Yeşil Alana Çit Çekmek Kolay, Ya Sonra?

GİRİŞ:
2026-11-02
saat ikonu 09:02
|
GÜNCELLEME:
2026-11-02
saat ikonu 09:02

Resmi Gazete’de bu hafta bir yönetmelik yayımlandı. Adı şöyle: “Sosyal Ağ Sağlayıcı Tarafından Çocuklara Özgü Ayrıştırılmış Hizmet Sunulmasına ve Yaş Doğrulamaya İlişkin Yönetmelik.” Bir solukta okuyamadım, siz de okuyamazsınız. Ama söylediği şey kısa: 1 Kasım’dan itibaren sosyal ağlar on beş yaşını doldurmamış çocuklara hizmet veremeyecek.

Yönetmeliği okurken yaş sınırına pek takılmadım. Yeşil alanın etrafına çit çekmek kolay, kapısına da bir levha asarsınız, iş biter. Benim merak ettiğim çitin içi: Bu yeşil alanda ne var, çocuk orada ne kadar kalıyor, oradaki oyuncakları kim seçmiş? Yönetmeliğin ayrıntılarına bakınca devletin de çitle yetinmeyip içeriye baktığını görüyorum.

Yaş doğrulama e-Devlet üzerinden yapılacak ve kimliğin kendisi değil, yalnızca yaşın eşiği aranacak. On beşini doldurmuş çocukların hesabı baştan gizli açılacak. Bu hesaplarda canlı yayın olmayacak, kişiye göre hazırlanmış reklam gösterilmeyecek. Çocuk yalnızca takip ettiği hesaplardan mesaj alabilecek, başkaları onun takipçi listesine bakamayacak. Ebeveyn de hesap ayarlarına, kullanım süresine, ücretli işlemlere müdahale edebilecek. Bunlar yalnızca kimin gireceğini değil, içerisinin nasıl işleyeceğini de düzenleyen maddeler. Bence yönetmeliğin asıl ağırlığı orada.

Bir sosyal ağın insanı niye bu kadar uzun tuttuğunu düşünün. O uzun kalış kendiliğinden olmuyor, kurulmuş bir şey. Selçuk Bayraktar’ın da söylediği gibi, işin içinde bir dopamin var: bir sonraki video, bir sonraki bildirim, bir sonraki kaydırma. Kısacası bir iş modeli. Tuttuğunuz her dakikanın karşılığında bir reklam gösteriliyor, kime ne gösterileceği de sizin davranışınıza göre belirleniyor. Kişiselleştirilmiş reklamı çocuk hesaplarında yasaklamak, bu düzenin en hassas yerine dokunmak demek. Önümüzdeki aylarda platformların bu yükümlülüğe nasıl uyacağına, hangi alışkanlıklarından vazgeçip hangilerini başka bir isimle sürdüreceğine birlikte bakacağız.

Bir de ailelerin durumu var. Akşam işten dönmüş bir anne ya da baba, yüzlerce mühendisin yıllarca üzerinde çalıştığı bir sistemle başa çıkmaya çalışıyor. Ebeveyn denetim araçlarının zorunlu hâle gelmesi bu yükün bir kısmını platformlara geri veriyor. Yine de bir aracın var olması ile ailenin onu kolayca kullanabilmesi aynı şey değil. Ayarın yedinci menünün altında saklı durması, o aracı yok sayıyor demektir. Bunun da zamanla görüleceğini düşünüyorum.

Mevcut hesaplar için tarih belli: 31 Mart 2027'ye kadar yaş doğrulaması tamamlanacak. Yaşının on beşin altında olduğu anlaşılanların hesabı kapatılacak. Bu aşamada merak ettiğim şey şu: Hesabı kapanan çocuk ne yapacak? Yaşıtlarının hepsinin içinde olduğu bir yerden birdenbire dışarıda kalmak kolay bir şey değil. Aileler bu konuşmayı evde yapmak zorunda kalacak. Kural koymak kolay, kuralı çocuğa anlatmak cidden herkesi zorlayacak.

Mahremiyet konusu da gözümden kaçmadı. Yönetmelik, yaş doğrulamada kişisel verinin korunmasını esas alıyor, “kimlik yerine yalnızca yaş eşiği” diyor. Bu doğru bir yaklaşım. Çocuğu korumak için kurulan bir sistem, çocuk hakkında gereğinden fazlasını bilmeye başlarsa kendi amacını boşa çıkarır. Teknik altyapının bu sözü tutup tutmadığını da zaman gösterecek.

Kendi mesleğime de bir cümle ayırayım. Biz yayıncılar da bu düzenin içindeyiz. Her sabah bizim de ekranımızdan sayılar, listeler, grafikler akıp duruyor. Kaç kişi okudu, ne kadar kaldı, ne kadar paylaştı. Sayılar yüksek olunca keyfimiz yerine geliyor. Ama yirmi dakika bir sayfada kalan okur ya çok şey öğrenmiştir ya da o çıkışı bir türlü bulamamıştır! Ve bu rakamların hiçbiri bize neler yaşandığını söylemiyor. İşte bu sebeple çocuklara ulaşan içerikte bunu özellikle gözetmemiz gerektiğini düşünüyorum.

Yönetmeliğin kâğıt üstündeki halini herkes bir şekilde okur. Bence esas mesele, bir yıl sonra bu çocukların telefon ve tablet ekranlarında neyin değiştiği olacaktır. Kaç hesabın kapandığını rakamla söylemek gayet kolay. Peki çocuğun gördüğü şeyin değişip değişmediğini, ailenin kendini yalnız hissedip hissetmediğini nasıl anlayacağız?

Çocuklara nasıl bir internet bıraktığımızı konuşuyoruz. Çitin içinde ne büyüdüğüne, o alanı kimin ve ne için tasarladığına bakmaya da devam edelim diyorum…

Sağlıcakla kalın.