Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Çünkü kirli gıdalarla sağlığımızla oynanıyor
Geçen hafta Türkiye Kültür Yolu Festivali nedeniyle Ordu’daydım. Karadeniz’in yeşiliyle mavisinin birbirine karıştığı bu güzel şehirde festivalin kültür ve sanat etkinliklerinden ibaret olmadığını, sofraya da bambaşka bir pencere açtığını gördüm. Özellikle yerel ve sağlıklı otlarla hazırlanan yemekler benim için ayrı bir anlam taşıdı. Yörede doğadan toplanan onlarca ot, bir kez daha şunu hatırlattı:
Bazen sağlıklı beslenmek için geleceğin laboratuvarlarının yerine geçmişin mutfaklarına bakmak gerekiyor.
Kültür yolu festivallerinin bence çok önemli bir görevi var.
Bu tür festivaller, yerel lezzetlere ulaşmanın önünü açıyor. Bir şehrin restoranlarını, tarlasını, bahçesini, yaylasını, üreticisini ve mutfak kültürünü de görünür kılıyor. Misal Ordu ilinde 40’ün üzerinde lezzet noktası belirlenmiş. Ve hepsinde de yerel yemekler yapılıyor.
Ordu’da yediğim o yemekler, doğal beslenmenin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.
Çünkü doğal beslenme “organik ürün” satın almak ya da sofradan bazı yiyecekleri çıkarmak olarak görülmemeli. Asıl mesele; ne yediğimizi, nereden geldiğini, nasıl üretildiğini ve soframıza ulaşıncaya kadar hangi işlemlerden geçtiğini bilmek.
Dünya Sağlık Örgütü’ne göre;
Sağlıklı beslenmenin temelinde yeterlilik, denge, ölçülülük ve çeşitlilik bulunuyor. Kurum; sebze, meyve, bakliyat, tam tahıllar, kuruyemiş ve uygun protein kaynaklarından oluşan çeşitli bir beslenme düzeninin önemine dikkat çekiyor. Ayrıca 10 yaş üzerindeki bireyler için günlük en az 400 gram sebze ve meyve tüketilmesini öneriyor.
Burada “doğal” kelimesini de doğru anlamak gerekiyor.
Doğal olan her şey otomatik olarak sağlıklı demek yanlış bence. Bir ürünün doğadan gelmesi onun güvenli olduğu anlamına gelmez. Özellikle yabani otlarda doğru türün tanınması, hijyen, üretim ve hazırlama koşulları da son derece önemli.
Sağlıklı beslenmenin bir başka temel şartı da gıdanın mikrobiyolojik ve kimyasal açıdan güvenli olması.
Yerel Ürün, Yerel Hafıza
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) yerel ve geleneksel gıdaların önemine dikkat çekiyor. FAO, yerel biyolojik çeşitlilikten gelen gıdaların yöresel koşullara ve kültürel geleneklere uyum sağladığını; yerel gıdaların gıda zincirlerinde daha fazla yer bulmasının hem sağlıklı beslenmeye hem de yerel ekonomilerin güçlenmesine katkı sağlayabileceğini belirtiyor.
Ordu’da karşıma çıkan bu yemekler, bana Anadolu’nun aslında ne kadar büyük bir doğal mutfak hazinesine sahip olduğunu gösteriyor. Her yörede farklı bir yöntemle pişirilen yemekler var. Fakat özünde hep aynı hikâye:
Toprak, mevsim ve insan.
Doğal ve kaliteli tedarik ürün seçiminin mutfak başarısında fevkalade önemli bir yeri var.
Örneğin işletme, aynı ürünü dört farklı tedarikçiden temin ederek çalışıyor. Amaç ürünü bulmak; standardı korumak. Bir tedarikçiden gelen ürün kalitesini kaybettiğinde diğerine geçilebilmesi, profesyonel mutfakta ürün güvenilirliğinin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor
Bazı ürünlerin doğrudan yöresinden alınması ve kadın kooperatifleriyle iş birliği yapılarak temin edilmesi de önemli
El sıkması mantı gibi bazı ürünlerin kadınlar tarafından hazırlanması, bir yandan geleneksel üretimin devamlılığını sağlarken diğer yandan yerel üreticiye de ekonomik destek anlamına geliyor.
Sofraya gelen her bir lezzetin bir hikâyesi olmalı
Aynı mutfakta sebzeden ete, ekmekten sosa kadar birçok ürünün kaynağına dikkat edilmeli. Etin güvenilir bir üreticiden alınması, ürün geldiğinde kontrol edilmesi; sebzelerin günlük temin edilmesi, bazı yeşilliklerin doğrudan özel olarak yetiştirilmesi bu anlayışın parçaları.
Bütün bunlar aslında bize önemli bir gerçeği gösteriyor: Lezzet, ürünün hikâyesiyle başlıyor.
Yüksek oranda işlenmiş, fazla şeker, tuz ve sağlıksız yağ içeren gıdaların tüketimi sınırlandırılmalı, mümkün olduğunca taze ve az işlenmiş gıdaların tercih edilmesi sağlanmalı.
Sağlıklı sofra, bilinçli bir tercihle kurulur
Yani doğal beslenmenin yolu tek başına “doğal ürün” demekten geçmiyor. Doğru ürünü seçmek, ölçülü tüketmek, güvenilir kaynaktan almak ve uygun yöntemle hazırlamak.
Belki de bugün yapmamız gereken, doğallığı bir moda kelimesi olmaktan çıkarmak. Mevsiminde üretmek, yerel üreticiyi desteklemek, ürünün kaynağını bilmek, sofrayı çeşitlendirmek ve israf etmemek. Çünkü sağlıklı bir gelecek, tarlada, pazarda, mutfakta ve sofrada kuruluyor.
Ordu bana bunu bir kez daha bunu öğretti:
Toprakla bağını kaybetmeyen mutfak, insanla bağını da kaybetmiyor.
