Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Karadeniz’in şifa sofrası ve yayla turizmi bence Türk gastronomisine bir nefes olur. Doğanın cömertliğindeki saklı tatlar ve serin yayla rüzgârlarıyla oluşan bu nefes, insanın şehir hayatına inat sağlıklı beslenmesine de yol açabilir.
Geçen hafta Artvin’de bir seyahatteydim. Nefis lezzetler eşliğinde harika yerler gezdim. Tatil anlayışım değişti diyebilirim. Bu geziyi detaylı yazacağayım ama size “Karadeniz’de gastronomi turizmi” mutlaka olmalı demek istiyorum. Nedeni altta.
Öncelikle güneşin kavurucu sıcaklarının şehirleri esir aldığı, asfaltın hararetinin nefesleri kestiği o demlerde modern zamanın "tatil" anlayışı, ne yazık ki bizleri açık büfe kuyruklarına, klor kokulu havuz kenarlarına ve kumun yakıcılığına hapsediyor.
"Her şey dâhil" sistemlerin sunduğu o bitmek bilmeyen yemek döngüsü, dinlenmekten ziyade vücudu yoran bir mekanizmaya dönüşüyor. Oysa tatil, insanın ruhunu ve bedenini dinlendirdiği bir zaman dilimi.
İşte tam bu noktada, Karadeniz’in hırçın dalgalarından süzülüp Kaçkarların dumanlı zirvelerine uzanan Karadeniz ve yayla turizmi, yorgun vücutlar için bir alternatif olarak karşımıza çıkıyor.
Karadeniz turizmi, bir sahil bandı gezisinden ve deniz ürünlerinden ibaret sanılmamalı. O, dikey bir yolculuktur. Sahilde Karadeniz’in serinliğini içinize çekerken, birkaç saatlik bir tırmanışla kendinizi bulutların üzerinde, Kaçkar Dağları’nın kalbinde bulabilirsiniz. Bu coğrafya, size denizin mavisiyle ormanın yeşilini ve lezzetleri bir arada sunan nadir bir sahne hazırlar. Sahil bandındaki hareketlilikten kaçıp yukarılara, Ayder gibi, Borçka gibi efsunlu yaylalara çıktığınızda işte sizi karşılayan o serinlik, mevsimsel bir değişimden ziyade zindelik vaat eder.
Kaçkar ve Kafkasör Turizm Merkezi’nden Mersivan’a, Şavşat’tan Karagöl’e, Sahara, Bilbilan ve Arsiyan yaylalarına uzanan bu zengin coğrafya; kültür ve inanç turizmiyle derinleşirken, akarsuların coşkusunda kano ve rafting deneyimleriyle hareket kazanır. Dağ ve doğa yürüyüşleri, atlı keşif rotalarıyla iç içe geçerken; kamp ve karavan yaşamı, doğayla baş başa kalmanın dinginliğini sunar. Sportif olta balıkçılığıyla sabrın ve doğanın uyumu hissedilirken, kuş gözetleme faaliyetleri gökyüzünün ritmini keşfetmeye davet eder. Milli parklar ve tabiat parkları, eşsiz ekosistemleriyle ziyaretçilerini büyülerken; jeep safari rotaları adrenalin dolu anlar yaşatır, botanik bitki inceleme gezileri ise bu toprakların saklı hazinelerini gözler önüne serer.
En önemlisi de bu yolculukta gastronomi, toprağın ve tarihin hikâyesini dinlemektir. Yaylaların temiz oksijeniyle harmanlanan lezzetler, şehirdeki yapay tatların çok ötesinde. Yayla havası, iştahı bir gereksinim olmaktan çıkarıp bir keşif arzusu olarak koyar.
Karadeniz’in sarp yamaçları, aslında devasa bir doğal eczane. Yol kenarlarında, orman diplerinde kendiliğinden yetişen taflan (karayemiş) ve yaban mersini (likapa), bu coğrafyanın insanoğluna sunduğu en kıymetli hediyeler. Modern tıbbın üzerine titrediği antioksidan kaynağı bu meyveler, yayla turizminin gastronomik temellerinden bir kısmını oluşturur. Dalından koparılan bir avuç yaban mersininin verdiği o mayhoş tat, aslında vücudunuza zerk edilen bir yaşam iksiri.
Buna ek olarak, yaylaların yüksek rakımında otlayan hayvanların sütünden elde edilen tereyağı ve peynirler, gastronomiyi bir sağlık ritüeline dönüştürür. Mısır ekmeğine eşlik eden mıhlama, binlerce yıllık bir kültürün, tertemiz bir doğanın tabağa yansıması gibi. Şehirlerin kirli havasından sonra ciğerlerinize bayram ettiren o bol oksijen, yediğiniz her lokmanın hücrelerinize daha hızlı ve daha etkili nüfuz etmesini sağlar. Burada tatil, vücudu yormaz; aksine onu yeniden inşa eder.
Son yıllarda bölge, doğa sporlarının da merkezi haline geliyor. Özellikle dağların zirvesinden süzülüp sahilin serin sularına doğru yapılan yamaç paraşütü, bölge turizmine yeni bir soluk getiriyor. Yakın zamanda Artvin Kemalpaşa’da gerçekleşecek olan yamaç paraşütü etkinlikleri, bu değişimin en somut örneği.
Bölgenin yerel değerlerine sahip çıkan işletmelerin verdiği destek, turizmin geleceği açısından da hayati önem taşıyor. Kemalpaşa sahilinde bulunan Risus Park Otel ve Restoran’ın sponsorluğunda gerçekleştirilecek olan Yamaç Paraşütü hem bölgenin tanıtımı hem de yerel ekonominin canlanması adına büyük ses getirecek nitelikte.
Özetle, Karadeniz yaylaları, bize gerçek dinlenmenin ne olduğunu hatırlatıyor: Sessizlik, temiz hava ve gerçek şifalı gıda. Tatilin bir yorgunluk getirmemesi gerektiğine inananlar için Kaçkarların etekleri, Yaylaların sisli sabahları ve Kemalpaşa’nın adrenalin dolu semaları birer davetiye.
Bu yaz, gökyüzüne komşu sofralarda şifa bulmaya, bulutların üzerinde nefes almaya ve gerçekten dinlenmeye gidin. Çünkü doğa, kendisini doğru anlayanı asla yorgun göndermez.
