Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Geçtiğimiz hafta NLK Soft’un 20. yıl etkinliği vesilesiyle Gaziantep’teydim. Daha kente girerken insanın burnuna bir şehrin kokusu gelir mi?
Evet, Gaziantep gerçekten lezzet kokuyor.
Antep’te gastronomi, bir ekonomi başlığından çok daha fazlası. Şehrin ticaretinden kültürüne, aile sofralarından profesyonel mutfaklara kadar uzanan büyük bir sosyal yapısı var. UNESCO’nun Gaziantep’i 2015’ten bu yana Gastronomi Yaratıcı Şehirler Ağı’nda değerlendirmesi de bunun uluslararası ölçekteki karşılığı niteliğinde.
Lezzet zinciri hâlâ çok güçlü
Konakladığım Tuğcan Otel’de güzel bir akşam yemeği ve nefis bir kahvaltının ardından, yaklaşık altı ay kadar önce Gaziantep Kırkayak Antep Evi’nde kapılarını açan Hacı Baba Restoran’ına uğradım. Malatya’da 1942’den beri süren Hacı Baba geleneğinin ikinci kuşak Zeki Saygı ve üçüncü kuşak Halil Saygı tarafından Gaziantep’e taşınması, iki şehrin mutfak kültürünü aynı sofrada buluşturan dikkat çekici bir örnek.
Malatya’nın yöresel lezzetleriyle Gaziantep mutfağının ürünlerini aynı çatı altında görmek, odun ateşinde pişen yemeklerin kokusunu hissetmek, bana Gaziantep gastronomisinin neden bu kadar güçlü olduğunu yeniden hatırlattı.
Ardından yaklaşık 30 yıl İmam Çağdaş’ta görev yapan İsmail Geçer Şef’in Bey Mahallesi’nde açtığı yeni mekânda tattığım yemekler ve havuç dilimi baklava da aynı düşüncemi güçlendirdi.
Gaziantep’te gastronomi durmuyor; yeni ustalar, yeni mekânlar ve yeni yorumlarla yoluna devam ediyor.
Üstelik başka şehirlerin de örnek aldığı bir model oluşturuyor.
Yerel ürün, usta, aile mirası, restoran kültürü, gastronomi eğitimi ve tanıtımın birbirini beslediği bir yapı ortaya çıkmış durumda. Gaziantep de gastronomi alanındaki eğitim, festivaller, araştırma ve uluslararası iş birliklerini öne çıkarıyor.
Fakat tam burada aklıma bir soru geliyor. Gaziantep gastronomide gösterdiği bu başarıyı turizme de aynı ölçüde yansıtabiliyor mu?
Mesele turisti getirmekten çok, onu tutmak değil mi?
Gaziantep’te yaptığım görüşmelerden edindiğim izlenim, bu konuda üzerinde düşünülmesi gereken bir tablo bulunduğu yönünde. Bazı otel yöneticileri, kente gelen yerli ziyaretçilerin lezzet duraklarını tamamladıktan sonra başka şehirlere yöneldiğini göstermekte.
Bu görüşmenin kişisel bir gözlem olduğunu da özellikle belirtmek isterim. Ancak resmi istatistikler, “Gaziantep’te turist yeterince geceliyor mu?” sorusunu da tartışmaya değer buluyorum.
Gaziantep’te geceleme ve doluluk oranı
İpekyolu Kalkınma Ajansı’nın Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerinden aktardığı 2024 istatistiklerine göre, Bakanlık belgeli tesislerde Gaziantep’te 1.014.366 tesise geliş ve 1.512.874 geceleme gerçekleşmiş. Ortalama kalış süresi 1,49 gün, doluluk oranı ise yüzde 37,71 olarak kaydedilmiş. Aynı yıl Türkiye ortalaması 2,60 gün ve yüzde 51,91 doluluk oranı.
Bu rakamlar Gaziantep’in turizmde başarısız olduğu anlamına gelmiyor tabi. Tam tersine, kentin bölgedeki turizm hareketliliğinin merkezlerinden biri olduğu da açık. GAP’ın 2024 raporunda da bölgedeki en yüksek geceleme sayısının Gaziantep’te gerçekleştiği belirtiliyor.
Fakat ortalama 1,49 günlük konaklama süresi, kentin ziyaretçiyi daha uzun süre ağırlama konusunda önemli bir potansiyel taşıdığını gösteriyor.
Gastronomiden sonra ikinci koz: “Kültür”
Zeugma Mozaik Müzesinde Roma ve Geç Antik döneme ait 2.748 metrekare mozaik, duvar resimleri, heykeller, çeşmeler ve çok sayıda arkeolojik eser sergileniyor.
Rumkale var. Fırat’ın ve Merzimen Çayı’nın arasında yükselen, Roma’dan Bizans’a uzanan tarihiyle başlı başına bir gezi rotası.
Ve benim özellikle dikkatimi çeken Dülük…
Gaziantep merkezine yaklaşık 10 kilometre mesafedeki Dülük’ün bilinen ilk yerleşim izleri yüz binlerce yıl öncesine uzanıyor. Keber Tepesi’ndeki arkeolojik buluntular, Şarklı Mağara ve Mitras Yeraltı Tapınağı burayı çok güçlü bir kültür rotasına dönüştürebilir.
Bunların yansıra Gaziantep Kalesi, Bakırcılar Çarşısı, tarihi hanlar, kasteller, Emine Göğüş Mutfak Müzesi, Tahmis Kahvesi, Mevlevihane, Millî Mücadele mekânları ve müzeler, ziyaretçiye birkaç saatlik bir programdan çok daha fazlasını sunabilecek zenginlikte.
Gaziantep’in önünde net fırsatlar var.
Gastronomiyi tarihle, arkeolojiyle, el sanatlarıyla, müzelerle ve inanç mirasıyla aynı hikâyenin parçaları hâline getirmek…
Gaziantep bunu başarırsa, ziyaretçi bir öğün için geldiği şehirde iki gece, üç gece kalabilir.
Gaziantep’in kültür turizmine uzanan yeni rotası
Gaziantep’in bundan sonraki turizm hamlesi “daha uzun konaklama” üzerine kurulmalı. Çünkü Gaziantep, gastronomide Türkiye’ye rol model olacak seviyeyi aştı. Şimdi sıra bu güçlü mutfak mirasının çevresindeki tarih ve kültür hazinesini aynı kuvvetle anlatmakta.
Gaziantep’in artık “Ne yiyeceğiz?” den sonra “Nereleri göreceğiz?” sorusuna da güçlü bir cevap vermesi bekleniyor.
Bence Gaziantep’in turizmdeki hikâyesi yeni başlıyor.
