Google Derinlemesine Analiz, Teyitli Haber! Tıkla ve favori kaynağın yap.

Kudüs'ün Kitabını Yazmalıyım

GİRİŞ:
2026-08-13
saat ikonu 09:13
|
GÜNCELLEME:
2026-08-13
saat ikonu 09:13

İçimde demlenen kelimeleri, birikmiş telaşları bir kenara bırakıp bir kitap daha yazmalıyım. Hatta o kitabın adı, kalbimin en derin sızısı olmalı; evet, Kudüs'ün kitabını yazmalıyım. Sadece yazmakla kalmamalı, ruhumun pusulasını doğuya, o kadim coğrafyalara çevirmeliyim. Henüz ayak basmadığım, ancak hasretini çektiğim Kudüs başta olmak üzere; medeniyetin kök saldığı ’ı, ilmin beşiği Buhara’yı ve zaferin adresi ’ı adım adım gezmeliyim. Bu dört şehir, sadece bir seyahat rotası değil, içsel bir yolculuğun da durakları olmalı.

Bu yolculukta küskünlüklere, kırgınlıklara yer vermemeliyim. Uzun süredir ihmal ettiğim fotoğraf diyarına, o pencereden hayata bakma anlarına geri dönmeliyim. Zihnimi beslemek için sağlam, ufuk açıcı on yeni film izlemeli ve içimdeki dilsiz duyguları kelimelere dökerek on altı yeni şiir yazmalıyım. Yollarda harika insanlarla kesişmeli yolum; hikayesi olan, kalbi güzel insanları tanımalıyım. Ve o uzak coğrafyalara uzanıp, halklarının o samimi, o içten dilini az da olsa çözebilmeliyim.

Hayatın o bitmek bilmeyen koşuşturmasına bir es vermenin vakti geldi. Bir sabahı, hiçbir yere yetişme derdi olmadan, zamanın yakasına yapışmadan sakince geçirmeliyim. Bir denizin kıyısına oturup, ufka doğru uzun uzun seyretmeliyim o uçsuz bucaksız maviliği. Adını bile bilmediğim, tabelası aşınmış eski bir sokakta bilerek kaybolmalıyım. Karşıma çıkan bir çocuğun dünyasına misafir olup, onun anlattığı o saf hikâyeyi en büyük ciddiyetimle dinlemeliyim. Bir gün, hiçbir sebep yokken, sadece içimden geldiği için eski bir dostun kapısını çalmalıyım.

Nihayetinde insanız; kendi mahkememde kendimi yargılamayı bırakıp, birkaç yanlışımı affetmeliyim artık. Kör körüne bağlandığım, sarsılmaz sandığım birkaç doğrumdan da yeri geldiğinde vazgeçebilme erdemini göstermeliyim. Ulu bir ağacın gölgesine sığınıp, kolumdaki saati, akan zamanı tamamen unutmalıyım. Daha çok gülmeli, yüreğime yük olan o hesapları daha az tutmalıyım.

Ve hayat… Bunca gidenin ardından baka kalmamıza, bunca eksilene, bunca yarım kalmışlığa rağmen, savrulmadan, değişmeden hep "ben" kalmalıyım.

Ama hepsinden önemlisi, kalbimin en orta yerindeki o asıl gerçeği unutmamalıyım: Seni hep sevmeliyim... Seni sevmeliyim ki; aştığım bunca zorlu yolun, adımladığım o kadim şehirlerin ve kağıda döktüğüm bunca şiirin bir ruhu, bir anlamı olsun. Çünkü sevgi yoksa; hayat dediğimiz şey, alt alta yazılmış soğuk bir 'yapılacaklar listesinden' başka nedir ki?