Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Son üç aydır veri ekranlarında bir şey dikkatimi çekiyor. Dijital mecralarımızda toplam okur sayımız ve erişim gücümüz tazeliğini koruyor, hatta bazı kategorilerde belirgin şekilde artıyor. Ancak okurun bize ulaşırken kullandığı ana kanalların dengesi gözle görülür biçimde yön değiştiriyor. Demek ki okur bizi terk etmiyor, bize gelirken kullandığı kapıyı değiştiriyor.
Bu hareketliliği anlamaya çalışırken geçen hafta veri ekibimizle bir araya geldik. Ortaya çıkan tablo aslında sektörün bir süredir
konuştuğu ama sahada yeni yeni hissetmeye başladığı bir gerçeği doğruluyordu: Kullanıcı eğilimleri belirgin biçimde yapay zekaya doğru kayıyor. Biz yıllardır haberi arama motorlarına buldurmaya odaklanırken, okur tarafında arama yapma refleksi yerini yavaş yavaş yapay zeka araçlarına sorma alışkanlığına bırakıyor.
Yıllardır alıştığımız arama motoru odaklı alışkanlıkların geride kaldığı bir döneme giriyoruz. Öyle ya, önceden hepimiz merak ettiğimiz her şeyi o arama çubuğuna yazar, karşımıza çıkan onlarca linkten birini tıklayarak cevabımızı alırdık. Yaptığımız aramalarda bazen doğruyu bulur, bazen de çıkan sonuçların içinde kaybolurduk. Bana göre o kaybolma hali bile bir seçenek, bir özgürlüktü.
Şimdi ise insanın üzerindeki karar yükünü alan bir yapı var karşımızda. "Arama" yerine "sorma" geldi. "Seçme" yerine "doğrudan cevaba ulaşma" geldi. İnternet dediğimiz o sonsuz kütüphanenin kapısı artık tek bir anahtarla açılmıyor. İnsanların yeni alışkanlığı, linklerin arasında dolaşmak değil, sorduğu soruya en kısa ve doğru cevabı veren yapıya yönelmek.
Peki Google öldü mü? Bence Google'ın öldüğü falan yok. Ancak tekelleşmiş arama trafiği döneminin yakın gelecekte kabuk değiştireceğini söyleyebilirim. Zira yapay zeka araçları, kullanıcıya onlarca link arasında seçim yaptırmak yerine tek bir yanıt sunuyor. Bu, kullanıcı deneyiminde köklü bir kırılmaya yol açtı ve medya olarak biz bu kırılmanın tam ortasında duruyoruz.
Peki, bu yeni düzende dijital varlıklar olarak biz nerede duracağız?
Önceleri daha fazla tık almak için arama motorları bizi doğrudan bulsun diye kaliteli ve özgün içerikler üretirdik. Başlıkları da algoritmaların istediği şekilde atar, siteleri sistemler kolay okusun diye tasarlatırdık. Ancak şimdi öyle mi? Değil… Şimdi karşımızda arama motorundan çok, bir danışman gibi çalışan yapay zeka araçları var. Onlar da doğru cevabı bulmak için güvenilir kaynakları tarıyor. Bu noktada artık mühim olan, yapay zekanın kime güveneceğidir.
Sıradan, tıklama odaklı, kopyala-yapıştır içeriklerin bu dönemde karşılığı bence bitti. Kazanan taraf ise yıllardır sahadan beslenen, doğruluktan ödün vermeyen, kendi arşivini inşa etmiş yapılar olacak. Çünkü yapay zeka, sadece popüler olanı değil, en güvenilir olanı referans almaya başladı.
Çok şükür dijital varlıklar olarak yarım asırlık arşivimiz ve kurumsal hafızamız var ki bu bizim en büyük avantajlarımızdan biri. Bu avantajı doğru kullanmazsak, sıradan içerik üreticilerinden farkımız kalmayacak. Bu yüzden önümüzdeki dönemde yapmamız gereken şey algoritmaları kandıran başlıklar atmak yerine, yapay zekanın dönüp bakacağı güvenilir arşivlerimizi ve veri yapımızı daha da güçlendirmek olacaktır.
Gördüğüm manzara, gazetecilik meslek ilkelerinin değişmesi değildir. İyi, özgün, doğru ve güven veren haberler yeni dönemde çok daha kritik hale geldi. Okurlarımızın bize ulaşacağı kanallar değişse de sorumluluğumuz aynı. Tek bir kaynağın getirdiği trafiğe takılmak yerine, yapay zeka çağrılarında kaç kez güvenilir referans gösterildiğimize bakıyoruz.
Bu dönüşümü yöneten olmak için var gücümüzle çalışmaya devam ediyoruz. Zaten işimiz, okur nereden gelirse gelsin, onu en doğru haberle karşılamaktan başka bir şey olmadı, olmayacak...
Haftaya bir başka konuda tekrar görüşmek üzere…
Sağlıcakla kalın.
