Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Öncelikle şunu hemen belirtmeliyim,
“Türk Gastronomisi artık Kültür Yolu Festivalleri sayesinde çok daha güçlü”
Geçtiğimiz haftalarda Ordu Kültür Yolu Festivali’ne katılmış ve epeyce ordu lezzetine vakıf olmuştum. Neredeyse bu ile ait tadına bakmadığım bir lezzet kalmadı diyebilirim.
Şimdi de Kahramanmaraş’ta, bir kez daha Anadolu’nun kültürel zenginliğini yerinde görmenin mutluluğunu yaşıyorum.
“Kültür Yolu Festivali” vesilesiyle rotamız Kahramanmaraş
12–20 Eylül’de Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin 18’inci durağı olan Kahramanmaraş, ilk kez bu kadar büyüklükte bir kültür buluşmasına ev sahipliği yapıyor.
Festivalin gastronomi programına Michelin Rehberi’nde yer alan Sinem Özler ev sahipliği yaparken Şef Claudio Chinali, Şef Kerem Bilginer, Sedef İybar, Ebru Erke, Sibel Dedeoğlu, Gamze İneceli ve ben şehre misafir olduk.
Kahramanmaraş’ın lezzetlerini yerinde tattık
Kentin bu yolculuğunda 52 restoran, “Kültür Yolu Lezzet Durağı” olarak belirlenmiş. Bizim Maraş serüvenimiz de akşam uçağından iner inmez başladı. İlk durağımız Fidan Paça oldu. Günün yorgunluğunu, dumanı üzerinde nefis bir paça ile geride bıraktık. Ardından Sherbet’te taş kadayıfının tadına baktık.
Ertesi sabah, festivalin resmi açılışının ardından rotamızı Kahramanmaraş Belediyesi’ne ait Şairler Tepesi’ne çevirdik. Şehrin manzarasına karşı kurulan sofrada birbirinden nefis yöresel lezzetler vardı. Sonrasında Hacı Milcan Restoran’da yaklaşık 20 farklı yerel lezzetin tadımını gerçekleştirdik. Her tabak, bu kadim mutfağın farklı bir hikâyesini anlatıyordu sanki.
Maraş’ın tarih kokan sokaklarına uzandığımızda ise karşımıza Maraş Kapalıçarşı çıktı. Türkiye’nin en eski yapılarından biri olarak kabul edilen bu tarihî çarşıyı gezdikten sonra hemen yanı başında 500 yıllık bir konak olan Katiphan ’da birbirinden leziz yemekler sofrada bizi bekliyordu.
Melek annenin misafirperverliği
Akşam saatlerinde ise Kahramanmaraş’ın köklü ailelerinden Melek annenin elinden çıkan nefis yemekleri yedik. Bu bize gastronominin kimi zaman en gösterişli restoranlardan önce evlerin sıcak mutfağında hayat bulduğunu hatırlattı. O sofrada yemek kadar samimiyet, paylaşmak kadar gönül vardı.
Gecenin finali “Başkonuş Yaylası” oldu
Doğanın kucağında bizleri ağırlayan Serhan Erdoğanyılmaz ve ailesinin ilgisi gerçekten muhteşemdi. Yaylanın huzuru, temiz havası ve içten misafirperverliği, Maraş yolculuğumuza bambaşka bir renk kattı.
Ertesi sabah yaylanın güzel bir kahvaltısının ardından gezimizin son duraklarına doğru yola çıktık. Akdo ve Mado, bu lezzet yolculuğunun final noktaları oldu. Burada tadına baktığımız kentin dünyaya mal olmuş dondurması, tarhanası ve tatlısı da bizleri mest etti.
Kahramanmaraş Mutfağı
Maraş tarhanasının ayrı bir yeri var. Yoğurt, dövme ve kekikle hazırlanan, ince sergiler üzerinde kurutulan tarhana, Anadolu’nun saklama ve değerlendirme kültürünün zarif örneklerinden biri. Çerez olarak da tüketiliyor, çorbaya da dönüşüyor. Bir yiyeceğin iki farklı kimliğe bürünmesi bile Maraş mutfağının ne kadar inovatif ve köklü olduğunu gösteriyor.
Lezzet çeşitliliği
Bu mutfakta eli böğründe, sömelek köfte, ekşili aya sulusu, yoğurtlu dövme aşı, acem pilavı, Maraş paçası, içli köfte, mumbar dolması (mimbar) ve çeş börek, tutmaç, helise, tirşik (yılan otu) tas pilavı gibi daha birçok birbirinden şahane tatlarla karşılaşıyorsunuz.
Bu sofrada et, bulgur, yoğurt, sumak ekşisi, Maraş biberi ve yöresel otlar başrolde. Ekşilikle acılığın, yoğurtla etin, bulgurla baharatın kurduğu denge, Maraş mutfağına kendine özgü bir hüviyet kazandırıyor.
Maraş tatlı dünyası
Cevizli sucuk, samsa, Maraş çöreği ve taş kadayıf ve elbette Maraş dondurması… Keçi sütü ve salep ile kendine özgü yoğun kıvamına kavuşan Maraş dondurması, artık şehrin sınırlarını çoktan aşmış bir marka lezzet.
Kentin gelişimi
6 Şubat depremlerinin ardından yeniden ayağa kalkmaya çalışan bir Kahramanmaraş vardı. Bunun için kültürün, sanatın ve gastronominin taşıdığı anlam daha da büyüktü.
Bir şehir binalarıyla yeniden yapılandırabilir, ama hafızası, kültürü ve sofrasıyla ancak yeniden ayağa kalkabilir.
Özetle,
UNESCO Edebiyat Şehri unvanı Maraş’ın kelimelerle kurduğu ilişkinin uluslararası bir karşılığı olsa gerek. Fakat Maraş’ta mutfak da bir nevi konuşuyor, anlatıyor kendini.
Maraş’ta yemek, sofraya gelen bir tabaktan çok daha fazlası. Her lokmada bu toprakların kadim bir hafızası var.
