Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Bazı isimler vardır; çağlarını aşar, yaşadıkları döneme ve yüz yıl sonrasının dünya düzenine de mesaj bırakırlar. İsmail Gaspıralı işte o isimlerden biridir. Onun “Dilde, Fikirde, İşte Birlik” ilkesi çoğu zaman bir kültürel ideal gibi okunur; oysa bu söz, bugün Avrasya’nın tam merkezinde yer alan Türkiye’nin stratejik vizyonuna dair güçlü bir hatırlatmadır.
Gaspıralı için dil, kelimelerden ibaret bir iletişim aracı değildi. Dil; hafızayı taşıyan, halkları birbirine bağlayan, toplumsal bilinci şekillendiren, ekonomik ve siyasi ortaklıkların altyapısını kuran bir stratejik güçtü. Bu yüzden onun ömrünü verdiği sade Türkçe, ortak edebiyat ve birlik fikri, yalnızca kültürel bir arayış değil, büyük bir siyasal tasarımdı.
Bugün Türkiye’nin Avrasya hattında yürüttüğü kültür, eğitim, ekonomi ve güvenlik politikalarını düşündüğümüzde, Gaspıralı’nın mirasının ne kadar hayati olduğu daha iyi anlaşılır.
21. yüzyıl rekabeti, artık toprak işgal ederek değil, toplumların hafızasını şekillendirerek yapılmaktadır. Küçük görünen her kelime, bugün büyük jeopolitik sonuçlar doğurabilecek kadar değerlidir. Çünkü kim kendi dilini yayarsa, aslında kendi düşünce sistemini, kültürünü ve değerlerini de yayar.
Çin’in Konfüçyus Enstitüleri,
ABD’nin akademik ağları, İngiltere’nin British Council’i… Hepsi dil üzerinden küresel nüfuz inşa ediyor.
Türkiye de bu yeni çağın farkında. TRT Avaz, TRT Türk, Yunus Emre Enstitüsü, Maarif okulları, Türk Devletleri Teşkilatı’nın kültür projeleri ve dijital platformlardaki Türk içeriklerinin yükselişi, Gaspıralı’nın 19. yüzyılda attığı fikrî tohumun 21. yüzyıldaki meyveleridir.
Türk dünyasında bugün Türkçe öğrenen her genç, aslında Türkiye’nin kültürel çevresini genişletiyor; ekonomik ve diplomatik bağları güçlendiriyor. Bu, sessiz ama etkili bir güçtür.
Gaspıralı’nın “Tercüman” gazetesi, Türk dünyasında düşünce birliğini ve zihinsel uyanışı başlatan bir köprüydü. O gazeteyi okuyan her aile, aslında geniş bir coğrafyanın ortak kültürüne bağlanıyordu.
Bugün bu miras başka araçlarla devam ediyor:
Ortak dijital kütüphaneler
Ortak alfabe tartışmaları
Türk devletleri arasında medya içerik ortaklıkları
Sosyal medyada yükselen Türkçe üretim ağları
Diziler ve filmler üzerinden kurulan kültürel bağlantılar
Yani Gaspıralı’nın 19. yüzyılın sonunda kurduğu fikir altyapısı, bugün dijital çağın imkânlarıyla büyüyor. Bu büyümenin merkezinde ise Türkiye duruyor.
Türkiye son yıllarda Türk Devletleri Teşkilatı içinde belirleyici bir konum aldı. Ekonomik iş birlikleri, savunma sanayii projeleri, enerji koridorları ve ticaret anlaşmaları… Tüm bu stratejik alanların derinleşmesini sağlayan en güçlü unsur, ortak dil ve kültür zemininin genişlemesidir.
Bu coğrafya, Balkanlar’dan Kafkasya’ya, Orta Asya’dan Sibirya’ya uzanan bir Avrasya hattıdır. Bu hattın ortak aklı, ortak dili ve ortak hafızası ne kadar güçlenirse Türkiye’nin stratejik rolü de o kadar merkezî hâle gelir.
Gaspıralı’nın sezgisi de tam olarak buydu:
Dil birliği, Avrasya’nın siyasi ve ekonomik bütünlüğünü mümkün kılacak en güçlü bağdır.
Bugün enerji hatları birleşirken, ticaret yolları açılırken, üniversiteler arasında ortak projeler yapılırken aslında dil üzerinden başlayan bir yakınlaşma kendini dışa vuruyor.
İsmail Gaspıralı’nın doğduğu yer olan Kırım, tarih boyunca Türk dünyasının kalbinde bir kavşaktı. O kavşaktan yükselen fikir, İstanbul’da karşılığını buldu, Ankara’da devlet aklına dönüştü, bugün ise Türk dünyasının dört bir yanında ortak bir vizyonun zeminini hazırlıyor.
Türkiye için Gaspıralı’nın mirası sadece kültürel değil; jeopolitik önemi olan bir hafıza koridorudur:
Rusya’nın Avrasya politikalarını dengelemek,
Çin’in nüfuz alanına karşı kültürel bir merkez oluşturmak,
Avrupa ile Asya arasında kültürel ve ekonomik geçişi yönetmek,
Türk dünyasında ortak hareket etme kapasitesini artırmak…
Bunların her biri, dil üzerinden başlayan bir stratejik bütünlüğün sonuçlarıdır.
Bugün Türkiye, yükselen bir bölgesel aktör olmanın ötesinde; yeni bir Avrasya düzeninin şekillendiği noktada kültürel, siyasi ve ekonomik bir merkez olma yolunda ilerliyor.
Bu yolda en güçlü sermayesi ne petroldür ne doğal gaz ne de askeri kuvvettir.
Türkiye’nin en güçlü sermayesi, ortak Türkçedir.
Bugün Türkiye, bu sermayeyi hem kendi sınırlarında hem de tüm Türk dünyasında gerçekleştirebilecek imkânlara sahiptir.
Türkçe dil birliği, stratejik bir güçtür.
Ve bu gücün merkezinde Türkiye vardır.
