Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Otomobillerin dikiz aynasının altında veya yan tarafında bulunan küçük mandal veya düğme, sadece basit bir plastik parçası değil, gece sürüşlerinde hayati bir güvenlik önlemidir. Çoğu sürücünün varlığından bile haberdar olmadığı veya çanta asmak için kullandığı bu özellik, arkadan gelen aracın farları gözünüzü aldığında "karanlık mod" etkisi yaparak görüş netliğini koruyor. İşte o küçük düğmenin arkasındaki büyük mühendislik ve doğru kullanım şekli.
Direksiyon başındayken gözleriniz yoldadır ancak güvenli bir sürüş için en az ön cam kadar dikiz aynası da hayati önem taşır. Özellikle gece yolculuklarında, arkadan gelen araçların farları yanlış ayarlanmışsa veya sürücü uzun farlarını açık unuttuşsa, dikiz aynasından yansıyan o keskin ışık geçici körlüğe neden olabilir. Sürücüler genellikle bu durumda aynanın açısını değiştirerek ışıktan kaçmaya çalışır, ancak bu hareket arkanızdaki trafiği görmenizi engeller. Oysa çözüm, hemen elinizin altındaki o küçük mandalda gizli. Pek çok sürücünün "ne işe yaradığını bilmediği" için dokunmaya çekindiği o mekanizma, aslında manuel bir karartma sistemidir. Bu yazımızda, basit görünen ama kaza riskini minimuma indiren bu teknolojinin nasıl çalıştığını anlatıyoruz.
Dikiz aynanızın hemen altında sarkan küçük, siyah plastik mandal, aynanın "Gece Modu"nu aktif hale getiren bir anahtardır. Otomotiv mühendisleri, aynaları tasarlarken ışığın kırılma prensibinden faydalanan prizmatik bir yapı kullanırlar. Ayna camı, gövdeye düz değil, belirli bir açıyla yerleştirilmiştir. Gündüz sürüşlerinde mandal "Gündüz" konumundayken, aynanın arkasındaki gümüş kaplı yansıtıcı yüzeyi tam olarak görürsünüz ve net bir görüntü alırsınız.
Ancak gece olduğunda ve arkadan güçlü bir ışık geldiğinde, bu mandalı kendinize doğru çektiğinizde veya arkaya ittiğinizde (araca göre değişir), aynanın içindeki camın açısı değişir. Bu hareket, yansıtıcı gümüş yüzeyi devre dışı bırakıp, ışığın büyük kısmını tavana yansıtırken, sadece yaklaşık %4'lük bir kısmını size yansıtır. Böylece arkadaki aracı ve trafiği görmeye devam edersiniz ama o kör edici far ışığı, sanki üzerine siyah bir film çekilmiş gibi sönükleşir.
Gözlerimiz karanlıkta araç kullanırken göz bebeklerini büyüterek daha fazla ışık almaya çalışır. Bu durumda aniden maruz kalınan yüksek lümenli bir ışık kaynağı (örneğin arkadaki aracın xenon farları), "Troxler Etkisi"ne benzer bir geçici görme kaybına yol açabilir. Gözün tekrar karanlığa ve yola odaklanması saniyeler sürebilir. 90 km/s hızla giden bir araçta, 3 saniyelik bir odak kaybı, yaklaşık 75 metre boyunca "kör" gidilmesi anlamına gelir.
Aynadaki bu manuel karartma sistemi, işte bu riski ortadan kaldırır. Işığı absorbe ederek göz bebeklerinizin küçülmesini engeller ve yola odaklanma sürenizi korur. Eğer aracınızda otomatik kararan (elektrokromatik) ayna yoksa, bu mandalı kullanmak bir tercih değil, güvenlik zorunluluğudur.
Yeni nesil orta ve üst segment araçlarda bu mandalı göremeyebilirsiniz. Çünkü bu araçlarda "Elektrokromatik Ayna" teknolojisi kullanılır. Aynanın önünde ve arkasında bulunan ışık sensörleri, ortam ışığı ile arkadan gelen ışık arasındaki farkı ölçer. Eğer arkadan gelen ışık çok parlaksa, ayna camının içindeki özel jel elektriksel uyarıyla kararır.
Ancak Türkiye'deki araç parkının büyük bir kısmı hala manuel aynaya sahip modellerden oluşuyor. Sürücülerin en sık yaptığı hata, bu mandalın işlevini bilmedikleri için aynayı elleriyle sağa sola çevirmektir. Bu durum hem sürüş pozisyonunuzu bozar hem de aynanın ayarını kaybetmenize neden olur. Doğru kullanım; aynayı gündüz kendinize göre ayarlamak, gece rahatsız edici bir ışık fark ettiğinizde sadece mandalı hareket ettirmektir.
Bu sistemin tek dezavantajı, mandalı "Gece" konumunda unutmektir. Sabah olduğunda veya iyi aydınlatılmış bir tünele girdiğinizde, ayna hala karartılmış moddaysa arkadaki trafiği net göremezsiniz. Görüntü silik ve hayalet gibi görünür. Bu nedenle profesyonel sürücüler, gece yolculuğu bitip aracı park ederken mandalı tekrar "Gündüz" konumuna getirmeyi alışkanlık haline getirir.
Basit bir plastik parça gibi görünen bu mekanizma, aslında optik fiziğin sürüş güvenliğine en büyük hediyelerinden biridir. Bir sonraki gece sürüşünüzde, arkadaki farlar gözünüzü aldığında aynayla boğuşmak yerine o küçük mandalı kullanmayı deneyin; sürüş konforunuzun ne kadar değiştiğine inanamayacaksınız.