Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Bir ülkenin ne kadar zengin olduğunu anlamak istediğimizde klasik olarak baktığımız ilk şey: Gayrisafi yurt içi hasıla, kişi başına düşen gelir, sanayi üretimi, limanlardan kalkan gemiler. Elbette bunların önemi hiçbir zaman azalmayacak. Fakat ekonominin dişlileri değiştikçe, sadece bu rakamlara bakarak ülkenin gerçek üretim gücünü ölçmek imkânsızlaşıyor.
Zira fabrikaların altyapıları, binaları, teknik ekipmanları dursa bile “değer” dediğimiz olay sanki başka bir yere taşındı gibi geliyor bana. Çünkü bugün bir ülkenin ekonomik kapasitesini anlamak için yeni sorulara da ihtiyacımız var: O ülke ne kadar veri üretiyor? Ürettiği veriyi kendi depolarında tutabiliyor mu? Bu veriler başka bir ülkenin topraklarında mı bulunuyor? Elimizin altındaki hesaplama gücü ne kadar?
Bu soruları çoğaltabilirim. Lakin burada gerçekten önemli bir ayrıma bakmak gerekir. O da teknolojiyi iyi kullanmış olmakla o teknolojinin mülkiyetine sahip olmanın farkının artık görülmesi gerektiğidir.
Meseleyi daha iyi anlamak için birkaç örnek vermek istiyorum. Bir düşünün; Türkiye dünyanın en gelişmiş bulut altyapılarını kiralayabilecek kapasiteye sahip. Hatta ihtiyaç duyduğu en ileri dijital hizmetleri bir kalemde satın alabilir. Fakat bunların tamamını dışarıdan alıyorsa dijital dünyada iyi ve sadık bir müşteriden öteye geçemeyecek, asla bir üretici olamayacaktır.
Dünyanın en büyük sözleşmeli çip üreticisi TSMC biliyorsunuz Tayvan’da bulunuyor. Tayvan dediğimiz yer, doğal kaynakları sınırlı bir adadan ibaret. Ancak bugün küresel ekonomide Tayvan’ı vazgeçilmez kılan şey, ürettiği fiziki çip kadar o çipleri üretebilme kapasitesi, teknolojik birikimi ve kurduğu üretim ekosistemidir. Ya da Hollanda... ASML adında bir şirket, ileri çiplerin üretiminde kullanılan “EUV litografi” sistemlerinde dünyanın benzersiz üreticisi olarak karşımıza çıkıyor. Yani Hollanda’nın zenginliği sadece tarım ve hayvancılıktan değil, dijital dünyanın fabrikasını inşa eden o makinelerin mülki haklarına sahip olmasından geliyor.
Çoğumuz ya da çoğu insan veri merkezlerini dev bilgisayar yığınlarının olduğu binalardan ibaret sanıyor. Hâlbuki küresel ticaretin, finansın ve savunmanın kalbinin buralarda attığını kimse bilmiyor. Dublin bugün Avrupa’nın önemli veri merkezlerinden biri haline gelebildiyse, bunda küresel şirketlerin dijital altyapılarını İrlanda'ya taşımasının çok büyük bir payı var.
Öte taraftan, hesaplama kapasitesi yetersiz olan bir ülke, kritik işlerde başkasının altyapısına bağımlı hale gelir. Birkaç yıl önce ABD’nin Çinli teknoloji devlerine uyguladığı işlemci ambargoları gün gibi ortada. Kendi hesaplama gücü veya yazılım altyapısı olmayan bir yapı için o muhtaçlık, bir gecede ticari bir alışverişten stratejik bir baskı unsuruna pekâlâ dönüşebiliyor. Bu durumu yerli ve milli askeri teknolojilerde bile yaşadık.
Demem o ki, dijital evimizin anahtarının kimlerin elinde olduğunu bilmemiz gerekiyor. Ona göre de internetin etrafına tel örgüler mi çekeceğiz, yoksa doğrudan mülki haklarla ilgili kendimizi mi sorgulayacağız buna karar vermemiz gerekiyor.
Evet, şimdi Türkiye’nin verileri nerede bulunuyor? Ödeme altyapımızın geçtiği borular kime ait? Siber savunmamızın ne kadarı yerli, ne kadarı milli? Dışarıya yazılım lisansları için ödediğimiz parayla, dışarıdan kazandığımız dijital hizmet geliri birbirini dengeliyor mu?
Gördüğüm kadarıyla bir yazılımın veya oyunun sınırları aşarak milyonlarca kullanıcıya ulaşması, gümrük kapısından geçmeyen ama kasaya doğrudan döviz sokan devasa bir ihracat kalemidir. Fakat o oyun, başkasının bulut sunucusunda çalışıyor ve ödeme altyapısı olarak başkasının sistemini kullanıyorsa, elde edilen değerin bir bölümü de o altyapının sahibine gidecek demektir.
Ve günün sonunda kaç milyar dolarlık bir ekonomik gücümüz olduğu değil de, o ekonominin hangi kısmının gerçekten bize ait olduğu gerçeği ile yüzleşmek zorunda kalacağız.
Çok yakın bir dönemde zenginlikleri topraklarımızın yüzölçümüyle değil, ürettiğimiz değerlerin ne kadarını ülke ekonomisinde tutabildiğimizle ölçeceğiz.
Haftaya tekrar görüşmek üzere, hoşça kalın…
