Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
İran’da ulusal para biriminin döviz karşısında sert değer kaybetmesiyle başlayan ekonomik kriz, 18 gündür ülkeyi kanlı bir kaosa sürükledi.
Hayat pahalılığı, işsizlik ve alım gücünün çökmesi sokaklarda patladı.
Dünyanın en büyük kapalı çarşılarından biri olan Tebriz Kapalı Çarşısı’nda başlayan kıvılcım, birçok kentte çıkan sokak olaylarıyla alevlendi.
Esnaf protestoları kısa sürede rejim karşıtı gösterilere dönüştü.
İran, bugün tam anlamıyla bir yangın yeri.
Binlerce kişi sokaklarda… Güvenlik güçleriyle göstericiler arasında çatışmalar yaşanıyor.
Reuters’a göre hayatını kaybedenlerin sayısı 2 bini aştı.
İnternet kesildi. Haber akışı karartıldı. Rejim 18 gündür sokaktaki öfkeyi bastıramadı.
Bu kaosu en dikkatli izleyen, her zamanki gibi: ABD.
Washington, İran’daki kaosu stratejik fırsata dönüştürmenin hesabını yapıyor.
ABD Başkanı Trump’ın şu sözlerini unutmayın: ''Eğer protestocuları öldürürlerse, İran, ABD tarafından sert bir darbe yiyecektir''
Bu tehdit cümlesi, açık bir ön hazırlık mesajıdır.
ABD’nin ortağı İsrail Başbakanı Netanyahu da boş durmadı.
Gazze’de insanlık dramı yaşatan katil Netanyahu, ''İsrail, İran halkının özgürlük mücadelesini destekliyor'' diyerek bir de sözde insan hakları vurgusu yaptı!!!
Asıl niyetini zaten çok geçmeden ele verdi: ''Pers ulusu yakında zulümden kurtulacak, o gün geldiğinde İsrail ve İran yeniden ortak olacak''
Bu sözler, rejim sonrası İran hayalinin açık ilanı…
Tahran cephesi ise ABD ve İsrail’i doğrudan suçluyor.
İran Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi, DEAŞ militanlarının İran’a sızdırıldığını, halkı ve güvenlik güçlerini hedef alan saldırıların dış destekli olduğunu belirtti.
Bunu kanıtlayacak nitelikte, ABD savaş uçaklarının İran hava sahası çevresindeki yoğunluğu dikkat çekici biçimde arttı.
Beyaz Saray’ın X hesabından paylaştığı ''Daha yeni başlıyoruz'' ifadeleri ise açık bir tehdit.
Amerikan medyası artık ihtimalleri değil, senaryoları yazıyor.
Wall Street Journal ve Axios’a göre, Trump yönetiminin masasında üç kritik seçenek var:
-İlki, İran’ın askeri ve sivil altyapısını hedef alan gizli siber saldırılar.
-İkincisi, Starlink terminallerinin İran içine sokularak iletişim ve örgütlenmenin desteklenmesi.
-Üçüncüsü, doğrudan savaş yerine 'kinetik olmayan' yöntemler olan ekonomik ve siber operasyonlar.
ABD’nin yeni planı İran’ı içeriden karıştırmak, dışarıdan sıkıştırmak ve masaya zayıf oturtmak.
Bölgede bozulan dengeler yalnızca İran’ı değil, Orta Doğu’yu ve dünyayı ateşe atar.
Kanlı protestolarla başlayan bu süreç, sadece basit bir halk hareketi değil, yeni bir savaşın fragmanı olabilir.
