Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Uzaklardan seni düşlerim, Mardin.
İçine Kudüs düşmüş şehir...
Seni düşler, seni düşünürüm.
Bir Mescid-i Aksa yalnızlığında,
İçimde sen varsın, Mardin.
Ey Mardin…
Taşlarına secde değmiş şehir.
Gecesi dua, gündüzü hatıra kokan şehir.
Minareyle ezanı aynı göğe asmış şehir.
Rüzgârın bir tarih anlatır senin,
Tozun toprağın ebedin hatırasını taşır.
Sen Türkçe’sin, sen Arapça, sen Kürtçe, sen Süryanice…
Sen kelimelerden önce bir ses, dillerden önce bir kalpsin.
Gece gündüz “gel” dersin bana,
Ben her seferinde sana gelirim, Mardin.
Bir taşında peygamber izi,
Bir sokağında çocuk gülüşü,
Bir pencerende asırlık bir bekleyiş vardır.
Gölgen uzun düşer mescide,
Hatıran ağırdır dilime,
Misafir olursun hep gönlüme.
Sen bir zaman, bir dua, bir öğütsün insana.
Uzaklardan seni düşlerim, Mardin.
Karadeniz’in yakamoz bakışlı kıyılarında,
Gecenin maviye vurduğu saatlerde...
Dalga dalga ışık vururken iskele taşlarına,
İçimde sen yanarsın;
Bir kandil gibi, bir harita gibi, bir yön gibi…
Deniz tuzu karışır avuçlarıma,
Hasretin prangadır aklıma.
Sen her daim ayla göğünde parla,
Sen karanlıkları aydınlatansın,
Çünkü sen ışığını içeriden yakarsın.
İçine Kudüs düşmüş şehir…
Sırtında dünya, kalbinde ahiret taşıyan şehir.
Bir yanı sürgün, bir yanı sabır,
Bir yanı yara, bir yanı merhem olan şehir.
Sana bakanlar taş görmez tekten,
İnsan hikâyesisin baştan sona, hepten.
Uzaklardan seni düşlerim, Mardin;
Biraz çocuk, biraz yolcu...
Uzun bir dua olur taşarım senin durağına.
Ey Mardin…
Seni düşlerim, seni söylerim.
İçine Kudüs düşmüş şehir.
Aşık Kerkük-ü Güngör Yavuzaslan
