Google Derinlemesine Analiz, Teyitli Haber! Tıkla ve favori kaynağın yap.

İnternetin altında ne var?

GİRİŞ:
2026-09-19
saat ikonu 09:25
|
GÜNCELLEME:
2026-09-19
saat ikonu 09:28

Dünyanın veri trafiğini havada süzülen “bulutlar” sırtlıyor sanıyoruz ama değil. Dijital dünyanın yüzde 99'dan fazlası, denizin dibinde uzanan fiber optik kablolardan geçiyor.

Fiziksel dünya ile dijital imaj arasındaki uçurumu fark edince, konu daha da ilgimi çekti.

Bugün okyanus tabanlarında 500’den fazla aktif veya planlanan kablo sistemi var. Finansal işlemlerden en basit mesajlarımıza kadar çok büyük bir trafik bu hatlardan geçiyor. Üstelik bu ağ öyle dokunulmaz da değil. Gemilerin çapaları, balıkçılık faaliyetleri, depremler ve başka nedenlerle her yıl yüzlerce kablo arızası yaşanıyor.

Fakat son zamanlarda işin rengi de değişti. Artık sadece kazaları değil, bu hatlara yönelik sabotaj ve saldırı risklerini de konuşmaya başladık.

'daki finans otoritelerinin son dönemdeki hazırlıklarında da bu yeni risk anlayışını görmek mümkün. Hollanda Merkez Bankası, elektronik ödeme sistemlerinin devre dışı kalabileceği acil durumlara karşı vatandaşlara en az 72 saat yetecek kadar nakit bulundurmalarını tavsiye ediyor. Avrupa bankacılık otoriteleri ise siber saldırılar, sistem arızaları ve teknoloji altyapılarındaki kesintilere karşı dayanıklılığı özellikle gündemde tutuyor.

Demek oluyor ki, dijital sistemler hayatımızın içine ne kadar girerse, onların da dayandığı fiziksel altyapının önemi bir o kadar artıyor.

Demek ki bir ülkenin yalnız büyük veri merkezleri kurması veya kendi yazılımlarını geliştirmesi de yetmiyor. Geçen yazımda bu veri merkezlerini ayakta tutacak “elektrik”in önemli olduğunu dile getirmiştim, şimdi de dünyaya kaç farklı yoldan bağlanabildiğiniz ve bu yolların ne kadar dayanıklı olduğunu dilim döndüğünce anlatmaya çalışıyorum.

Zira ülke olarak tek bir hatta bağımlıysanız, denizin altındaki bir arıza yaşamlarımızı büyük ölçüde etkileyebilir demektir bu. Ülkemiz bu riskin ve fırsatın ortasında duruyor.

Avrupa ile Asya arasında, yüzyıllardır ticaret yollarının geçtiği bir coğrafyadayız. Coğrafyamızın içinden inanılmaz büyüklükte “veri”ler geçiyor… Önümüzdeki dönemde veri merkezlerimizin büyümesi, bulut hizmetlerinin gelişmesi ve 'nin bölgesel bir teknoloji merkezi olma hedefiyle birlikte bu bağlantıların önemi daha da artacak gibi görünüyor. Özellikle “Türkiye, dünyaya kaç farklı yoldan bağlanabiliyor?” diye sormamız gerekiyor! Çünkü dijital altyapı yalnız veri merkezlerinden, sunuculardan ve ülke içindeki fiber hatlardan oluşmuyor. Denizin altındaki kablolar da bunun bir parçasıdır.

Kullandığımız telefon ve bilgisayarların içindeki verileri şimdilik somut gibi görüyor olsak da gerçekte bu verilerin denizlerin altındaki karanlık vadilerden somut bir şekilde geçtiğini artık biliyoruz. Dijital geleceğimizi elbette konuşmaya devam edeceğiz. Ancak bu sefer gökyüzüne değil de aşağıya denizlerin dibine kadar inmemiz gerekecek…

Haftaya yeni bir başlıkta yeniden buluşmak üzere; sevgiyle ve takipte kalın.