Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Terminatör filmini ilk seyrettiğim doksanlı yıllarda tüylerim diken diken olmuştu. İnsanın o genç yaşlarda ruhuna en çok kazınan bilim kurgu filmi kuşkusuz Terminator 2'ydi. Filmdeki T-800 modelinin pes etmeyen mekanik vücudu, o donuk bakışları ve film boyunca kulaklarımızda hareketlerini sürekli duyduğumuz o alçak motor sesi, bir gün bizi de avlayabileceğinin bir kehaneti gibiydi. Yine doksanlı yıllarda gösterime giren RoboCop 2, Hardware, Eve of Destruction ve Robot Jox gibi filmlerle robot korkusunu iliklerimize kadar hissetmiştik.
O zamanlar "Ya bunlar kontrolü kaybederse, biz ne yaparız?" diye kendi kendimi sorguladığımı hatırlarım. Düşünsenize, insan gibi görünüp hiçbir şekilde öldürülemeyen bir demir yığınının kafası atarsa neler yapabileceğini... O duygularla düşünmek insanı hem korkuya hem de meraka sürüklüyordu.
Şimdi aradan 30-35 yıl geçti. Bugünlerde özellikle Instagram'da önüme dövüşen, asker gibi eğitilen, vücuduna silah sıkılan, yarıştırılan robot görüntüleri düşüyor. Teknoloji meraklıları bilir, Pekin'deki insansı robot yarışlarını... İnsan bu yarışları seyrederken, artık o çocukluk heyecanıyla değil de dijital dünyada bir yönetici olarak baktığında, nereden nereye gelindiğini görünce çok daha farklı şeyler düşünüyor.
Bir robotun 100 metreyi 8.64 saniyede koşması sizce bir şov olabilir mi? Ya da bir robotun sabah 8'den akşam 5'e kadar bir restoranda yemek taşıyabilmesi, otelde çarşaf değiştirebilmesi, fabrikada binlerce koliyi bir damla ter atmadan kaldırabilmesi... Bakın, bence asıl marifet burada başlıyor.
Yıllar önce izlediğimizde heyecanımızdan uykularımıza kadar giren o makinelerin bugün hayatımızın her alanına sokuluyor olması sizleri de düşündürmüyor mu? Özellikle savaş alanlarında askerlerin yerine geçmeleri... Bugün Ukrayna'da insansı robotlar ilk kez gerçek muharebe koşullarında test ediliyor, biliyorsunuz. Bazen hastanelerde hasta bakıcı oluyorlar, depolarda ağır kolileri taşıyorlar, inşaatta işçi, otellerde resepsiyonist, havalimanlarında rehber, fabrikalarda montaj ustası oluyorlar. Hatta evlerimize girip temizlik yapacak, yaşlılarımıza bakacak robotlar da bonusu...
Bugün robotlar dünyada hızla her alanda test edilip kullanılırken, beni asıl düşündüren Türkiye'nin bu hususta ne yapıp ne ettiği. Gerçekten ülkemiz bu devrimin neresinde duruyor? Bu beni değil, hepimizi endişelendirmeli diye düşünüyorum. Çünkü bu ülkede tuhaf bir huy var: Özellikle robotlar ile ilgili bir şey konuşulduğunda, üretilmiş hazır bir şeyi almak, yapmaktan daha sevimli geliyor iş insanlarımıza. Oysa bir üretim hattına ithal robot alıp koymak seni sanayide büyütmez ki; tam tersine çok iyi ve sadık bir müşteri yapar.
Ama şunu da biliyorum: Bu ülke teknolojide iyi bir noktada. Yani öyle sıfır noktasında falan değiliz. Otomotivde dünyaya iş yapan bir disiplinimiz var. Makine sanayinde imkânsızı zorlayan ustalar, savunmada genç beyinlerimiz olan mühendislerimizin şiir gibi eserleri var. Yine Teknofest gibi çalışmalarda üniversitelerimizde, liselerimizde ve bireysel alanlarda gece gündüz çalışan öğrenci, öğretmen, akademisyenlerimiz var. Ve bu gençlerin çalışmaları boşa gitmesin, mutlaka bir taraftan üretime entegre olsun diye Anadolu'da taşın altına elini koyan KOBİ'lerimiz var.
Bu ülkenin artık derdi imkânsızlık değil, kolaycılıktır. Parayı verip hazır alma alışkanlığından vazgeçmesidir. Kısmen de bu huyundan vazgeçiyor gibi görünüyor.
Yaptığım bir araştırmaya göre, insansı robot pazarının 2035 yılına kadar 37 milyar dolara ulaşacağı öngörülüyor. Bu pastadan pay almak isteyen ülkeler, bugünden altyapılarını kurup can havliyle çalışıyor. Bu pazardan mutlaka bizim de bir payımız olmalı.
Ben bu alanda çalışma yapan firmaları takip etmeye çalışıyorum. Hazır bir robotu alıp işletmesine koyanları değil; bu alanda Ar-Ge yapan, üreten Türk firmalarının varlığını önemsiyorum. Yapacağı ya da yaptığı robotun beyninde, kasında, ruhunda bizden bir şeyler var mı diye merak ediyorum.
Evet, tıpkı o filmde iyi Terminatör'ün kazandığı gibi, biz de kendi robotlarımızı üretmeyi başarıp gururlanmalıyız. Umarım bir gün, ithal robotları konuşmak yerine, kendi ürettiğimiz robotlarla övündüğümüz günleri de görürüz.
Sağlıcakla kalın.
