Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Geçtiğimiz cumartesi günü İçişleri Bakanımız Sayın Mustafa Çiftçi’yle birlikte Batman’da bulunma fırsatım oldu. Bu yoğun programına rağmen bize zaman ayırdığı için bakanımıza ve bizi davet etme nezaketi gösterdiği için Sn. Hasan Öymez’e teşekkürlerimi sunmak isterim. Yolculuğumuzda ve Batman sokaklarında yürürken Sayın Bakan’la uzun uzun konuştuk, dönüş yolunda da bakanımız ile birde özel röportaj gerçekleştirdik. Özel röportajımızı aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz
Terörsüz Türkiye konusunda röportajda detay veriyoruz ama ben bu yazımda bakanımızın başlıklara girmeyen bir cümlesinden söz etmek istiyorum.
Bakanımız, geçmişte görev yaptığı doğu illerini anlatırken, o yıllarda gündüz gidip gündüz döndüklerini söyledi. Akşam olunca yola çıkılmazdı, dedi. Konuşmamız kontrol noktalarına, yol haritasına, teyide giderken bu cümlesi geçip gitti. Ben yazıya oturduğumda bu cümleyi düşündüm…
Bir vali ya da kaymakam gününü güneşin batışına göre kuruyorsa, orada yaşayanların günü de öyle kuruluyor anlamına gelir. Fark şu ki bir devlet görevlisi başka bir yere atanabilir, ancak oradaki vatandaş atanamaz. Çünkü onun evi, yuvası oradadır, işi oradadır, çocuğu, akrabaları, dostları, sevdikleri oradadır.
Akşam saatleri, günün insana kalan kısmıdır. Şehrin çarşısı akşam dolar, kız isteme, kına genelde akşam yapılır. Komşuya akşam gidilir, çaylar kahveler genelde akşam içilir. Güvenliği olmayan bir şehir ise günün yarısını yaşar ve buna da alışır. Bana soracak olursanız insanlar için en ağır kayıp budur, zira alışılan şeyin eksikliğini kimse hissetmez ve kimse “bu akşam da evde kaldım” diye yas tutmaz.
Bakan Bey, Ankara’daki siyasetçiler için devlet politikası olan bir konunun, Batman’daki esnaf için akşam kepengini korkmadan indirebilmek olduğunu söylemişti. Bu bir slogan gibi gelebilir hepinize. Ben kepengi başka türlü okudum. Şöyle izah edeyim: Kepengi indirmek günün son işidir ve esnaf o kepengi yarın sabah yeniden açmak isteyecektir. Dükkânı açacağından emin olan esnaf ne yapar? Cevabı basittir. Mal stoklar, veresiye verir, kendisine yardımcı olması için işçi tutar. Ya emin değilse? Bu sefer malını peşin paraya satar, daha az mal alır ve kısa düşünür. Aynı sokakta iki dükkân yan yana durur, birinin sahibi büyümeye bakar, ötekinin sahibi yarını çıkarmaya. Ekonominin büyük kısmı, yarının ne kadar uzağa görünebildiğiyle ilgilidir. İşte Bakan Bey, bir neslin geleceğe değil ertesi güne bakarak yaşadığını söylerken, sanırım bunu izah etmeye çalışıyordu.
Sürecin “bitti” diye değil, teyit edilerek ilerleyeceğini de dile getirdi. Temkinli yaklaşan vatandaşları haklı bulduğunu söyledi. Ben de haklı buluyorum. İnsan önce hayatında bir şeyin değiştiğini görür, sonra ona inanır, destek verir.
Teyidin kâğıtla yapılmayan bir türü de vardır. Bir şehir kendi teyidini akşam sekizde sokakta verir. Dükkânların kaçta kapandığına, son minibüsün, otobüsün kaçta kalktığına, düğün salonlarının takvimine, gece vardiyasına eleman bulunup bulunmadığına bakmak bile yeterlidir. Bunları düzenli tutan biri var mı, bilmiyorum. Bir yayıncı olarak şunu söyleyebilirim: Böyle bir veri açıklamalardan daha az konuşur ama daha az yanılır.
Bir günlük bir ziyaretten hüküm çıkarmıyorum. Gördüğüm şeyin bir başlangıç işareti olduğunu söylüyorum, bir sonuç değil! Zaten Bakanımızda sürecin sınanacağını söyledi.
Röportajda İçişleri Bakanlığının 2 bin 763 kontrol noktasını kaldırdığı anlatıldı. Bir kontrol noktasını kaldırmak için bir imza yeterlidir belki, lakin akşamı geri vermek için bence yetmez. Onu da zaten devlet yapamaz, halk yapar, insanlar yapar! Bir akşam sokağa çıkıp ertesi akşam yine çıkarak o devridaimi gerçekleştiren insanlardır, devlet değil…
Artık terör konuşulmayacak. Sadece Batman değil tüm güneydoğuda daha fazla yatırım, daha fazla kalkınma konuşacağız. Şimdi bile insanlar memleketlerine dönmeye başlamışken güneydoğumuz turizm ile yatırımlarla konuşuluyor olmaya başladı bile...
Bu yolculuktan kendi payıma düşen ise, bir ülkeyi masada okumakla sokağında öğrenmenin başka şeyler olduğuydu.
Sağlıcakla kalın.
