Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
KÜRESEL ATEŞ ÇEMBERİNDE BİR DEVLET AKLI MANİFESTOSU: MİT’İN IRAK ÇIKARMASI, SÜLEYMANİYE DOSYASI VE TARİHİ KERKÜK HAMLESİ
Günlerdir bütün dünya nefesini tutmuş, 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde başkentimizde düzenlenecek olan tarihi NATO Ankara Zirvesi’ne kilitlenmiş durumda. Hemen sınırımızın ötesinde, ABD/İsrail ve İran arasında patlak veren savaşın yarattığı sarsıntılar tüm bölgeyi bir ateş çemberine çevirmişken, Ankara sessiz ve derinden, Ortadoğu’nun kaderini yeniden yazan o sarsılmaz "Devlet Aklı"nı sahaya sürdü.
Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın’ın beraberindeki üst düzey heyetle Irak’a gerçekleştirdiği ziyaret, sadece klasik bir istihbarat turu değil; yepyeni bir bölgesel mimarinin, "Terörsüz Türkiye" inşasının ve küresel satrançta mat hamlesinin ta kendisidir. Bu hamleyi, sadece sınır ötesi operasyonlar veya güvenlik bürokrasisi üzerinden okumak, sahadaki o devasa resmi eksik görmek olur. Karşımızda; güvenliği ekonomiyle, istihbaratı hukukla, demografiyi enerjiyle harmanlayan çok boyutlu bir Türk diplomasisi duruyor.
Sadece Namluyla Değil, Üretim ve Enerjiyle Kurulan Entegrasyon
İbrahim Kalın Bağdat’ta o çetin güvenlik dosyalarını açarken, aynı saatlerde Irak’ın farklı masalarında adeta bir "Türkiye fırtınası" esiyordu. Mesele sadece PKK’yı dağda vurmak değil; mesele o dağların eteklerinde kalıcı bir istikrar ve refah alanı yaratmak. Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türkiye-Irak İş Konseyi organizasyonuyla Türk iş dünyası; Irak Ticaret Odaları Federasyonu Başkanı Amir Fahdavi, Sanayi Bakanı Muhammed Nuri ve Ticaret Bakanı Mustafa Ani ile el sıkışıyordu.
Eş zamanlı olarak Ankara’da Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımız Alparslan Bayraktar; Irak Dışişleri Bakan Yardımcısı M. Hussein Bahr Al-Uloom, Petrol Bakan Yardımcısı Naser Azez Jabbar ve Irak’ın Ankara Büyükelçisi Majid Al-Lachmawi ile enerji koridorlarının geleceğini çiziyordu. Bu eşgüdümlü fotoğraf dünyaya şu mesajı veriyor: Türkiye, Irak’ta sadece askeri üsleriyle veya SİHA’larıyla güvenlik sağlayan bir aktör değildir. Biz bu coğrafyada üretim, ticaret, yatırım ve enerji entegrasyonuyla refahın güzergâhını kuruyoruz. Çünkü devlet aklı çok iyi bilir ki; ekonomik entegrasyonun olduğu yerde terör barınamaz, ticaretin döndüğü çarklarda ayrılıkçı tohumlar yeşeremez.
Yargı Masası, Hukuki Kıskaç ve Bağdat’ın Sorumluluğu
"Terörsüz Türkiye" hedefinin Suriye ayağından sonra en kritik cephesi şüphesiz Irak’tır. Sincar’dan Kandil’e, Mahmur’dan Süleymaniye’ye uzanan bu şeritte PKK’nın silah bırakması veya imha edilmesi için Ankara, Bağdat hükümetini artık net bir şekilde "sorumluluk almaya" zorluyor.
Kalın’ın, Irak Cumhurbaşkanı Nizar Amedi tarafından kabul edilmesi meseleyi istihbarat koridorlarından çıkarıp en üst siyasi zemine taşımıştır. Ancak asıl vurucu darbe, Ulusal Güvenlik Danışmanı Basim el-Bedri ve Yüksek Yargı Konseyi Başkanı Faik Zeydan ile yapılan görüşmelerdedir. MİT, terörle mücadeleyi sadece sahada değil, Irak'ın adliye koridorlarında da yürütüyor. Adli takip, delil paylaşımı, yolsuzluk kılıfıyla terörü finanse eden paravan şirketlerin çökertilmesi ve yurtdışına kaçmış firarilerin iadesi... Türkiye, 11 Kasım 2025 seçimlerinden aylar sonra kurulan ancak kendi içindeki Şii-Sünni çatlakları ve eksik kabinesiyle bocalayan Başbakan Ali Zeydi hükümetine şu gerçeği hatırlatıyor: “Silahlı gruplarla kapsamlı bir diyalog süreci yürütülüyor. Devlet kurumları dışında silah bulundurulması kabul edilemeyecek.”
Erbil - Süleymaniye Hattı ve Bafel Talabani Masası
Ziyaretin kuzey hattı ise başlı başına bir denge siyaseti şaheseridir. İbrahim Kalın'ın Erbil'de KDP lideri Mesut Barzani ile görüşerek Bağdat-Erbil uyumuna vurgu yapması, sürecin kilit noktalarından biridir. Ancak asıl büyük sürpriz ve dikkat çeken temas, Süleymaniye'de KYB Lideri Bafel Talabani ve IKBY Başbakan Yardımcısı Kubat Talabani ile yapılan görüşmedir.
Hatırlayın; Türkiye, PKK'ya alan açtığı için Süleymaniye'ye hava sahasını kapatmış, Bafel Talabani'ye en sert uyarıları yapmıştı. Geçtiğimiz ay Büyükelçimiz Anıl Bora İnan’ın temaslarıyla başlayan diplomatik normalleşme, şimdi MİT Başkanı'nın doğrudan masaya oturmasıyla güvenlik boyutunda yeni bir evreye geçmiştir. Gündem tek ve nettir: PKK'nın silah bırakma sürecinde KYB'nin takınacağı tavır. Türkiye, yasal zeminlerin tartışıldığı bu kritik dönemde örgütün silahsızlanması için Süleymaniye'ye bir şans daha vermekte, KDP-KYB geriliminde ise dengeleyici, hükümet kurucu bir ağabey rolü üstlenmektedir. Bafel Talabani'ye verilen mesaj açıktır: Terörle arana mesafe koyarsan, Türkiye gibi bir gücün dostluğunu kazanırsın.
Tarihi Bir İlk: Kerkük'te Bir İstihbarat Başkanı
Gelelim bu ziyaretin en tarihi, en stratejik ve benim için en anlamlı ayağına... Bir MİT Başkanı, tarihinde ilk kez Kerkük’e ayak bastı! İbrahim Kalın’ın bu hamlesi, sembolik olmanın fersah fersah ötesindedir.
Kerkük bizim Kırmızı Çizgimizdir. Kerkük, Türkmen'in kalesi, Irak'ın enerji kalbi ve tüm bu siyasi çekişmelerin kilit taşıdır. Hele ki Kerkük valisinin bir Türkmen olduğu bu tarihi süreçte, MİT Başkanı'nın şehre bizzat giderek varlık göstermesi; bölgeyi karıştırmak isteyenlere, demografik mühendislik peşinde koşanlara ve Kerkük'e sızma hayali kuran terör unsurlarına indirilmiş balyoz gibi bir mesajdır. Ankara diyor ki: "Kerkük'ün istikrarı, Türkmen'in güvenliği ve bu şehrin asil dokusu benim namusumdur. Gözüm üzerinizde."
Sünni Dinamikler ve Değişen Küresel Oyun
Ziyaretin son halkasında Takaddüm Partisi Başkanı Muhammed Halbusi ile yapılan temas, Türkiye'nin Irak'taki Sünni bloğu da ne kadar yakından izlediğinin, Bağdat'taki güç paylaşımında hiçbir aktörü göz ardı etmediğinin kanıtıdır.
Tüm bu tablo, bölgeye dışarıdan müdahale etmeye çalışan ABD'nin bile strateji değiştirmesine neden olmuştur. Washington, Irak'a sadece askeri bir çerçeveden bakmayı bırakıp Irak’ı ekonomik zemine koymak zorunda kalmıştır. ABD'nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın aynı zamanda "Irak Özel Temsilcisi" olarak görevlendirilmesi, Irak Başbakanı Ali Zeydi’nin ABD ziyaretinin hemen ardından Türkiye'ye gelecek olması Türkiye’nin bölgedeki en büyük güç olduğunun göstergesidir.
Sonuç olarak Türkiye, istihbaratı, ekonomisi, enerjisi ve diplomasisiyle Irak'ta "Oyun Kurucu" bir devlet aklı işletmektedir. MİT Başkanı İbrahim Kalın'ın Bağdat'tan Süleymaniye'ye, Erbil'den canımız Kerkük'ümüze uzanan bu devasa köprüsü; Terörsüz Türkiye'nin saha inşasıdır. Bu coğrafyanın kaderi değişecekse, o kaderi Ankara yazacaktır.
