Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Çocukların çikolata, şekerleme, kek ve dondurma gibi tatlı yiyeceklere ilgi göstermesi oldukça yaygındır. Ancak bu istek gün içinde sık sık tekrarlanıyor ve çocuk neredeyse her öğünde tatlı arıyorsa durum biraz daha yakından değerlendirilmelidir. Özellikle ana yemekleri reddedip yalnızca tatlı yemek istemesi veya tatlı tüketmeden rahat edememesi, altında yatan farklı bir nedene işaret edebilir.
Çocukların gün içinde yeterince beslenmemesi tatlı isteğini artırabilir. Özellikle kahvaltının yapılmaması veya ana öğünlerin atlanması çocuğun daha hızlı enerji veren yiyeceklere yönelmesine neden olabilir. Şeker içeren yiyecekler kısa sürede enerji verir. Bu nedenle aç kalan çocuk çikolata, bisküvi veya kek gibi yiyecekleri daha fazla isteyebilir. Düzenli öğünler ise bu isteğin kontrol edilmesine yardımcı olabilir. Çocuğun öğünlerinde protein ve lif içeren besinlerin bulunması da önemlidir. Yumurta, yoğurt, peynir, et, balık, baklagiller, sebze, meyve ve tam tahıllı ürünler dengeli bir beslenmenin parçası olabilir.

Çocuklarda uyku düzeni de iştah üzerinde etkili olabilir. Geç saatlere kadar uyanık kalan veya yeterince uyumayan çocuk gün içinde daha yorgun olabilir. Bu durum bazı çocuklarda daha fazla atıştırma isteğine yol açabilir. Bu nedenle çocuğun her gün benzer saatlerde uyuması ve yaşına uygun süre kadar dinlenmesi önemlidir. Özellikle gece geç saatlerde yapılan atıştırmalar da takip edilmelidir. Eğer çocuk gece yatmadan önce sürekli tatlı istiyorsa gün içindeki öğünleri gözden geçirmek faydalı olabilir. Gün boyunca yeterli beslenmeyen çocuk akşam saatlerinde daha fazla acıkabilir.

Çocukların tatlıya olan ilgisini artıran başka bir durum da ödül alışkanlığıdır. “Yemeğini bitirirsen çikolata vereceğim” veya “Dersini yaparsan tatlı yiyeceksin” gibi cümleler, tatlının çocuk için daha özel hale gelmesine neden olabilir.

Bu nedenle tatlıyı ödül olarak vermek yerine dengeli bir beslenme düzeni oluşturmak daha doğru olabilir. Çocuk, tatlının diğer yiyeceklerden daha değerli olduğu düşüncesine kapılmamalıdır. Evde tatlı ve paketli atıştırmalıkların sürekli göz önünde olması da tüketimi artırabilir. Bunun yerine meyve, yoğurt, kuru meyve gibi seçenekler ulaşılabilir bir yerde tutulabilir.
Çocuğun tatlı istemesi üzerine bütün tatlıları bir anda yasaklamak her zaman iyi bir çözüm olmayabilir. Çok katı kurallar çocuğun yasaklanan yiyeceğe daha fazla ilgi göstermesine yol açabilir. Bunun yerine porsiyon kontrolü yapılabilir. Tatlı tüketimi günlük beslenmenin merkezine konulmamalıdır. Çocuğa farklı besinleri tanıtmak ve düzenli öğün alışkanlığı kazandırmak daha önemlidir.

Örneğin ara öğünde meyve ve yoğurt gibi seçenekler sunulabilir. Evde hazırlanan yiyeceklerde de kullanılan şeker miktarı azaltılabilir. Böylece çocuk farklı tatlara alışabilir.
Çocuğun sık sık tatlı istemesi tek başına bir hastalık belirtisi değildir. İnternette tatlı isteği ile çeşitli hastalıklar arasında bağlantı kuran çok sayıda bilgi bulunuyor. Ancak yalnızca bu belirtiye bakarak herhangi bir hastalık hakkında karar vermek doğru değildir.

Özellikle diyabet gibi bazı sağlık sorunlarında farklı belirtiler de görülebilir. Çocuğun aşırı susaması, normalden daha sık idrara çıkması, belirgin halsizlik yaşaması, açıklanamayan kilo kaybı veya sürekli açlık gibi şikâyetleri varsa doktora danışılması gerekir.
Bu belirtiler yoksa bile tatlı tüketimi çocuğun günlük yaşamını etkiliyorsa bir çocuk doktorundan veya çocuk beslenmesi konusunda uzman bir diyetisyenden destek alınabilir.

Ebeveynlerin dikkat etmesi gereken en önemli noktalardan biri çocuğun sadece ne kadar tatlı yediği değildir. Gün boyunca hangi öğünleri tükettiği, ne kadar su içtiği, uyku düzeni ve hareket durumu da önem taşır. Çocuk ana öğünlerini düzenli yiyorsa, farklı besin gruplarından yeterince tüketiyorsa ve genel olarak sağlıklı bir yaşam düzenine sahipse ara sıra tatlı istemesi endişe verici olmayabilir.