaları ne de maddi menfaat üzerinden suçlanmak Özel’i böylesine savaş açma noktasına getirmez.
Çünkü yolsuzluk davaları henüz yeni başladı ve sonuçlanması yıllar alacak bir süreç. Muhittin Böcek’ten para aldığı iddiası üzerinden yargılanması ise milletvekili dokunulmazlığı nedeniyle şimdilik mümkün değil.

Her şey mutlak butlanı durdurmak için mi?

CHP kulislerinden edindiğim izlenim; mutlak butlan davasında tehlike yaklaşırken iktidarla uzlaşma çabalarının sonuçsuz kalması.
Daha önce çalışan arka kapı diplomasisi bu kez sonuç vermedi çünkü o kapılar kapanmıştı. TBMM eski Başkanı Bülent Arınç’la kurulan temasın sonuç üretmeyeceği ortaya çıkınca geriye vuruşarak çekilmekten başka seçenek kalmadı. O yüzden gerçek olmayan belgeler üzerinden Akın Gürlek dosyası açıldı.

Bu arada Gürlek’in tapu kayıtlarının kimler tarafından sorgulanıp o bilgilerin Özgür Özel’e hangi tapu memurları tarafından iletildiği de belirlendi. Yakında isimleri açıklandığında doğrudan Özel’le nasıl bağlantı kurdukları ortaya çıkacaktır.

‘CHP Genel Başkanlığı’ en kıymetli koltuk

“Herşey İmamoğlu için” söylemi aslında “herşey mutlak butlanı durdurmak için” aşamasına geldi. Çünkü butlan çıktığı an Özel, CHP Genel Başkanlık koltuğunu bırakmak zorunda kalacak.
O koltuktan bir saniye olsun kalmak ihtimali bile kabus senaryosu sayılıyor. Şuan için 100 yılı deviren CHP’nin başında kalmaktan daha değerli bir makam görünmüyor.

Ankara kulislerinde gözler Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nden (İstinaf) çıkacak karara çevrilmiş durumda. Bayram sonrası verilmesi beklenen ‘Mutlak Butlan kararı’ ve CHP yönetiminde değişiklik siyaset erbabınca satın alınmış durumda..

İmamoğlu sonunda Batı’dan ümidi kesti

Alman Der Spiegel dergisine konuşan Batılı ülkelere seslenerek, maskelerinin düştüğünü ve kimseden yardım beklemediklerini açıkladı.
"Şu sıralar pek çok maske düşüyor. Bir zamanlar demokrasiyi savunuyor gibi görünen hükümetler, çıkarları örtüştüğünde otoriter rejimlerle işbirliği yapmaya dünden razılar. Ancak biz kimseden yardım beklemiyoruz." ifadelerini kullandı.
Daha önce iktidarı suçlayıp birlikte çalışma mesajları veren İmamoğlu Batılı ülkelerden beklediği desteği göremeyince ‘incinmiş’ olmalı…

Gazetecilere önce linç sonra destek telefonu

Adalet Bakanı Akın Gürlek’in üzerine kayıtlı 4 taşınmaz olduğu bilgisini muhalif medyadaki bazı gazeteciler paylaşmıştı. İsmail Saymaz, Nevşin Mengü, Barış Terkoğlu gibi isimler bu bilgileri paylaştıkları için kendi mahallelerinde ağır lince maruz kaldı. Ardından linç sürerken sesi çıkmayan CHP yönetiminin bu isimlere destek verdiği Genel Başkan Özgür Özel’in telefonu açtığı haberi paylaşıldı.
Önce linçlettirip sonra destek telefonu açmak gazetecileri hizaya sokmak için olabilir mi? Bu yöntem size de sinema filmlerinde yeraltı dünyasının kullandığı taktikleri hatırlattı mı?

İran savaşı, ekonomik etkileri bir yana Terörsüz Türkiye gibi kritik konuların hiç birinin ana muhalefetin gündeminde olmaması da hayli dikkat çekici.
Etme bulma dünyası. Linç edilen gazeteciler parti içi muhalefete çok sert eleştiriler yapıyordu. Şimdi yönetime yaptıkları küçük bir eleştiri bile linçten kurtarmadı. Mahalle karışık anlayacağınız. Hatta Nevşin Mengü’nün ‘muhalif görünümlü’ olduğunu içeren CHP’li danışmanlardan birinin çektiği videoyu bile izledim....

CHP içinde uyum sorunu

CHP içinde de bu durumdan şikayet edenlere ‘parti için muhalefet’ diyerek bir ötekileştirme süreci yaşanıyor.
Ancak duyumlarımıza göre bu ‘ötekileştirme’ politikası artık Özel’e yakın isimler arasında da uygulanmaya başlamış. Birbiri ile konuşmayan, yüksek sesle tartışılan toplantılar yapıldığı da kulağımıza geliyor. Kendi ekibi arasında uyumun olmaması Özel’i bekleyen yeni bir problem olabilir.